Konuk Yazar: Tuna Türkmen

Tanıyanlar bilir. Berbat dans ederim. O yüzden insan içinde dans etmekten hep geri durdum. Zihnim artık hangi işin üstünde, ne tür kolpaların peşinde bedenimi kafamı taşımaktan başka amacı olmayan bir robotik aksesuar olarak unuttuysa… Oku oku, izle izle, yaz yaz. Kafamda simüle ettiğim gerçeklikte bile hareket etmek hayal gücümün sınırlarını aşıyordu.  

Sonra bir gün solo dans partilerini keşfettim. Bir davet geldi. Bir şarkı çaldı. Aylardır ne benim ne de başka kimsenin dokunduğu, eklemleri tutulmuş bedenim davete icabet etti. Engel olamadım. O utanan, sıkılan teneke robot, kimseler yok diye gevşemişken müziğin tınısı ruhuma değdi. Ruhumun açlığı bedenimde ifadesini buldu. Sonra bunlar oldu: 

Vitalic – Poison Lips:

Deli düzün ortasında ücra bir adada kurdukları setin önünde dans eden bu üç deli aslen absürd sürreal bir filmin son sahnesi. Kaspar Hauser Efsanesi isimli Davide Manuli filmi Fellini tadını seviyorsanız ayrıca şükela. Esinlendiği Kaspar Hauser miti ise psikiyatri literatürüne Kaspar Hauser Sendromu olarak geçmiş, ihmal edilen ya da istismar edilen çocukta görülen tüm büyüme ve gelişme geriliklerine vurgu yapar. Rivayet odur ki 26 Mayıs 1828’de, Almanya’daki Nuremberg kentinde ergen bir erkek çocuk oldukça inanılmaz bir hikâyeyle ortaya çıkar. Kendisini “Kaspar Hauser” olarak tanıtan genç son 13 yılını küçük bir odada hapis şekilde geçirdiğini, yanında yalnızca tahta oyuncaklar olduğunu ve gizemli bir adamın ona her gün su ve yiyecek getirdiğini söylemiştir. Efsane de oradan almış yürümüş o dönemde. Şimdi yazarken bi bakındım ortalığa, acaba bana tahta oyuncaklar bırakan oldu mu diye… Davide Manuli’nin mitin üzerinden kurduğu fantezi ise çocuğun müzik yapıp dans ettiği bir gerçekliğin hayali. 

Yeah boy! You got it! You know what you’re doing! You are addicted to music!

Palov meets A. Angelides – Lokums and Matches:

Yataktan kalktığım anda bi dakka yanlış güne indim galiba derken asansörün çoktan kaçtığı gri ve yalnız sabahlarda, camı kırıp bir doz bu şarkıdan alıyorum. 4/4’lük bir ritim eşliğinde hayda hop diye göbek atmadan durmanın imkânsız olduğu bu şarkı, aslen bir İspanyol Yunan ortak projesinden çıkma. Yunan abi gitar ve kanun eşliğinde oryantal bir giriş yaparken ispanyol abi de vermiş alttan ayarı. İspanyolca adı “Senin için saçımı süpürge ettim” demeye getiren bu albüm Küba-Latin ve Yunan havalarının hoş bir çarpışması olmuş. Somurtuk kız tarafını piste çıkartamayan çaresiz bir düğün çalgıcısı gibi hissediyorsanız, bedeniniz bu çağrıyı karşılıksız bırakmayacak. 

Elvis Presley – Suspicious Minds:

Bunun kelimenin tam anlamıyla götü başı oynayanlar için bir şarkı olduğunu düşünüyorum. Biz daha 90’larda ilk kez Tarkan’da böyle bir kıvraklığı keşfederken Elvis Abimiz, nam-ı diğer Kral, 69’da kaydettiği bu şarkıda, kendine özgü bir şekilde kıvırtıyormuş zaten. “Şüpheci Zihniniz” dünyanın olabilecek en kötü versiyonunu hayal ederken bi durun ve ekranın karşısına geçmek suretiyle bi süreliğine Elvis taklitçisi oluverin canım. Ne olacak! Kimse yok ortalıkta zaten. Şarkının sözleri de yazarının anlattığına göre tam bir götü başı oynama durumunun özeti. Evli ve güvenin olmadığı bir ilişkinin içinde sıkışan bir abinin, alttan alta çocukluk aşkını özlerken bi yandan da sevgilisini sevgisine inandırıp güvenini kazanmaya çalışmasını anlatıyor bi bakıma. Dünya batıyor aman be diye telefona sarılıp çocukluk aşkına yanlayanlara gelsin. Aynı evde, aynı ilişki içinde sıkıştık diye yakınan oğlan çocukları, sevginin uzakta aranan romantik bir nostalji değil, zor zamanlarda omuz omuza geçilen yollar olduğunu aklına soksun. Adam olsunlar. 

The Sapphires – I can’t help myself:

Şu noktaya kadar hala ayaklanmamış kös kös yazıyı okumaktaysanız belki “Kaaandıma engel olamıyorum” mealindeki bu şarkı sizi harekete geçirebilir. İzolasyonda sevdiceğinden ayrı düşüp bu görüntülü skype’ın bi de dokunmalısını yapsalar diye hayıflanıyorsanız işte sevgilinizin ruhuna dokunacak bir aktivite. Artık konuşacak bir şey kalmadığında, insanları birbirine bağlayanın sözlü iletişim değil içinden birlikte geçilen vakalar ve paylaşılan ortak eylemler olduğuna ayma vakti geldi. Şarkıdaki dans figürlerini çalışıp görüntülü aramaları şenlendirmek aşırı hareketli çiftler için bence iyi bir seçenek. Yerinden kaldırılamayan ağır abiler ve ablalar içinse Avustralyalı Aborijin kadınlardan oluşan The Sapphires grubunun aynı isimli, gerçek hayattan alıntılanan hikayelerinin 2012 yapımı filmini oturup izlemek de başınızdaki dumanları birkaç saatliğine dağıtabilir. 1968’de Aborijin’lere karşı ağır ırkçılığın hüküm sürdüğü bir ortamda kız kardeşleriyle bir Soul Müzik grubu kuran karakterlerimiz, çalacak yer bulamayınca Amerikan ordusunun seçmelerine katılmak suretiyle Vietnam Savaşında askerlere moral vermek amacıyla cepheye yakın birliklere konser vermek için yola koyulurlar. Zor bir hayatım var diyenlere ayrıca tavsiye ederim. Bütün bu kasvetin içinden her zaman küçük şenlik aralıkları çıkarmak mümkün. Bedenim buna şahit ama nikahınıza çağırmayın mümkünse. Uzaktan ilişki yürütmeye çalışan çiftlerin arasında kalmaktan gına geldi. Gidin Netflix Party isimli Chrome uzantısını yükleyin. Uzaktan aynı anda Netflix’te birlikte film izlemenin yanında yandaki konuşma kutusundan geyik de yapabiliyorsunuz. 

Kardeş Türküler – Şahımerdan:

Hep de ecnebi şarkıları mı olacak canım? Oryantalist bir hipster olarak suçlanmak pahasına, hala hiç dinlemediyseniz, artık neyse o, kimlik denen hırkayı çıkartıp bir kenara koymak suretiyle pencereleri kapatın ve hoparlörün sesini kökleyin. Siz sağda solda rave partisi kovalayacağım diye dolaşmadan bin yıl önce bu halk zikir olsun cem olsun allah aşkıyla kendi rave partilerinde zaten kopuyorlardı. Biraz ilham alın. Bilim dini mensupları ve atayiştlere de ayrıca açıklayalım. Efenim, kız ve oğlan kardeşlerimizle hep birlikte, belli arkaik ritimlerde ortaklaşa kafa salladığımız zaman bu bünyeler vecd ile mest oluyor. İçki stokları biten arkadaşlara ayrıca duyurulur, acayip kafası var. Ateşin başında depindiğimiz tarih öncesi zamanlardan beri bizim gruplar halinde kollektif bağ kurma şeklimiz bu. Toplumun paylaştığı, her bir bireyin uygulayabildiği huşu dolu bu ortak ritmik ve müzikal miras, grup kimliğinin pozitif bir şekilde tanımlanmasını da sağlıyor. Kadıköy gençliğinde niye yok? Çünkü geçiş kültürüsünüz. Karşı yakadan yeni geldiniz. Bi elli yıl falan oturun ortak ritüelleriniz danslarınız oluşturun. Öyle gıy gıy gitarlar ergen nevrozuyla olmaz.