George Allen ve Unwin, Oxford Academic’in sevilen kitabını seksen yıl önce 20 Eylül’de yayımladılar.

20 Eylül 2017 JRR Tolkien’in klasik fantastik romanı olan Hobbit’in yayınlanışının sekseninci yıl dönümüydü. Bu edebi kurum Oxford öğretim görevlisinin (1892- 1973) bir akşam öğrencilerinin ödevlerine not vermekten sıkılıp bunun yerine boş bir sayfaya uzanıp boş boş kitabın açılış cümlesini oluşturacak cümleyi not almasıyla doğdu: “Toprakta bir kovukta bir hobbit yaşardı.”

Bu basit başlama noktasından Tolkien, Bilbo Baggins’in hazine peşinde Yalnız Dağ’a olan beklenmedik serüveninin epik hikayesini yarattı. Eserini 1932’de tamamladı ve bir taslağı incelemeleri için saygın iş arkadaşlarına sundu.

Bunlardan biri, kendi Narnia Günlükleri (1950 – 56) aynı şekilde büyülü bir dünyada masum kahramanlarını iyi ile kötü arasındaki savaşa sokan ve Tolkien’in hıristiyan fikirlerini derinden hisseden CS Lewis idi. Erkekler yakın arkadaşlardı ve St. Giles’daki Eagle and the Child Pub’ında, her Salı günü dönem zamanlarında edebi meseleleri tartışmak için buluşmalarıyla ünlü olan özel Inkings Kulubü’nün üyeleriydiler.

Tolkien eserinin el yazması bir kopyasını öğrencilerinden birine, Elaine Griffiths’e gösterdi. Öğrencisi bunun karşılığında bunu sonradan George Allen ve Unwin’de çalışacak olan arkadaşı Susan Dagnall’a gösterdi. Dagnall patronu Stanley Unwin’e tiyo verdi. Unwin küçük oğlunun romanı göklere çıkarması üzerine devam etmeye ve 21 Eylül 1937’de romanı basmaya karar verdi. Hobbit o zamandan beri basılmakta.

Tolkien’in hikayesi ve devam hikayesi Yüzüklerin Efendisi (1954 – 55) çocukları ve her yaştan yetişkinleri seksen yıldır eğlendiriyor. Popülerlikleri Peter Jackson’un iki kitabın üç film uyarlaması sayesinde milenyumun dönüşüyle artıyor. Martin Freeman, Ian McKellen ve Richard Armitage’ın rol aldığı Hobbit döngüsü daha yakın zamanda çekildi (2012-14).

Akademisyen, ilham için Avrupa pagan ve hıristiyanlık öncesi folkloru, mitler ve peri masallarına dair yaygın bilgilerinden yararlandı. 1925 ve 1945 yılları arasında Oxford Rawlinson ve Bosworth’un Anglo – Saxon profesörü olan Tolkien, fantastik temalar üzerine hikaye tarzında şiirler yazarak ve Elf runik dillerini sıfırdan icat ederek kendini eğlendirdi.

Hobbit’in karakter ve yer adları İzlanda’ya ait dil geleneklerinden ve Poetic Edda ve Prose Edda gibi Eski Nors efsanelerinin ekolarından türetildi. Kurnaz ejderha Smaug, Eski İngiliz efsanesi Beowulf’takiyle (William Morris’in yoluyla) karşılaştırılırken Thorin Meşekalkan’ın cüceler taburu Grimm kardeşlerin cüce tasvirleriyle karşılaştırıldı. Tolkien Pembroke Koleji’ndeki memuriyeti sırasında Beowulf üzerine ders verdi.

Yazar aynı zamanda Viktorya dönemine ait kurgulardan faydalandı, fikirlerini Jules Verne’in Dünyanın Merkezine Yolculuk (1862), George MacDonald’ın Prenses ve Goblin (1872) ve Samuel Rutherford Crockett’in Siyah Douglas (1899) gibi eserlerde daha önceden sunulmuş fikirlerden geliştirdi.

Gollum’un yozlaştırıcı lanetli altın yüzüğü, Tolkien’in Gloucestershire’da 1929 yılında arkeolojik bir kazıya yaptığı ziyaret esnasında dinlediği bir anekdottan kaynaklanıyormuş gibi gözüküyor. Anekdot, yüzük gibi bir kalıntının 1785’te bir zamanlar Roma tapınağına ev sahipliği yapan bir alandaki keşfi hakkındaydı.

Eserinin alegorik veya yorumlayıcı bir biçimde okunmasına emin bir biçimde direnmesine rağmen JRR Tolkien’in Birmingham yakınlarındaki Sarehole’daki çocukluk anıları (itirafına göre) Bilbo’nun yeşil memleketi Shire için temel oluşturuyordu. Hobbitlerin içinde sınırlı boş vakite sahip bir hayat yaşadıkları kırsal bir idilin Orta Dünya’nın karanlık hırsından koruduğu Shire, sıklıkla İngiltere’nin idealize edilmiş (Tolkien’in gözünde insanların dünyadan kovulmadığı zamana ait) endüstri öncesi hali olarak görülüyor. Tolkien’in kendisi yayıncılarına söylediği tasvir “aşağı yukarı Kraliçe Viktorya’nın Elmas Jübilesi [1897] sırasında bir Warwickshire köyü” idi.

Hem Hobbit hem Yüzüklerin Efendisi’nde yer alan diğer mekanlar, yazarın ziyaret ettiği gerçek yerlerden ilhamlanıldı: Rohan ve Gondor, Malvern Tepeleri ve bunların eski Mercia Krallığı ile olan bağlarından; Rivendell genç Tolkien’in 1911’de İsveç Alpleri’ne yaptığı tatilden; İki Kule, Edgbaston’daki Perret’s Folly ve Waterworks Kulesi’nden.

Hobbit’in en kritik Beş Ordu Savaşı’nın aynı zamanda Tolkien’in Birinci Dünya Savaşı sırasındaki deneyimlerinden kaynaklandığı söyleniyor. (aynı zamanda Yüzüklerin Efendisi’nde Ölü Bataklıklar ve Mordor’un Kara Kapısı’na bakın.)

Başlangıçta İngiliz Ordusu’na hizmet etmekte gönülsüz olan ve kendisini “çok fazla hayalgücüne ve çok az fiziksel cesarete sahip genç bir adam” olarak tanımlayan Tolkien, merhamet etti ve 1915 temmuzunda Lancashire tüfekli askerlerine bir teğmen olarak katıldı. Bir yıl sonra Somme’daki dehşetle yüzleşmesi için sevk edildi. Siper hummasına yenik düşmeden önce Bouzincourt’ta cephe gerisinden çalıştı, Schwaben tabyasındaki ve Leipzig hattındaki saldırılara katıldı. Hiç şüphesiz ki hastalığı kendisini birlikte savaştığı, yakınlığını ifade ettiği, birçok genç ve cesur askerin zalim kaderini paylaşmaktan kurtardı.

Kendisi inkar etmesine rağmen Tolkien’in birinci elden kanlı çatışmalara ve Fransa’daki zalim katliama dair deneyimleri, kendi kahramanlarının savaşa giderken inandıkları bir dava için hayatlarını kurban etmeye hazır olmaları kahramanları aralarındaki dostluğa dair bilgilendirmiş olmalı.

Kaynak: Independent