Father Seraphim abimiz kalbimizin ateşini yaktığından beri paltomuzu yağmura asıyoruz yola çıkmadan önce. Yine bir yol hikâyesi, Yunanca kökeni “hıristos” kelimesinden filizlenen bir yol hikâyesindeyiz. Simsiyah saçları ve sakalları arasından çıkan bu sesler de ne böyle? Nereye Çarpar bizde? Söndürün cigaraları, ayaklarınızı yıkayın dostlar, Tanrı’nın bahçesine adım atacağız.

Direk konuya gireceğim, mavi donları evde bırakabiliriz. Strabuckstan bir şeyler alın, dükkanda tek kişi de olsanız o sizden isim alacak, sisteme uyun dostlar. İsminizi verin, nasıl olsa o isim size verildi, ismi siz almadınız. Hepimizde öyle oldu. Mesela kendimizi bilmenin, bu hayatta deneyimleyeceğimiz şeylerin ana kısma geçerken Kızıl Bahadır ismini almadık. “Eğitim” denen bir şeyler aldık ama “insan” seviyesinin ne olduğunu hâlâ bilmiyoruz, psikoloji diyoruz, geçiyoruz. Birçok kavramın içi bomboş, sadece entelektüel olarak birkaç laf var üzerimizde.

Ekmek nerde abi? 

Ekmek, senin arzularında kardeşim. Kalbindeki arzular neler? %40 cinsellik ve cinsel temelli izlenim ve tatminler, %30 Para kazanma % 5 Yaradanı edinmek mi? Tanrı bu dünyayı senin gözlerinden görüyor, senin arzun yoğun çekilim yaşadığın şeyleri görüyor. Neyi gösteriyoruz Tanrıya? Tanrıya hiçbir iş bırakmayın diyen üstatların ekmeği var mı masamızda? Bu dinler üstü inşa edeceğimiz sevgi realitesine nasıl geleceğiz? Bu dünyada “tatmin” denilen şeyin peşinden koşarak, egomuzun içinde yaşayarak mı yoksa onun üzerinde yükselerek mi?

Bu dünyadaki kıyafetlenmiş şeylerin bize anlatmak istediklerini anlayalım dostlar. Form ve biçimler bizi yanıltmasın, zihinsel olarak bu yargıya düşmeyelim. Algıladığımız bu realite tamamen bize bağlı… O yüzden kendimizle ilgilenmeliyiz hele hele bu sıkışık zamanlarda, bu “an”ın  hakkını verelim. Atalarımızla çalışalım, egomuzla çalışalım, sorun dostlar! Yardım isteyin, yukarıya seslenin cevap verecekler. Verileceğini söylemiş, İsa.

Şimdi, bu duygusal merkezin üst bölümlerinden aldığımız izlenimleri biraz gerekli bilgiyle dolduralım. Ekip, Aramice söylüyor. İsa’nın da konuştuğu dil. Ne kadar güçlü bir dua şekli değil mi? Dostlar dua, kalp ile oluyor el kol kafa hareketleriyle değil, istiyorsanız her türlü hareket edebilirsiniz. Fakat, kalbiniz ne diyor, ne doluyor kalbinize? En ufağından, en büyüğüne. Mesela sabahları “Seninle olmak güzel Rab” demek bir çeşit duadır. Seslenin dostlar, izleyenlere seslenin olduğunca, her halinizde, her sesle, her şekilde.

Davud’un Seslenişleri Gelsin, her haliyle nasıl seslenmiş yukarıya. Mezmurlar’dan birkaç gölümü ekliyorum

22 ” Benden uzak durma! Çünkü sıkıntı yanıbaşımda, Yardım edecek kimse yok.”

19 ” Ağzımdan çıkan sözler, Yüreğimdeki düşünceler,  Kabul görsün senin önünde,”

18 ” Seni seviyorum, gücüm sensin, ya RAB!  RAB benim kayam, sığınağım, kurtarıcımdır, Tanrım, kayam, sığınacak yerimdir, Kalkanım, güçlü kurtarıcım, korunağımdır!

Father Seraphim ve Ekibin Performansı

Siyah kadife kadim bir gelenekte de kullanılan bir yöntem. İmajinatif bir yöntem, Yetmesin, gördüğün, duyduğun okuduğun anladığın yetmesin, aç perdeleri. Gir siyah kadifelerin içine, iyice terle orada. Kalpten kalbe bir ses ol, bir bütün olan insanlığın sendeki sesi ol.

Sevgilerle Dostlar.