Özde Çolakoğlu, 14-17 Eylül tarihleri arasında Dedetepe Ekolojik Çiftliği‘nde eko yoga etkinliğini gerçekleştirecek. Yoga yapıp, vegan beslenerek detoksa girmek isteyenler için bayram zamanında düzenlenen bu etkinlik güzel bir fırsat olabilir. Aynı zamanda çiftlik yaşamının havasını da almak iyi gelecektir. 

Etkinlik öncesi biz de Özde Çolakoğlu ile ufak bir sohbet gerçekleştirerek kendisini daha yakından tanımak istedik.

Yeşim Özbirinci: Biraz kendinden bahseder misin?

Özde Çolakoğlu: Hımm. Uzun yıllar sosyal medya uzmanı olarak çalıştım ve dijital ortamlarda kampanya ya da reklam içerikleri oluşturdum. Yoga, insanın hayatına girince her şeyi değiştirmeye başlıyor. Bence günümüzde insanların yogaya büyük ilgi göstermesinin altında da bu yatıyor. Hangi amaçla yaparsan yap, seni değiştiriyor. Benimki de öyle oldu tabi ki. 2009 yılından beri yoga yapıyorum. Hayatıma öyle işledi ki bu yolda deli gibi öğrenme arzusu içindeydim. İlk temel eğitimi Bora Ercan ve İrem Greenfield ile yaptım. Birkaç sene sonra hayat algımı değiştiren hocam olan Zeynep Çelen’den temel eğitim aldım. Sanırım yurtdışına gidene kadar da peşini bırakmadım. Ondan ileri eğitim alıp, temel eğitimde ona asistanlık yaptım. Sonra hepimizin bedensel yapılarının farklılıklarını keşfettikçe anatomiye aşık olmama vesile olan Neval Aras’ın İleri Yoga ve Anatomi eğitimini bitirdim. Bu kış da ona asistanlık yapacağım. Yogaya başladığım yedi sene içinde birbirinden farklı hoca ve ekolle çalışma ve tanışma fırsatım oldu. Benim hakkımda daha fazla bilgi için www.ozdecolakoglu.com’a bakabilirsiniz.

“Olanla kalabilmek”

Yeşim: Yoga eğitimlerinizde neye daha çok önem veriyorsun?

Özde: Parmak izlerimiz gibi bedenlerimiz ve hiçbirimizin aynı değil. Bu durumda da hiçbir pozu, aynı yapmayacağız. Her bedenin kendi “doğru” hizası çok farklı ve belki de en önemlisi bu! Derslerde önemle vurgulamaya çalıştığım şey, bunun bir araştırma olduğu. Bedenin kendi hareket alanını keşfetmek ve bedenin açıklılığına gösterdiğin kabulü, kapalılığına da göstermeye gönüllü olmak. Hislerimiz gibi bedenlerimiz değişiyor. Bir gün çok rahat yaptığın pozu, bir gün yapamayacaksın ama izlemeye devam edeceksin kendini. Matın senin kendi alanın ve deneyimlemeye çalıştığımız şey kuşlar, böcekler çiçekler deyip, pembe gözlükler takmak yerine “olanla kalabilmek”. Pek de sevmediğin o pozu yaparken hislerini gözlemek gibi sonra bu deneyimin kapsama alanını büyütmek! Hiçbir şey bir dersle olmuyor ama yapmayı seçtiğim şey, herkesin farklılığına alan açmak ve buna her sabah kendimden başlamak tabii ki.

Yeşim: Herkesin yoga ile uğraşması çok güzel bence ama geçenlerde, artık herkesin yoga eğitmeni olduğu ile ilgili eleştirel bir yazı okudum. Siz nasıl bakıyorsunuz bu konuya?ozde-colakoglu-3

Özde: Herkes kendine iyi gelen şeyleri yapmaya devam etsin. Çünkü insana bir şey iyi geldiğinde onun çok belirgin bir hissi var. Bana öyle oldu ve hâlâ da öğrenmeye devam ediyorum. Maymun iştahı ile yapılıyorsa dünyanın her şeyinde bu var zaten o da belli olur. Hayatın doğasında var, yaşamak! Kış geldiğinde yapraklar dökülüyor, yapraklar ölüyor gibi duruyor, o zaman bile bitmiyor, sadece toprağa karışıyor. Herkes eninde sonunda kendisine en iyi gelen şeyi bulacaktır ve bu arada “bugün” bana iyi gelen şey diyebiliriz. Yarın ne olacak kim bilir? Belki ben de yarın yoga eğitmenliği bırakıp, başka bir şey yapacağım! Her şey “HERKES” için mümkün, kalbimizi dinledikten sonra yol HERKESE açık.

“İçini kıpır kıpır ettiyse o zaman gel”

Yeşim: Dedetepe Ekolojik Çiftliğinde 14-17 Eylül tarihleri arasında eko yoga etkinliği gerçekleştireceksiniz. Nedir bu eko yoga? Neler yapılacak bu etkinlikte? İnsanlar neden katılmalı?

Özde: Şehir hayatının günlük stresleri sadece bedenleri katılaştırmıyor, ruhsal olarak robotlaştırıyor! Hele son dönemdeki haberler, dünyada olanlar insanlar daha da bir umutsuzluk içinde. Bence hepimizin ihtiyacı var biraz mola vermeye, içeride olanlara bakmaya, hareket etmeye, oynamaya, gülmeye ve belki de en önemlisi bilmemeye! Eko Yoga’nın, şöyle bir farkı var ki; günlük yaptığımız çalışmalar dışında çiftlikte zaman geçirebileceğiz. Çiftlik hayatı yakından tanırken, aslında hiç alışık olmadığımız şekilde yaşamanın mümkün olduğunu öğreneceğiz. Hayatına hiç yoga girmediyse, merak ediyorsan, pratiğini derinleştirmek ya da kendi pratiğin olmasını istiyorsan, biraz İstanbul’dan uzaklaşmaya ihtiyacın varsa ya da neden olmasın diyen “herkese” açık! Tek bir kural var belki de; açık bir gönül! Amacımız, insanların alışmadıkları bir ortamda birkaç gün geçirirken hem kendi anatomilerini daha yakından tanımalarına vesile olmak, eğlenmek ve kendinin tüm olasılıklarına yer açmak! İçini kıpır kıpır etti ise o zaman haydi gel.

Etkinliğe katılmayı düşünenler Facebook sayfasından gelişmeleri takip edebilirler.