Satın aldığınız her şeye hakikaten ihtiyacınız var mı? Sizi “tüketici” olarak konumlandıran alışverişlerinizde edindikleriniz, o an karşınıza çıkmadan önce de gereksinim duyduğunuzu hissettiğiniz şeyler miydi? Bu sorulara ne kadar yabancısınız? Bugün “Dikkatli Pazartesi”, gelin yeryüzündeki ayak izimize birlikte göz atalım.

Slow Food Türkiye/ Fikir Sahibi Damaklar bir süre önce “Dikkatli Pazartesi” hareketini başlattı. Çokça eleştirdiğimiz tüketimle beslenen büyüme ekonomisinin tekerine çomak sokmak için satın alma alışkanlıklarımızı sorgulama amacıyla haftada bir günü satın almama günü ilan ettiler: Pazartesi. Bunu da sosyal medya üzerinden oldukça katılımcı ve şeffaf bir karar alma süreciyle yaptıklarını belirtmek isterim; bunun bir önemi var, zira bunu hareketin çeperinde yer alan insanlar istedi ve uygulamaya geçildi.

Elbette amaç yalnızca satın almamak değil; aynı zamanda gün içinde bir şey satın almaya yeltendiğinizde aklınıza “Buna gerçekten ihtiyacım var mı?” sorusunu düşürebilmek ve bu sayede elinizin altında olanlarla, sahip olduklarınızla veya bir zamanlar sıklıkla olduğu gibi, komşunuzun kapısını çalıp paylaşma yoluyla aslında bu ihtiyacınızı giderme imkânınız olup olmadığına bir göz atmak. Ve belki de bu sayede türetici olabilmek!

“Türetici” de ne ola ki?

Slow Food’un kurucusu Carlos Petrini’nin kazandırdığı “türetici, tahmin edilebileceği gibi “tüketici” ile “üretici“nin birleştirildiği bir kelime oyunu. Petrini esasen gıda alanındaki üretim ve tüketim ilişkilerine dikkat çekerek gıdanın -ve hepimizin– geleceği için insanların yalnızca tüketici olmaktan çıkıp, kendilerine ulaşan gıdanın geçirdiği evrelere hakim olan ve hatta bu üretim sürecini destekleyen “türetici”ler olmalarının önemine vurgu yapıyor. Ülkemizde de topluluk destekli tarım, gıda toplulukları, yerel üretimi destekleme ve farklı şekillerde hayat bulan bu yaklaşımın bir adım ötesine geçen bir tanımı kastediyorum ben. Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği’nin bir yaşam kılavuzu olarak hazırladığı “Türeticinin El Kitabı“ndaki o kapsamlı anlamı yol gösterici olarak ele alıp hayatın bütününe “dikkatli olma“ya bir çağrı olarak okumanızı öneriyorum.

Tüketim çılgınlığı 11

Kullanım döngünüzü değiştirerek başlayın

“Şey”erle kurduğumuz ilişki esasen ihtiyaçlarımız ve onların kullanım değerleri ile doğrudan ilintilidir. Bir zamanlar öyle olduğunu söylemek belki de daha doğru olur, şimdilerde bize sunulan şeylerin türlü yöntemle “ihtiyacımız olduğuna” inandırılıyoruz. Ve fakat bu döngüyü kırmak elbette elimizde. Tam da bu sayede kullanım döngümüzü yeniden şekillendirebiliriz. Nasıl mı?

1: Yeniden düşünün

Düşünmeden hareket ettiğinizi iddia etmiyorum, ama bir şeyi edinmeden/ satın almadan önce bir kere daha düşünün ve kendinize “Benim buna gerçekten ihtiyacım var mı?” sorusunun yanıtını geçiştirmeden, kendinize zaman tanıyarak verin.

2: Yeniden amaçlandırın ve kullanın

Geri dönüşüm sürecinin hiç de masum olmadığını hepimiz biliyoruz. Geri dönüşüm işlemleri sırasında da su ve enerji kullanımın olduğunu düşündüğümüzde tamamen işlevini yitirene kadar bu aşamadan uzak tutmaya çalışın. Aldığınız salçanın kavanozunu içindeki salça bittiğinde kuru ya da taze gıdanızı saklamaz için kullanabilirsiniz örneğin. Bu kısım tamamen sizin yaratıcılığına kalmış durumda. Belki biraz anılarınızı tazelemenize de yardımcı olur, çok değil iki kuşak önce aile büyüklerinizin ‘şeyler’le nasıl ilişki kurduğuna göz atmaya ne dersiniz?

Yeniden Kullanım
Kullanılmış materyallerden yeniden kullanım üretilen kuş evleri.

3: “İleri dönüşüm”e ne dersiniz?

Literatürde upcycle olarak yer alan ileri dönüşüm, bir şeyin işlevini tamamen yitirmesinin ardından bambaşka bir şeye dönüşmesini tanımlıyor. Bu ne demek? Yağ tenekelerinde bitki yetiştirildiğine bir şekilde aşina olduğunuzu düşünüyorum. Günümüzde aslında aynı ürünün pek çok farklı tasarımla karşımıza çıkıp kendine alıcı bulduğunu düşünürsek sizi bir alıcı olarak ürününüzü tasarlamaya davet ediyorum aslında. Artık işinize yaramayan bir komodinin çekmecelerine dizeceğiniz saksılarınızla evinizde bir ‘dikey bahçe’ yaratmaya ne dersiniz? Benden çok daha yaratıcı olduğunuza eminim, yeter ki harekete geçin.

İleri dönüşüm ile elde edilmiş, güneş enerjisi ile çalışan cam kavanozdan lamba
İleri dönüşüm ile elde edilmiş, güneş enerjisi ile çalışan cam kavanozdan lamba

4: Geri dönüştürün

Ve evet, bu kaçınılmaz sona giden süreci bu kadar uzattığınız için gezegendeki canlı yaşamının minicik bir parçası olarak teşekkür ederim!

Ekolojik ayak izinizi küçültmeye ne dersiniz?

Aslında bahsettiğimiz her şey ‘alışkanlıklarımız’ ile ilişkili ve alışkanlıklarımızı değiştirmek de bizim elimizde. Kendinizi ihtiyacınız olan bir şeyden mahrum bırakmanız söz konusu değil, bahsettiğimiz ‘gönüllü sadelik’ – ki bayılıyorum bu kavrama. Gönüllü sadelikte söz konusu olan daha iyi yaşamak için daha az tüketime gönüllü olma, ekolojik kaygılarla bilinçli ve gönüllü olarak ‘vazgeçme’ hali. Kullanım döngünüzde yarattığınız değişiklikle gönüllü sadelikten yana tavır sergilemiş oluyorsunuz.

Gündelik yaşamımızdaki pratiklerimizi değiştirmekle ancak büyük değişimleri sağlayabileceğimize inanarak sizi kimi alışkanlıklarınızı yenileriyle değiştirmeye davet ediyorum:

* Pet şişede su almayın. Hem suyun muhafazası için oldukça sağlıksız bir saklama yöntemi hem de bir pet şişenin doğada yok olması 400 yılı buluyor. Bunun yerine matara kullanın ve elbette yine plastik saklama yöntemlerinden önce sağlığınız sonra gezegendeki yaşam için uzak durun.

* Kullan-at ürünlerden uzak durun. Tek kullanımlık plastik tabak, bardak, çatal, bıçak ilk etapta hayatınızdan çıkaracağınız ürünler olsun. Satın almadığınız gibi yemek siparişlerinizde de talep etmemeyi tercih edin. Ne kadar yoğun bir yaşamınız olursa olsun kullan-at kültürünün bir “rahatlık“olarak sunulmasına kendinizi kaptırmayın; soluduğunuz havayı, beslendiğiniz gıdanın geldiği toprağı düşünün.

* Alışverişlerinizde naylon poşet kullanmak yerine bez çanta, pazar çantası, file kullanın. Elinizde naylon poşetler varsa onları da bu poşetlerin hayatımızda çılgınca uçuşmadıkları zamanlardaki gibi alışverişlerinizde yanınızda götürerek yeniden kullanabilirsiniz.

Bez Çanta

* Bir defada büyük miktarlarda taze gıda ürünü alıp yarısına yakınını tüketmeye imkan bulamadan bozulmaya terk etmeyin, az miktarlarda ürün alarak daha sık alışveriş yapmaya çalışın. Evet zor, ama böylece anlamsız ve israfa yol açan bir pratiği geride bırakacaksınız.

* Alışverişlerinize liste yaparak gidin, böylece ihtiyacınız olmayan bir şeyi almanızı büyük ölçüde engellemiş olacaksınız. Listenizde sizin için sağlıklı olan gıda ürünlerine yer verin, etiketlerinde ne olduğunu dahi anlamadığınız içerikleri barındıran işlenmiş, ambalajlı ürünlerden uzak durun.

* İhtiyacınız olmayan ve işlevini yitirmemiş şeylerinizi paylaşın ya da takas edin! Artık bunu yapmak da oldukça kolay. Her iki seçenek için de oldukça fazla  platform mevcut. Ayrıca kendi yerelinizde bu tip organizasyonları gerçekleştirmek için kolları sıvayarak harika bir iş çıkarmaya ne dersiniz?

* Yakın mesafelere yürümeyi tercih ederek hem karbon ayak izinizi küçültün hem sağlığınız için harekete geçin. Daha uzak mesafeler içinse bisiklet candır! Özellikle ofislerde çalışmak zorunda olanlar için sadece zihinlerini değil bedenlerini de harekete geçirmek için harika bir imkan.

Herkese dikkatli Pazartesiler!