Yazmak söz konusu olduğunda hele ki şiir yazmaksa mesele çokça ilhamdan bahsedilir. Oysa bir müzisyenin bir parça üstüne çalışması ya da bir ressamın büyük ustaların eserlerini taklit etmesi gibi yazmanın da hatta şiir yazmanın da bir de çalışma boyutu vardır. Bu yazı kendi örnekleriyle başka fikirleri beslemek ve biraz da yazmama bahanelerini ortadan kaldırmak için yapılacak bir şeyler olduğunu göstermeyi ummaktadır.

Bir süredir iki haftada bir pazarları toplanıp, seçtiğimiz kitap ve yazarından bahsediyorduk. Şubat buluşmalarımızından birisinin konusunu şiir olarak belirlemiştik. Şiir, üst başlığıyla toplanılacak bir haftanın eksenini belirlemek oldukça zordu. Şiir okyanusun neresinde yüzmeliydik? Bu soruya bir cevap ararken, şiir hakkında konuşmaktansa şiir okumaya karar verdik. Böylece etkinlik: Şiirli Pazar, oldu.

Sadece şiir okuyarak kalabilirdik ama şiir yazmayı da deneyimlemek üstüne yapılabilecek şeyler vardı. Deneysel kolektif şiirler yazmak:

İlk şiirimiz;

Mek Mak Şiirli Pazar Sürrealist İşbirlikçi Dil Olayı Şiiri

“İşbirlikçi Sürrealist Dil Olayı (I)
(İki Ya da Daha Fazla Kişi İçin)
Bir kişi başka bir kimseye göstermeden bir soru yazar; aynı anda başka bir kişi bir cevap yazar; şiir, bu soru ve cevap dizesinden oluşur. Alternatif form: Bir soru: birden fazla cevap; veya tam tersi.
Orhan Veli ve Oktaf Rıfat’ın “Sürrealist Oyunlardan” adlı metni bu tip bir çalışmaya güzel bir örnektir:
O.R. -İstirahat nedir?
O.V. -Bir yağmur bulutudur.
O.R. -Cinsî münasebet nedir?
O.V. -Üç odalı bir evdir.”*

Yukarıdaki alıntıdan esinlenerek ortaya çıktı. Soruları ve cevapları yazıp bir şapkaya attık ve sonra soru/cevap kura çekerek şiiri okuduk.

Mek Mak İşbirlikçi Sürrealist Dil Olayı Şiiri

Durdum, her şeyi mi kabullendin?
Çok kaybetmiş olsak da
Hala bir umut var
Ben buna inanmak istiyorum
Martılar neden yüzme bilmez?
Gece bizi bekliyor
Çiçekler hiç susmadı
Gözlerim uzaktaydı
Yüzüm aynalar içinde kayıp ve kırık

Aşk nedir?
Yumuşak, tüylü, sevgi yumakları
Neden parlar milyonlarca yıldız?
Tesadüflerden anlam çıkarmak kolaydır.
Neydi sevgi?
Yağmuru bile…

Pansumana yaranın hastalığı bulaşmış ise hastalıklı mı sayılır – o da?
Kuru bir sevgi, hiç gözyaşı karışmamış.
Tanrısı olmayan dua mıdır şiir?
Bunun cevabı yok. Soruyorum, o kadar.

Açılışı yukarıdaki şiirle yaptıktan ve bir takım şiirler okuduktan sonra sıra okunan şiirlerden alınan dizelerle bir şiir örmeye gelmişti. Şiirli Pazardan biraz dadaist bir oyun, hep birlikte oluşturulan bir kolaj şiir deneyi:

Bir Takım Şiirler Okunduktan Sonra Mısralar Alınıp Dokunarak Yazılan Kolaj Şiir

Korku ve merakla karanlığın içine baktım uzun süre
Haramı var diye korku verirler
Durmadan yalnızsınız
Mahallenin velediyim!
En fazla bir yıl sürer
Yirmi birinci asırlılarda ölüm acısı

Ben senin en çok sesini sevdim
Buğulu çoğu zaman, taze bir ekmek gibi
Önce aşka çağıran, sonra dinlendiren
Bana her zaman dost, her zaman sevgili
Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif
Bir meyveydi çok çok uykumuza döndük
Bir ağaçtı çok çok uyuduk
Bir koruydu çok çok uyuduk
Bir ormandı çok çok çoook uyuduk uyandığımızda çırılçıplak bir dünya bulduk
Ve gitmeli saçları uçuşarak rüzgârdan
Ekmek vardı
Tereyağı vardı utanılacak bir şey yoktu
Bir şey daha yoktu ama kavrayamıyordum
Bugün Pazar
Öyle değerliymiş ki zaman
hep acele etmem bundan
taşan bir kasedir kadına dolar
Taşıyabileceğinden çok bir bereketle,
Çınara, bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze*

Yeniden şiirler okuduk ve son deneyimiz bir ya da birkaç dize yazılıp katlanan ve böylece bütün katılımcıları dolaşıp sonunda tamamlanan bir şiirle oldu.

Kapanış Yerine Geçen Şiir

Hep başı boşluktan tüm bunlar,
Oturup burda
Şiir okumalar
Nutuk atmalar…
Varoluş kaygısından
İç sıkıntısından…
Hep aynı sokaktan geçiyorum
Çürük portakal kokuları egzoz kokularının üstünde
Hayatta tutmak istiyor seni doğa
Yürü güzel yürü derde düşürdün beni
Dumansız ateşte pişirdin beni
Madem niyetinde ayrılık vardı
Niye doğru yoldan şaşırdın beni
Tüm düşünceleri dağıtıp, topluyordu
İçinde yağmur yağıyordu biliyordu
Duymuyordu tanelerini
Ama ıslanıyordu, içinde yağmur yağıyordu biliyordu
Özlemdi bizi ayakta tutan
Sevdam biter ben başlarım
Sevdan biter sen başlarsın
Biz biteriz
Gözlerindeki yalnızlık
Bana ait
Bir ey uzakta
Bir el dokunmalık
Parmaklarına sürterken buğdaylar
Koşmalı, hızla,
İçim, içmiş çiçekleri,
Yüzünde beliren sonsuz, gizli
Belki
Zor iş insan kalbine giden yolu bulmak

 

Eğlenceli oyunlar olarak da düşünülebilecek bu gibi alıştırmalarla sözcüklerin çekim gücü hissedilip, her türlü yazma serüveni desteklenebilir.

 

*Bu yazıda, muhtelif dizelerden, Edebi Teknikler ve 72 Yaratıcı Yazarlık Deneyi. Hazırlayan: Alper Çeken. Charles Bernstein’in 72 Deneyi’nden uyarlama, Altıkırkbeşyayınları s.35’den alıntı yapılmıştır.