Öncelikle şunu söyleyeyim, bu yazının yazılmasının temel sebebi, yapılan radikal ve çarpıcı özgürlük eylemlerinin (aşağıda da örnek vereceğim üzere, İzmir’de Anarşist dostların yaptığına benzer eylemler), egemenlerin istedikleri şekilde anlaşılması ve insanların çok ufak ve faydaları gözle görülmeyecek gelişmelere ayak uydurmadaki konformizmleri.

Dünyanın önemli bölümünde, egemenlerin, ilerici ve göze çarpan eylemleri bastırmadaanarsistler-2 kullandığı iki etkili metot vardır: 1- Eylem hakkında uydurdukları saçma sapan yalanları medya gücüyle yaymak, 2- O eylemin dışında bulunanlar tarafından, yapılanların küçümsenmesini sağlamak. Benim üzerinde duracağım mesele daha çok ikinci metot olacak. Çünkü, birinci metot ile kandırılamayan kesim, ikinciye atlar hemen. Bazen yukarıdan bakarak yaparlar bunu, bazen yadırgayarak. Ama bu hataya düşen kesim, sisteme karşı olsa da, o sistemin oyununa düştüğünü anlamaz.

İşe öncelikle, “Bu iş neden yapılır ve ne yararı vardır?” sorusundan başlayalım. Neden yapılır? Çok basit; “soyunan” arkadaşların ellerinde, Ankara ve Suruç katliamında, herkesin gözleri önünde katledilen Anarşistlerin fotoğrafları vardı. Kolluk güçlerinin aramak istemesi üzerine, bu insanların soyunmaları iki anlama gelir; 1- “Arkadaşlarımız katledildikleri meydanlara girerken de arandılar mı?” sorusunu haykırır, 2- Bu insanların aranması, devletin devriye gezen gözlerinin, bir de kıyafetlerimize takılması anlamına gelir ve bu yapılan, sürekli gözetimi hicveder. Ne yararı vardır? En azından insanların dikkatini çeker, hiçbir şey yapmadan yermekten daha faydalıdır.

Öte yandan, pankartta yazan “devlet, elini bedenimden çek” sloganı ile birlikte, bu videoyu paylaşan yandaş ve ana akım haber sitelerinin “erkek ve kadınlar soyundu” şeklinde sunmaları bile, bir şey aşikâr eder; bu eylemin temeli, sermaye sisteminin “afyon” olarak kullandığı, cinsel ahlak anlayışına yöneliktir. Cinsel ahlak kuralları da bugün sermayenin iktidarını sağlamlaştırmak için kullanılıyor, hani hepimizin mağduru olduğu, üzerimizden geçinen, emeğimizi ve geleceğimizi sömüren sistem var ya, hah işte o.

“Erkek ve kadınlar soyundu” cümlesindeki cinsiyetçiliği, kadınların soyunmasının, ahlakçı geçinen ve politik bir enstrüman olarak bedenlerini sergileyen kadınlara bakışı malum olan yığınların gözünde, haber değeri kazanması, haberin tıklanması ve sitenin daha çok para kazan(dır)ması açısından da okumak mümkün, kadın bedeni üzerinde kurulan tahakkümün göstergesi olarak da. Her ne şekilde okunursa okunsun, yapılan işin temelini okuyamayan arkadaşlarımız da, medyanın gösterdiklerine hayran hayran bakan yığınlar kadar bu tuzağa düştüler. Çıplak halde kadınların bedenlerinin teşhir edilmesi bu kadar yerilmemişti. “Vicdanımız ve aklımız”, teşhir edilen bedenin taşıdığı mesajı göremiyor sanırım.

Bugün başka bir habere daha rastladım. Yukarıda gördüğünüz üzere, Bralet adlı bir giysi tasarlanmış ve sütyenin yerini alacakmış. Ondan daha rahatmış, sıkmıyormuş, harika bir buluşmuş, kadınların memeleri rahat edecekmiş artık, sırtı da sıkmayacakmış. Pekala, sütyen neden var? Meme sarkmasına sebep olduğu, kadınların canını yaktığı, büyük sağlık problemlerine sebep olduğu kesin olduğu halde, açıkça hiçbir fizyolojik yararı Braletolmayan bu alet, ne işe yarar? Çok basit; meme uçlarını gizler.

Televizyonda bir kadın sütyen takmadığı zaman hemen belli olur, o video çok fazla tıklanır, “frikik verdi!” denilerek reklamı yapılır, herkesin gözüne takılır. Erkeğinkinden daha estetik olması dışında, kadın memesinin ne farkı var erkek memesinden? Neden “göğüs” diyerek yumuşatmaya varana kadar, onu gizlemek için her şeyi yapıyoruz? Neden ben mememi gizlemek zorunda değilken bir kadın, sütyen takmayı unuttuğu için ucu görünse dahi, utanmak zorunda? Daha da önemlisi, memeleri gizlemenin başka bir yolu olan bu giysi, görece daha rahat olduğu için, nasıl özgürleştirme aracı olur? Mesele sadece cinsel özgürlük değil yani, mesele aynı zamanda, kadın cinsiyeti üzerinde kurulan tahakkümün, iktidarı kuvvetlendirmesi.

“Bugün 1 Mayıs, soyunmanın ne gereği var, hem nasıl anlatırız bunu işçilere?” diyen dostlar, zaten bu meseleleri insanlara anlatamadığımız için bu hale gelmedi mi olay? Sisteme karşı olduğunu söyleyen insanların, şu bağlantıyı görmemesini nasıl anlamalıyız? Yapılan eylemleri hemen yermek mi gerekiyor, “Başkaları ne der?” diye düşünüldüğü için? Virginia Woolf‘tan alıntılayayım o halde; “Çalışın, kendinize ait bir odanız olsun ve yazın. ‘Erkekler ne der?’ diye düşünmeden yazın!” diyordu kendisi, erkek egemenliğinin, ataerkinin kurduğu tahakkümden bahsediyordu. Bu tahakkümün araçlarını, kaynaklarını ve etkilerini anlamadan, tabii ki bu eylemler de anlaşılmaz. Biraz derin bakmak gerekiyor, eğer olguları bilinçli gözlemlemezsek, o yerdiğimiz insanlardan hiçbir farkımız kalmaz pratikte.