Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö ile görüştü. Görüşmenin ardından düzenlenen basın toplantısında Finlandiyalı gazeteci Erdoğan’a “Diktatör müsünüz?” diye sordu. Erdoğan cevap olarak önce “Hangi gazete?” dedi, sonra da gazeteciye diktatörün yönettiği bir ülkede bu soruyu soramayacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı, gazetecinin sorusuna verdiği altı dakikalık yanıtta hitabet ve yaratıcılık yeteneğini epey zorladığı anlaşılan “Özgürlüklerin sınırsız yaşandığı ülke Türkiye’dir” cümlesini de kurdu. Ayrıca Erdoğan iktidara seçimle ve hatta yüzde 52 oy ile geldiğini söyledi, hangi diktatörün seçimle işbaşı yaptığını sordu. 

Tarih tekerrürlerden ibaret. Yaşanan olaylar paralel, insanlar değişiyor, zaman geçiyor ama bazı olaylar, bazı sıfatlar, bazı davranışlar benzerlik gösteriyor. Tarih ne yazık ki seçimle iktidar olmuş “uzun”, sert, hükmeden “adam”larla dolu.

Özgürlükler ülkesi: Türkiye

Adalet Akademisi Meslek İçi ve Hizmet İçi Eğitim Daire Başkanı Mahmut Akgün, Avrupa Konseyi’nde düzenlenen ifade özgürlüğü konferansında Türkiye’de ifade özgürlüğünün fazlaca olduğunu iddia etti. Akgün hiçbir gazetecinin ifade özgürlüğü kapsamında tutuklu olmadığı, tutuklu bulunan 105 gazetecinin 5 tanesinin basın kartı taşıdığını söyledi. İşi ilerleten Akgün geri kalanların da gazeteci değil, çaycı, amele ya da başka ülkelerin ajanı olduğunu söyledi. 

O kadar özgür bir ülkeyiz ki, IŞİD militanlarına YURTKUR battaniyeleri verilebiliyor...
O kadar özgür bir ülkeyiz ki, IŞİD militanlarına YURTKUR battaniyeleri verilebiliyor…

Söz konusu konferansta Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan da konuştu. Arslan, “Terör eylemleri hayat hakkına ve ifade özgürlüğüne karşı eylemdir. Orada bulunanlar aslında sadece barış istiyorlardı, kendilerini özgürce ifade etmek istiyorlardı, bu hakları ellerinden alındı” dedi. 

Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütü, 2014 Dünya Basın Özgürlüğü Sıralaması’nda Türkiye’yi, 180 ülke içerisinde 154. sırada gösterdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a göre ise durum tamamen farklı. “İddia ile konuşuyorum. Ne Avrupa’sında ne de diğer ülkelerinde, Türkiye’deki basın kadar özgür bir medya yoktur. Bunların hepsini gördük. Sıkıysa siz oralarda kalkın, Cumhurbaşkanına, Başbakana saldırın, saldıramazsınız. Amerika’da, Almanya’da, Rusya’da yapamazsınız. Bunların yüzüne yüzüne, onların görsel medyada çıkan şeylerini önlerine koymanız lazım.”

Fotoğraf: Rüçhan Akcan Selim
Fotoğraf: Rüçhan Akcan Selim

Kaddafi’den Hitler’e, Çavuşesko’dan Mussolini’ye…

Tarihin tozlu sayfalarında gezinirken kahramanlık öykülerinin yerini kısıtlayıcı kimliklere bıraktığını ve sonucunda da uzun süren iktidarların yine o tozlu sayfalara bıraktığını görüyoruz. Büyük hasarlar bırakıp giden diktatörlerin büyük kısmı sevgiyle anılmazken bir kısmına olan hasret ve içgüdüsel tapınma sona ermiyor. Bazı diktatörlerin adını söyleyemiyoruz, kimi hayatta kimi çoktan toprak oldu. Ancak anlaşılan o ki, seçim yalnız başına bir demokrasi sağlayıcısı değil.

Çavuşesko, Hitler ve daha ismini anamadığımız onlarca erkek lider var. Seçimle işbaşına gelmiş, bir süre de olsa halkın bir bölümünün sevgisini ve inancını kazanmış liderler… Sonunda gerçekler bir gün ortaya çıkıyor mutlaka. Gerçeklerden uzaklaşmamak ise bir lider sıfatını taşırken zor olsa gerek.

Muammer Muhammad Abu Minyar el-Kaddafi (7 Haziran 1942, Sirte – 20 Ekim 2011, Sirte), eski Libya lideri. 1969 yılında yapmış olduğu darbe sonucu iktidara gelip, 1970’ten 1972’ye kadar Libya başbakanlığı, 1972’den 1979’a kadar ise Libya devlet başkanlığı görevini yürütmüş olan Kaddafi, 1979-2011 yılları arasında Libya Arap Halk Sosyalist Cemahiriyesi’nin Kardeşçe Lideri ve Bir Eylül Büyük Devriminin Rehberi unvanını kullanarak, resmî bir görevi olmadan toplam 42 yıl boyunca Libya’yı yönetmiştir. Her ne kadar dünya kamuoyu tarafından bir diktatör olarak görülmüş olsa da Kaddafi bunu reddetmiş ve kendisinin Libya halkı için sadece bir rehber ve yol gösterici olduğunu söylemiştir. 2011 Libya İç Savaşı sonucunda rejimi devrildi ve Kaddafi de linç edilerek öldürüldü.

Saddam Hüseyin: Irak’ın beşinci cumhurbaşkanı. Devlet başkanlığının yanı sıra Devrim Komuta Konseyi başkanlığı, başbakanlık ve Baas genel sekreterliği görevlerini de üstlendi. Yaygın bir gizli polis ağı örerek, yönetimine karşı her türlü iç muhalefeti bastırdı; halk arasında yoğun bir propagandayla da adının çevresinde bir efsane oluşturmaya çalıştı. Saddam Hüseyin yönetiminin başlıca hedefleri, Arap dünyasının önderliğini Mısır’ın elinden almak, Basra Körfezi üzerinde egemenlik kurmak ve petrol gelirlerine dayanarak ülkenin yaşam standardını yükseltmekti. İktidar olduğu yıllarda sık sık Asurluların torunu olmakla övünmüştür. Saddam Hüseyin, 30 Aralık 2006 tarihinde Kurban Bayramı’nın ilk gününde asılarak idam edildi.

Tarihteki diğer diktatörler için buraya bakabilirsiniz.

Ünlü karikatüristlerin gözünden katliam…

Ankara’da, TTB açıklamalarına göre en az 105 kişinin hayatını kaybettiği “Kara Cumartesi” katliamına dünyadan karikatüristler de kayıtsız kalmadı. İnadına Haber’in derlediği karikatürler:

Ankara Katliamı Karikatür 1 Ankara Katliamı Karikatür 2 Ankara Katliamı Karikatür 3 Ankara Katliamı Karikatür 4 Ankara Katliamı Karikatür 5 Ankara Katliamı Karikatür 6 Ankara Katliamı Karikatür 7 Ankara Katliamı Karikatür 8 Ankara Katliamı Karikatür 9

Ben mi? Bomba mı? Hiç tarzım değil...
Ben mi? Bomba mı? Hiç tarzım değil…
Karikatürdeki polis, parmak izi bulamadıklarını söylüyor...
Karikatürdeki polis, parmak izi bulamadıklarını söylüyor…

Kaynak: BBC Türkçe, Wikipedia, İnadına Haber, Diken