Düşünüyorum… Ne çok anlam yüklüyoruz her şeye… Geçenlerde bir arkadaşım davetiye getirdi. Evleniyormuş, liseden beri birliktelerdi. Kınasına da çağırdı. Bir de “Nedimem olur musun, kınamı sen yakar mısın?” dedi. Aman dedim ne olur beni karıştırma. Hiç anlamam ki o işlerden zaten. Ya düşünsene çamur gibi bir şey alıyorsun, avucunun içine sürüyorsun, kokusu da kötü yani. Bekliyor bir müddet… Sonra yıkıyorsun. Turuncukızıl bir yuvarlak çıkıyor altından.

Anlamı:
Gelin oldum diyorsun herkese, daha doğrusu demiyorsun, gelin olduğunu belli ediyorsun. Derin anlamı varmış anlayacağın.
Şarkısı bile var; “Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar, aşrı aşrı memlekete kız vermesinler, annesinin bir tanesini hor görmesinler.’’

Yemek siparişi verir gibi. Soğan olmasın, az pişmiş olsun ama çok çiğ de kalmasın.

Ağlatmadan da örtünü açmıyorlar ha. Gelinmiş çünkü. Hem ağlarım, hem giderim hesabı. Olaya bak.

Ee tabii altınsız olur mu hiç? Kayınvalide var bir tane. Samimi görünen samimiyetsiz sıfat. Otorite de aynı zamanda bu, ağırlığı var. Gelin ondan altın almadan elini açmıyor, kınayı yakamıyorlar. Kârlı iş vallahi. İş bitiyor… Ağlıyordu ya gelin, bir müzik çalıyor hop! Gelin ortada göbek atıyor. Duygu durumuna gel.

Topukları çatlayana kadar oynasın dursun. Gecenin sonunda da ya lavanta kesesi ya da kuruyemiş falan… Tabii şimdi sektör haline geldi artık. Aynalar, rujlar, ojeler falan veriliyor. Lavanta kesesini ne yapsınlar, en kötü
sütyen çekmecesine koyarlar güzel koksun diye.

Bak şimdi en güzel yerine geliyorum olayın. Düğün!

Bu evlilik bir müessese ya, şimdi kutsal da oldu neyse o ayrı konu. Primitif nikah memurları da türedi. Adamın biri diyor; ‘’Peygamber Efendimiz (S.A.V) buyurdu: Çoğalın, üreyin… Bu yüzden çocukta geç kalmayın.’’

Mottoları tam olarak bu. Sonra devam ediyor; ‘’Evlilik cüzdanını evin reisine veririm ben kusura bakmayın, hanım evin idarecisidir, çekip çevirir ama reisi erkektir.’’ Evlilik oldu mu sana kurum gibi kurum. İdari sorumlusu bile var.
Sonra Allah razı olsun ki muhterem nikah memuru gelini öpebilirsin diyor, izin çıktı hadi iyisin damat.

Düğün dansıydı, 7 katlı pastasıydı mastasıydı derken geliyorsun en heyecanlı bölüme… Takı töreni.

Bak tören diyorum dikkatini çekerim. Basit bir şey değil, her türlü okumasını yaparsın. Törende gelinin takı kesesi, en güvenilir mercihte kalıyor, ya annesi ya da kardeşi falan. Gözetleme kulesi devrede. Kim, ne taktı? Efendime söyleyeyim küçük bir şey taktıysan eyvahlar olsun! Hemen söylenirler. “Ben falancanın kızına nal kadar takmıştım, ayıp be.’’ ya da ‘’Dur ben çeyrek takayım da o da benim düğünümde taksın.’’ Pazarlığa gel… Baksana olay tam da bu. Diyorsun ben evleniyorum, bana altın, para mara takın. Neden? Çünkü evleniyorum.

Kredi çeker gibi…

Şimdi ben bunları böyle anlatıyorum ya, yakınlarım dahil uzaydan gelmişim gibi bakıyorlar. Uzayda kasap havası oynayan olmadığını varsayarsak haklı olabilirler. Neyse altınları da topladık, e hadi artık evli evine, köylü
köyüne. Daha gerdek var.

En başa dön şimdi kırmızı kurdele var ya, onu gelin kendi evinden çıkmadan babası ya da bir aile büyüğü, muhakkak erkek olacak ama, neyse kızın beline bağlıyor. Herkes ağlıyor o an. Noluyor lan? diyorsun. Bekaretin sembolü nar kırmızısı kuşak… Daha önce elime erkek eli değmedi diyorsun, hediye paketi gibisin işte yani kenarlardan bantlı. Gecenin sonunda yine bir erkek çözüyor kuşağı; kocan. Bu da demek oluyor ki sevişeceksin. Daha önce hiç sevişmemiş ki… Hem daha önce hiç sevişmemiş olacak hem de sevişmeyi iyi
bilecek? Suyundan da koyun lütfen. Neyse yattın, kalktın ilk defa hem de, kırmızıydı ya kurdele. Helali oluyorsun adamın kızım. Bir de ilk değilse hassiktir, sürpriz! Damat bey sürpriz seviyordur umarım…

+Hiç bu açıdan bakmamıştım.
-Bakamazsın ki baktırmazlar çünkü.

Namus kızım bu, diri diri toprağa girersin, gık diyemezsin. Biat edeceksin ya da ölüm. Bayağı opsiyonel.

Bunu yaparken de tekbir. ‘’Allahu Ekber.’’ Kurban keserken de derler.
‘Allah tektir, ekberdir, ondan başka ilah yoktur.’ anlamı. Ama slogan olmuş, altı boşaltılmış, bilerek kullanmıyorlar. Yalandan diyelim de adet yerini bulsun hesabı. Kızı kuru kuru gömmeyelim.

Dedim geçen birine, peki güzel kardeşim Allah ilahtır diyorsun anladım, peki Allah yarattıysa, kul kula ömür biçer mi? Ne oldu şimdi? İlahlık sana geçti, alıyorsun ya canını, yaratırsın da belki. ‘’Haşa!’’ dedi. Söyle söyle dedim utanma biz bizeyiz şurada yahu! Nedir bu milletin günahına da sevabına da duyulan öfke, İslam’da çan eğrisi mi var? Teslimiyeti yanlış anlamışlar.

-Pardon, bir kahve alabilir miyim?

Ne diyordum, heh! Tutarsızlık…
Çok tehlikeli. İpe de götürür, ipten de alır. Bak bir kınadan girdik, bilmem neresinden çıktık gördün mü? Şimdi
söyle hangimiz uzaydan, hangimiz dünyadan?