Okuma süresi: 3 dakika

Türkiye’de yaşamak herkes için gittikçe daha zorlu bir hale gelirken, zaten “normal” şartlarda dahi ataerkinin zayıf halka olarak gördüğü kadınlar için hal daha da kötü bir duruma doğru gitmekte. Zira İstanbul Sözleşmesi’nin feshi hakkında yayınlanan Cumhurbaşkanlığı Kararı’na karşı yasal yollar sürmekteyken bir de 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un kaldırılması yönünde kampanyalar başlatılıyor. Böylelikle kadın mücadelesinin hukuk kanadı kırılmaya, kadına yönelik şiddet ise -kadın kimliğine karşı bir ötekileştirme ve buna bağlı olarak güçsüzleştirme yokmuşçasına- nitelikli halden çıkarılıp, sıradan suçlardan biri haline getirilmeye çalışılıyor. İşte bu sebeple kadın mücadelesinin ortadan kaldırılması çabası artarken doğru orantılı bir biçimde kadın dayanışmasının da artması gereken bir dönemin içindeyiz. Koparılmaya çalışılan her kanada daha da sıkı sıkıya sarılma zamanı!

Melek Hıldır Kimdir?

Tam da bu noktada birbirini tanıyan ama daha önce birlikte aynı dosyaya bakmamış 7 feminist kadın avukatı “Kadınlar davama sahip çıksın!” diye bitirdiği bir mektupla yeniden bir araya getiriyor. Melek Hıldır. Melek, eniştesinin cinsel saldırılarına, uyguladığı fiziksel ve psikolojik şiddete aylarca maruz kalmış bir kadın; ailesi ve canından çok sevdiği yeğenleriyle kendi halinde bir yaşantının içindeyken eniştesinin saldırılarıyla hayatı cehenneme dönen bir kadın; erkek kimliğinin verdiği cesaret ile her halükarda haklı çıkacağından emin bir şekilde tehditler savuran eniştesiyle mücadele ederken, ataerkinin gücünü en sert şekilde gösterdiği bir ortamda hayatta kalmaya çalışan bir kadın… Kısacası Melek “örselenmiş bir kadın”.

Örselenmiş/Kötü Muameleye Maruz Bırakılmış Kadın Sendromu nedir?

Örselenmiş/kötü muameleye maruz bırakılmış kadın sendromu kavramı Psikolog Lenore E. Walker’ın şiddete maruz bırakılmış kadınlar üzerinde yaptığı araştırmalar sonucunda ortaya çıkmıştır. Sendromun temelinde ‘şiddet döngüsü’ ve ona bağlı olarak gelişen ‘öğrenilmiş çaresizlik’ yer almaktadır. Şiddet döngüsü üç aşamadan meydana gelmektedir: İlk aşama kadının çoğunlukla psikolojik şiddete maruz bırakıldığı ve kontrol edilmeye çalışıldığı gerilim aşaması; ikinci aşama fiziksel şiddetin uygulandığı ve sonrasında şiddetin sebebi ile ilgili çeşitli bahanelerin sunulduğu aşama; üçüncü aşama ise bu durumun tekrar etmeyeceğine dair vaatlerde bulunulan ve sevecen bir tutum takınılan özür aşamasıdır. Özürden bir süre sonra ilk aşama tekrar yaşanır ve bu döngü bu şekilde sürüp gider. Ancak şiddet döngüsünün içine fiziksel şiddetin olmadığı durumlar da dahildir. Zira birçok kadının doğrudan fiziksel şiddete maruz bırakılmadıkları durumlarda bir şiddet döngüsünün içinde olduklarını fark etmedikleri görülmektedir. Şiddet döngüsüne maruz bırakılmış kadın, ne yapsa bu durumdan kurtulamayacağı ve sonucu hiçbir şekilde değiştiremeyeceği inancına girer ve nasıl olsa kontrolün onun elinde olmadığı düşüncesi ile hiçbir adım atamaz hale gelir. İşte kadının düştüğü bu ruh haline psikolojide “öğrenilmiş çaresizlik” denilmektedir. Kadın artık saldırının ne zaman, ne şekilde geleceğini bilmediği bir duygu halinde her an tetikte ama çaresizlik içindedir. Örselenmiş kadın sendromu, kadının maruz kaldığı şiddet döngüsüne bağlı olarak gelişen öğrenilmiş çaresizlik halinin adıdır. 

Uygulamada Örselenmiş Kadın Sendromu

Örselenmiş Kadın Sendromu, feshedilme çabasında olunan “Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi”nde (İstanbul Sözleşmesi) düzenlenmiştir. Türk Ceza Hukuku’nda bu isim ile yer almamakla birlikte çoğunlukla kadınların içinde bulundukları durum en iyi ihtimalle “haksız tahrik” unsuru olarak kabul görmekte ve buna bağlı olarak da “kasten öldürme” suçundan belli bir miktar ceza indirimi yapılma yoluna gidilmektedir. Ancak haksız tahrik indirimi, öldürme fiilini gerçekleştiren kişinin, kendisine dair yapılmış olan kötü bir muamele sonrası, muameleyi gerçekleştiren kişiye karşı hınç ve intikam duyguları içinde gerçekleştirilmiş eylemler için düzenlenmiş bir kanun maddesidir. Buna rağmen bu indirim bile tutku, namus gibi bahanelerle işlenen cinayetlerde rahatlıkla uygulanan haksız tahrik indirimi, yine eril yargılama uygulamaları nedeniyle canını kurtarma saikiyle hareket eden kadınların yargılandığı davalarda uygulanmaktan itina edilmektedir. Örselenmiş Kadın Sendromu halindeki kadınlar ise gerçekleştirdikleri öldürme eylemini nereden ve ne zaman geleceği belli olmayan, sistematik bir biçimde sürmekte olan şiddet eylemlerine son vermek, sürmekte olan eylemleri def etmenin başka bir yolu kalmadığını düşünmeleri sebebiyle gerçekleştirmektedirler. Öyle ki böyle bir şiddet sarmalı içerisinde kalan kadınlar, bir sonraki saldırının ne zaman gerçekleştirileceğinden ziyade, bir sonraki saldırının ölümcül olup olmayacağını düşünerek yaşamaya başlarlar. Zira bu kadınların çoğu ya yakın çevrelerinden gereken desteği görmemiş ya da kolluk tarafından yardım talebinde bulunmalarına karşın güvenlikleri sağlanmadığı için kendilerine başka çıkış yolu bulamamışlardır. Bu durum Türk Ceza Kanunu’nda “Meşru Savunma” şartlarına uygunluk göstermektedir. Meşru savunma kişinin sürmekte olan ya da tekrar etmesi muhtemel olan bir haksız saldırıyı defetmek amacıyla eylemi gerçekleştiren kişiler için düzenlenmiştir. Ancak mahkemelerin bu psikolojik durum değerlendirmesini göz ardı etmeleri sebebiyle eylemlerin mevcut saldırıları önlemek amaçlı oluşu değerlendirmeye girmemektedir. 

Kadınlar İçin Birlik Olma Zamanı

Her ne kadar uygulamada kabul edilmese de Örselenmiş Kadın Sendromu’nun varlığı su götürmez bir gerçektir. Bu sebeple kararlarda göz önünde bulundurulana kadar şiddetin her türüne maruz bırakılan kadınların davalarında defalarca dile getirilmeli, kırılmaya çalışılan hukuk kanadının yeniden güçlenmesi için daha fazla birlik olunmalı, kadınlar mahkeme salonlarında yalnızlığa terk edilmemelidir.

Melek Halen Tutuklu

Eniştesinin cinsel, fiziksel ve psikolojik saldırılarının hayatta kalanı olan Melek, 1 buçuk yıldır tutuklu yargılanmakta. 23 Mart’ta gerçekleşen duruşması karar duruşması olacakken 20 Nisan’a ertelendi. Buna rağmen Melek, kadınlara olan inancını kaybetmedi ve hala bizlere sesleniyor: ‘Kadınlar davama sahip çıksın!’.

Melek Hıldır’ın Karar Duruşması 20 Nisan 2021 tarihinde 14.00’da Manisa/Alaşehir Ağır Ceza Mahkemesi’nde gerçekleşecek. 

Melek’i mahkemede yalnız bırakmayalım!

Başlık fotoğrafı: Emre Orman / csgorselarsiv.org