XJAZZ Festivali dördüncü yılında İstanbul’da 11 Nisan Tarihinde Caz müziği tutkunlarıyla buluşuyor. Festival kapsamında sahne alacak Peter Broderick ile müziği üzerine konuşma fırsatımız oldu.

Q: Merhaba Peter, ne zaman senin hakkında yazılar okusam ve müziğini dinlesem kendimi sana çok yakın hissediyorum. Eğer senin için de uygunsa sohbetimize “Amacım müziğe bir açıklık ve merak duygusuyla yaklaşmak ve hiçbir zaman belirli bir üsluba bağlı olmamak” sözü ile başlamak istiyorum. Müzikte ne buluyorsun?

PB: Belki bunu söylemek biraz klişe ama müziğin gerçekten ‘evrensel bir dil’ olduğuna inanıyorum . . . Müzik, dili aşan bir iletişim şekli ve aslında bu müziği çok değerli kılıyor. Benim için müzik genellikle çok terapötik olmuştur. Hayatın kafa karıştırıcı hislerinde gezinmenin bir yolu. Kendimle ve dışarıdaki her şeyle bağlantı kurmanın bir yolu.

Q: Sanırım Gülşah Erol ve Çınar Yazgan ile sahne alacaksın, değil mi? Onlarla daha önceden tanışma şansı bulmuş muydun yoksa yeni mi tanışacaksınız?

PB: Gülşah Erol benden önce sahne alacak. Çınar Yazgan ile de birlikte sahne alacağız. Onunla henüz tanışmadım ancak birlikte bir keman düeti çalacağız, çok güzel olacağını düşünüyorum!

Q: Hikaye anlatıcılığını seviyorsun, değil mi? Ne tarz hikayelerden hoşlanırsın? Nordik, Antik Yunan, Roma, Pers’e ait mitolojik hikayeler mi yoksa daha çok tarihi hikayeleri mi tercih edersin? Sen de hikaye anlatıcılığı yapıyor musun? J Son zamanlarda insanlar bunu bir terapi olarak kullanıyorlar.

PB: İyi hikayelere bayılırım! Halk hikayeleri, bir ateşin etrafında dede ve ninelerin anlattığı hikayeleri çok seviyorum. Hayal kurduran, fantastik, büyülü ve metaforlarla dolu masallar… Öyle sevmediğim herhangi bir tür yok doğrusu. Her şeye açığım, kendim de hikaye anlatmayı çok severim.

Q: Peter, sen çok sevgi dolu bir insansın. Bu dünyada da nefret çok fazla. Bu durum senin müziğini etkiliyor mu? Senin için sevginin kaynağı nedir?

PB: Sevgi her yerdedir. Nefret de öyle. Bunu Yin ve Yang durumuyla açıklayabiliriz, karanlık ve ışık. Deneyimlerime göre, sevgiyi seçmek nefrete göre her daim daha iyi. Ne kadar çok verirsen, o kadar çok geri alırsın!

Q: Harika bir gizem. Gizem hakkında ne düşünüyorsun? Hayatın veya maddenin gerçek anlamını veya etrafımızda gördüğümüzden daha fazlasını arayan gizem. Gizemli misindir?

PB: Sanırım, biraz gizemliyim. Yine de gerçek bir mistik olmak için biraz normal bir yol kat ettim. Ancak, yalnızken doğada bulunmayı çok seviyorum, bu da bir noktada gizemli sayılabilir. Dünyadaki sıkıntılarla depresif bir ruh haline bürünmek çok kolay. Bu nedenle kendime bu gizemi bir şekilde hatırlatmam gerek. İşlerin nereye doğru yol alacağını bilmiyoruz. Bunun da rahatlatıcı bir durum olduğunu düşünüyorum.

 Q: Sanatla ilgileniyor musun? Fotoğrafların da farklı mesajlar içeriyor. J Sanırım kendini farklı yollarla ifade etmek istiyorsun.

PB: Elbette, öyle çok büyük bir sanatçı olduğumu söyleyemem ama bazen görsel sanat işleriyle ilgilenmeyi seviyorum. Bence bu çok terapötik.  

Q: Vapurda bir Boğaz yolculuğu yaptın ve siyah beyaz bir müzik videosu çektin. Bu müzik videosunun arkasındaki hikaye nedir? Bu konu hakkındaki düşüncelerini ve duygularını paylaşabilir misin?

PB: Benim için Boğaz’ı bir vapurla geçmek çok büyüleyici bir deneyimdi. Birkaç ay sonra da birisi benimle belirli bir yolculuk için şarkı besteleyebileceğimi sordu. Bu saf bir senkronizasyondu. Bu müziği bestelerken de gerçekten keyifli bir deneyim yaşadım. Parçayı henüz vapurdayken dinleyemedim ama bir gün bunu yapmak çok isterim!