2019ʼun Ocak-Şubat ayında Patagonya(Arakunya) Mapuche yurduna yaptığım yolculuğumu tamamlayıp önce Bolivyaʼya (Cochabamba ve Copacabana) oradan da Peru Amazonʼuna doğru yeni bir yolculuğa çıkmıştım. Peru Cusco, Puerto Maldonado derken nihayet, Amazonʼdaydım. Rio Madre de Dios nehrinde kano ile yaptığım kısa bir keşif turundan sonra tepemdeki gri yağmur bulutları eşliğinde nehrin toprak rengi sularını kürekleyerek, Peru Amazonundaki yerleşkelerden birine giriş yapmıştım. Dahasını, Rio Negro‘nun sarı sularında kürek çekerken, Ekvator ve belki de Brezilya Amazonʼuna kadar uzanacak zorlu bir yolculuk için kendimi motive etmiştim. Ama önce daha detaylı bir referans için rehberimle konuşacaktım. Peru Amazonʼunda da bana eşlik eden rehberime, “Ekvator Amazonʼuna gitmek için Rio Negro üzerinden ulaşım mümkün mü?” diye sorunca, “Bu Kanoyla mı?…” diye başlayan o yarı alaycı cevabı ile Ekvator Amazonʼuna bu şekilde gidemeyeceğimi anlamıştım. Üstüne üstlük, sağ ayağımdaki (“gezi”den kalan) problem beni yeniden fena halde tehdit etmekteydi… Bu başladı mı bitmek bitmeyen yolculuk heyecanımı başka bir zamana saklamalıydım. Sonuç olarak Ekvator Amazonʼuna gitmeyi bir sonraki yolculuğuma erteleyip Fransaʼya ZADʼdaki “küçük Amazon”a geri döndüm. Ama Ekvator Amazonʼu beni bir şekilde meşgul etmeye devam ediyordu.

ZAD‘da Patagonya yolculuğum ile ilgili izlenimleri yazarken Ekvator Amazonʼundaki Sarayaku direnişinin kadın liderleri ile bir e-röportaj yapmak için net üzerinden çalışmaya koyuldum. Ve nihayet kısa bir araştırmadan sonra onlara doğrudan ulaşabildiğim kontak adresler sayesinde, bu röportaj serisini başlatmış oldum. Beğeneceğinizi umuyorum.

“Biz Amazon Kadınları birleştik ve güçlüyüz.
Dünya Anaʼnın savunmasına ömür boyu bağlıyız.
Bizi korkutmaya çalışsalar da mağlup olmayacağız ve bedeli ne olursa olsun, Mücadelede birleşmeye devam edeceğiz”

* AMAZONʼUN DİRENEN ONURU SARAYAKU

Amazon 5.5 milyon kilometrekarelik bir alana sahip, dünyanın en büyük ve önemli bio çeşitliliğinin bulunduğu bölgelerinden biridir; 33 milyon insanın, 380 yerli halkın, gönüllü izolasyonuyla 140 halkın ve 240 yerli Dilin konuşulduğu evdir. Amazon dünyası dokuz ülkeyi kapsıyor: Venezuela, Kolombiya, Ekvador, Peru, Brezilya, Surinam, Guyana, Fransız Guyana ve Bolivya. Bu bölgenin zenginliği, tarihin çeşitli anlarında, askeri, ticari ve endüstriyel çıkar sahiplerinin doğal kaynakların kontrolü için başlattıkları aç gözlü rekabet nedeniyle, Amazonʼun yerli halklarının atalarından devraldıkları nüfuslarının yok edilmesine veya bastırmasına yol açtı. İlk olarak kauçuk, kestane ve altın, yağmasıyla başlayan bu süreç bugün petrol ve gaz gibi doğal çevreyi kirleten eko-kırım projeleriyle bölgenin sosyal barışını değiştirmekte ve Amazon kültürlerinin onarılamaz kayıplarına neden olmaktadır.

Sarayaku, işte böylesine tarihsel bir düşmanlığın, haydutluğun mirasçıları tarafından kuşatılmakta ve tehdit edilmekteydi… Sarayaku halkı, Pantaza eyaletinin merkezinden Bobonaza nehri kıyısında yaklaşık 1400 kişilik nüfusu ile 135 hektarlık yaban bir alanda yaşıyor.Yol erişimi yoktur. Buraya erişmek için sadece iki yol vardır.Nehir yolu ve -küçük uçaklarla – hava yolu. Sarayakuʼda yaşayan diğer sakinler ise,kertenkele,balık ve anacandos türleridir.. Orman ve nehirlerle çevrili bölgede Andayacu, ishpingo, Ratuno ve Capahuari nehirleri vardır. Kendi doğal dünyalarında son derece uyum içinde yaşayan Sarayaku halkının huzuru, 1993 yılında topraklarına giren Arjantin Petrol şirketi, Compañia General de Combustiblesʼle (cgc) birlikte bozulmaya başladı. 2002 yılına gelindiğinde ise, CGC keşif çalışmalarına başlamak üzere topluluğun bulunduğu alana girdi ve ham petrolʼün yeraltında ne kadar kaldığını belirlemek için ilk olarak “pentolit” olarak bilinen 1433 kgʼlık yüksek güçte dinamiti toprağa gömdü. Böylece Sarayaku halkı doğrudan tehdit altına girdi. Bununla birlikte tüm bölge halkı bu girişime direnmek için bir araya geldi ve topraklarını sularını hayvanlarını ve ormanlarını korumak için mücadeleye başladı. 2012 yılında ise, Inter-American Court Of Human Rights (IACHR)uluslararası Amerikan insan hakları mahkemesi -Sarayaku lehine Ekvator hükümetine karşı dava açtığını duyurdu. Nihayet 2013 yılında dava Sarayaku halkının lehine sonuçlandı. Bu nihai final hiç kuşkusuz esas olarak Sarayaku halkının ve onun kararlı ve boyun eğmeyen kadın liderlerinin sürdürdüğü direniş kampanyalarının bir sonucuydu. Şimdi gelin bu direnen Amazon Kadınlarını tarih sahnesine yazdıran Sarayakuʼnun kadın lideri, Patricia Gualingaʼyı radyo mikrofonundan Sarayaku direnişinin önüne taşıyan o yıllara gidelim.

RADYO CRİSTALʼİN MİCROFONUNDAN SONRA SARAUYAKU DİRENİŞİNE ADANAN BİR ÖMÜR: PATRİCİA GUALİNGA

1993 yılında Arjantin petrol şirketi, Compañia Genereal de Combustibles Sarayaku topraklarına girdiğinde, halkının ısrarıyla mücadeleye katılmaktan başka bir yolu olmadığını anlayan Patricia, Radyo Cristalʼde mikrofon başındaki görevini bırakarak halkının topraklarını işgal eden petrol şirketine karşı mücadele etmek için Sarayakuʼya gidecek ve ve bir daha oradan çıkmayacaktı. “Pek çok kez bize savaşamayacağımızı, ulus ötesi şirketlerle mücadelenin çok karmaşık olduğunu, çünkü gezegenin her yerinde geniş ağlara sahip olduklarını söylediler. Ancak sonuç olarak bu küçük umut ışığını diğer halklara vermeyi başardık. Bu yüzden Sarayaku insan hakları alanında iyi bilinir ve bu yüzden bilinirim. Çünkü halkımız için çok önemli olan bir süreci destekliyorum”.

İlk yürüyüş ve Patricia Gualinga ile başlayan Amazon Kadınları Hareketi

Sarayaku mücadelesi aynı zamanda Amazon kadınlarının kimlik mücadelesiydi. Çünkü uluslararası petrol şirketlerinin bölgedeki varlığı kadınların cinsel kimliklerini de tehdit etmekteydi. Pek çok kadın şirket çalışanlarının doğrudan cinsel istismarına maruz kalmaktaydı. Bunun yanında Amazon erkekleri bu şirketlerde çalışmaya gittiklerinde yabancıların alkol vb. alışkanlıklarıyla tanışıyor ve bunun sonucu olarak da aile ilişkilerinde cinsel şiddet içeren kırılmalar, bozulmalar yaşanıyordu. Sonuç olarak bu petrole dayalı gözü dönmüş eko-sosyal kırımın yol açtığı şiddet sarmalındaki ilk kurbanlar yine kadınlar olmaktaydı.

Amazon topraklarındaki işgalci petrol şirketlerine ve Correa hükümetine karışı ilk yürüyüş Gualinga tarafından organize edildi. Sarayaku kadınları Quito’ya doğru yürüyorlardı. 15 gün boyunca Patricia, Radyo Cristalʼde ve ona yer veren tüm radyo ve televizyon istasyonlarında konuştu. Bu sürede diğer halklardan birkaç kadın —shiwiar, sapara, waorani, shuar ve achuar— harekete katıldı. Böylece “Amazon Kadınları”nın ilk oluşum süreci de başlamış oldu.Tek bir amacın, tek bir kuralın ardında yerli kadınların kendiliğinden bir araya gelmesi Rafael Correaʼya: “arazi müzakere edilmez, sadece savunulur.“ diyen o manifestoyu duyuracaktı. Correa, temelde erkeklerden oluşan yerli liderliğin güvenilirliğini zayıflatmayı başarmıştı. “Amazon Kadınları”nın ortaya çıkışı ise, Correaʼnın hakim olmadığı bir frekanstı ve bu yeni durum karşısında Ekvator devleti pek hazırlıksız yakalanmıştı. Kasım ayında Amazon kadınları, müzakerelerin gerçekleştiği enerji Bakanlığı’nın önünde toplandı. ”Bu sırada bir olay oldu: Belarus dışarı çıktığında insanlar ona saldırdı ve onu Amazon topraklarına zarar vermekle suçladılar. Correa bu olayı birkaç kişiyi suçlamak için kullandı —Patrıcia Gualinga, Margoth Escobar, NEMA Grefa ve diğer kadınlar ve liderler “terörizm ve sabotaj yapmak”la suçlandılar. Mayıs 2017’de Correa, vatana ihanet ve fitne suçlamaları nedeniyle iktidarı Lenín Moreno’nun eline bıraktı. Ancak Amazon kadınları yine mücadele alanında kaldılar. Gualinga bu, tarihi”Amazon Kadın Yürüyüşü” öncesinde olağanüstü bir özveri ile çalıştı. Bölgedeki kadınları harekete davet etmek ve teşvik etmek için bizzat Puyoʼya gelip çalışmalar yürüttü. Kadınlar başlangıçta Gualingaʼnın bu davetine inanamadılar. Ancak o onlara,” ormanları ve çocukları savunmak için bir araya gelmek zorunda olduklarını anlatarak onları harekete katılmaya ikna etmeyi başardı ve şubat ayı başlarında 120 kadın daha harekete katıldı.şubat sonlarında bu sayı mart ayına yayılarak 240ʼı buldu. Daha sonra yürüyüşe giden günlerde Gualinga, 500 ‘den fazla kadının Güney Amazonʼdan Curaray ve Bobonozo nehri havzalarından ve çevredeki köylerden ve kasabalardan gelen kadınlarla birlikte “Amazon Kadın İttifakı”nın oluşması için gerekli vizyonun bir gerçeklik haline geldiğini fark edecekti. 8 Mart sabahı Güney genelinden gel en kadınlar,Casey Camp Horinek liderliğindeki karşılama töreni için Puyoʼdaki yerli okulunda toplandılar.Böylece Kuzey Amerikaʼdan yaşlı Ponca eşliğinde iklim değişikliği ve Mart öncesindeki suçlarla ilgili yerli topluluklarındaki ilk forum gerçekleşti. Foruma Confeniae ve Gnoie yerli müttefikleri,STK müttefikleri yanısıra Fundacion Pachamama, Acción Ecolóciga, Oilwatch, Wecan ve Land is Life gibi uluslararası kuruluşların temsilcileri katıldı. Petrol sondajı ve yıkımı olmayan bir gelecek için mesajlarını ve vizyonlarını paylaştıkları için bütün katılımcılar Amazon kadınlarının sözlerini, çağrılarını ve şarkılarını dikkatle dinlediler. Daha sonra,yerli federasyonların erkek liderleri de dahil olmak üzere 500 yerli Amazon kadınları ve müttefikleri, yaklaşık iki saat boyunca Puyo sokaklarında yürüdüler.

Sarayaku halkının lideri Patricia Gualingaʼnın evine taşlı saldırı ve ölüm tehditi 5 Ocak 2018 / Puya…

Sabahın erken saatlerinde, bir saldırgan Patricia Gualinga’nın Puyaʼdaki evine taşlarla saldırdı, pencereleri kırdı ve birkaç kez “bir dahaki sefere seni öldürmeye geleceğim” diye bağırarak olay yerinden kaçarak uzaklaştı. Korku ve gözdağını amaçlayan bu saldırı, tesadüfi ve kişisel bir olay değildi. Gualinga bu olayla ilgili bir röportajında “korkuya” dair şöyle demekteydi: “Korkuyu düşünmedim. Sanırım Sarayaku davası yıllar önce başladığında onu kaybettim. Bir noktada bir şey kırıldı ve korkuyu aştım. Bu dünyada yerine getirmek zorunda olduğum görevi yerine getirmek zorunda kalırsam ve bir sınır varsa, o zaman yapmam gerekeni yapacağım. Çünkü ebedi değiliz.”

Latin Amerika ve dünya çapında, arazi haklarını ve doğayı savunanlar her zaman fiziksel şiddet, sindirme ve cezai kovuşturmalar ile hedeflenmektedirler. Bu nedenle Ekvador da yaşanan bu tip saldırılar bir istisna değildi.(Dünyada ve Amazonʼda yaşanan yaşam hakkı ihlalleri ile ilgili 2016 ve sonrasına ait raporlarda yer alan istatistiki bilgiler…) Saldırıdan sadece birkaç gün önce, Ekvador hükümeti yerel topluluklarla önceden istişarede bulunmadan madencilik ve petrol imtiyazlarına son verdiğini açıkladı. Ekvador’un yerli hareketi için önemli bir zafer olmasına rağmen, duyuru Sarayaku, Sápara, Achuar Shuar, Shiwiar ve Santa Clara, San Jacinto ve puyo ve Shell-Mera kentlerinin Kichwa’nın Amazon yağmur ormanları bölgeleriyle örtüşen çok sayıda petrol bloğu verilen imtiyazları çözmedi. Hükümetin ilgili şirketlere karşı doğrudan ve kesintisiz yaptırım uygulayan bir çalışması görülmedi.Örneğin Sarayaku bölgesinde toprağa gömülen 1,5 ton dinamit hala duruyordu. Sarayaku savunma avukatı, özellikle bu “pentolit” adlı 1,5 tonluk dinamitin önceden istişaresi ve geri çıkarılması için Inter-Amerikan İnsan Hakları Mahkemesi (IACHR) 2012 yılındaki kararına uyulması konusunda rapor sundu. Avukat, ”devletin bu karara uyması için yasal ve ahlaki bir yükümlülüğü var” dedikten sonra “hükümetin 2014ʼte talep ettiği kamu özrüne atıfta bulunarak, ”bu eylemi yaptıktan sonra cezanın ihlal edileceği düşünülemez” demekteydi. Saldırının ardından Puyo’da bir araya gelen Ekvador Amazon yerli örgütlerinden kadın liderler, Patricia Gualinga ile dayanışmalarını ifade ettikleri bir basın toplantısı düzenlediler. Saldırılara karşı dayanışma içinde olduklarını ve bu saldırıların onlara geri adım attırmayacağını bilakis Amazonʼu savunmaya devam edeceklerini bir kez daha deklare ettiler. “Biz Amazon kadınları Birleştik ve güçlüyüz. Dünya Ana’nın savunmasına ömür boyu bağlıyız… Bizi korkutmaya çalışsalar da, mağlup olmayacağız ve bedeli ne olursa olsun mücadelede birleşmeye devam edeceğiz!”

Saldırının yaşandığı gün Uluslararası Af Örgütü, Patricia Gualinga’nın ve arazi, bölge ve çevre haklarının ve savunucularının meşru çalışmalarının kamuya açık bir şekilde tanınması için İçişleri Bakanına acil bir itirazda bulundu. Ayrıca saldırının faillerinin ortaya çıkarılması ve adalete teslim edilmesi için acil soruşturma yürütmek için yetkilileri göreve çağırdı. Uluslararası Af Örgütü’nün Güney Amerikalı araştırmacısı María José Veramendi, “bunun, bu saldırının arkasındaki nedenleri bilmenin önemli bir unsur olduğuna inanıyorum, hızlı, acil, kapsamlı bir soruşturma açılmalı ve bu insanlar işlerini yürütmek için güvenli ve etkin bir ortama sahip olmalıdır.” Buna ek olarak, uluslararası organizasyon bu saldırıyı, Gualinga savunucuları projesi için Speak out için oluşturulan tehdit edilen yaşam savunucuları listesine ekledi. Ancak Uluslararası Af Örgütü’nün temyizine karşılık Ekvator yetkililerinden her hangi bir yanıt verilmedi.

Sonuca gelirsem… Dünyada ve Ekvator Amazonʼunda yaşanan bütün bu saldırı stratejilerinin odağında, eko sistemi tehdit eden haydutluğa dayalı “devlet -şirket ortaklığı” bulunmaktadır. Gualingaʼnın deyimiyle,” yıkıcı bir ekstra aktif modelin tüm hisselerine sahip olan bu hükümetlerden gerçekten çok şey bekleyemezsiniz” diyerek, sözü, bütün bu süreçlerin birinci dereceden tanığına yani Sarayaku halkının ve bütün Amazon kadınları hareketinin doğal sözcüsüne, Patricia Gualinga‘ya bırakıyorum. Gualinga röportajını İspanyolcadan Türkçeye çeviren Sevgili Pınar ERCANʼa teşekkürlerimle…

İyi okumalar…

Ekvator Amazonu Sarayaku direnişinin lideri, Patricia GUALİNGA ile AMAZONʼdaki “yaşam savunması” üzerine. Bir sonraki Amazon kadını röportajında buluşmak dileği ile…

(*) 5 Ocak 2018ʼde Sarayaku kalkının lideri Ptricia Gualingaʼnın Puyoʼdaki evinin pencerelerini taşla kıran saldırganın ölüm tehditi üzerine, “Amazon Kadın Hareketi”nin yaptığı basın açıklamasından. Çeviren: Pınar ERCAN

1.Seni birçok kişi gibi Sarayaku davasından ve COP 23 İklim Zirvesi’nde okuduğun mektuptan ötürü tanıyorum. Sana ayrı ayrı soracak olursam, kendini bir aktivist, Amazon yerlisi ve bir kadın olarak nasıl tanımlıyorsun?

Kendimi insan yaşamının ve de gezegenin en önemli yaşam alanlarından biri olan Amazon’un  savunulması için mücadele eden umutlu bir kadın olarak tanımlıyorum. Ben temel ilkelerine ve vicdanına sadık basit bir kadın, bir kız çocuğu, bir kız kardeş, eş, anne ve dostum.

2. Sarayaku ve Amazon’da  2012’ten beri ne gibi değişiklikler yapıldı veya yapılmadı?

Sarayaku davasında verilen hükümden bu yana, Ekvador hükümeti Amerikan İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararına kısmen uydu, bununla beraber bölgenin bir kısmında gömülü bulunan patlayıcıların çıkarmadı ve de  onay almak için özgür, önceden planlanmış ve bilgi sahibi gerçek bir incelemenin temel hususlarını yerine getirmedi. Bununla birlikte, Sarayaku’nun mücadelesi ve zaferi, diğer Yerli Halklar için direniş ve umut sembolü haline geldi. Hükümetin petrol, madencilik ve hidroelektrik santral alanları için lisan vermeye devam etmesine rağmen, halklar Amazon topraklarını savunmak için bu mücadeleyi sürdürüyor.

3. Sarayaku’daki bugünkü durum nedir?

Sarayaku, Ekvator Devleti hakkında verilen kararın  yerine getirilmesini talep ediyor, ancak her şeyden önce, ormanlarımızın hak mücadelesinin öznesi konumunda Bilinçli Canlı Varlık olarak ilan edilmesi anlamına gelen Yaşayan Orman önerisini dünyaya sundu. Bu adım, insanlığın sürekliliği için vazgeçilmez bir adımdır.

4. 2018’deki saldırı ve tehdidin sorumlularına karşı caydırıcı önlemler olduğunu düşünüyor musun?

Savcılık soruşturmada veya  tehdit altındaki diğer kadın yoldaşların davasında herhangi bir sonuca varmadı.

5. COP 23 İklim Zirvesi’nde okuduğun mektubun bölge üstünde bir etkisi oldu mu?

Şahsen herhangi bir değişiklik görmedim çünkü benim eylemlerim daha bölgesel. Ancak bizim ön saflarda direndiğimizi, böylelikle Ekosistemlerin sonunu getiremeyeceklerini de biliyorlar.

6. Yerli halkları, Ekvador’daki Amazon bölgesinde gerçekleşen eko-soykırıma karşı nasıl savunmak gerekir?

Biz kendi kendimizi savunuyoruz, çünkü şirketlerle ittifak  kuran hükümet saldırganlaşıp hak ihlallerinde bulunuyor. İzole yaşayan Halklarda bu durum daha fazla görülüyor ve çevresel politikalara dair hiçbir uygulama yok. Toprakları ve rezerv alanları petrol firmalarına devredilmiş durumda ve şu anda aşırı derecede savunmasız durumdaki bu insanlara etnik kırım uygulanacak.

7. Bölgesel devletler ve uluslararası kuruluşların Amazon’daki cinayetlere karşı uygun caydırıcı önlemler aldığını düşünüyor musun?

Herhangi bir caydırıcı önlem görmedim, görünür kılıp elde ettiğimiz her şey eşitsiz koşullarda sürdürdüğümüz mücadelelerden kaynaklanıyor. Önlem almak şöyle dursun, devletler bu yıkımın suç ortağıdır, çünkü devletler ve ekstraksiyon sermayesi arasında çok güçlü taahhütler, hakların çok üstünde taahhütler. İnsanlar ve doğa, aynı insanın hayatta kalmasını ciddi risk altına sokarak…???

8. Amazon yerlilerinin temsilcileri olarak özgür bir Amazon ve özgür bir Dünya için nasıl bir çözüm öneriyorsunuz?

Yerli Halklar bunu zaten yapıyor. Canlı Orman [Selva Viviente], Yerli Halkların sahip olduğu görüşün en derinlerinden  doğmuş çok kutsal bir öneridir.

9. Amazon kadınlarının hareketi, Amazon’u koruma mücadelesinde giderek daha fazla öne çıkıyor. Bir Amazon kadını olarak, sen de bu dinamizmin bir parçasısın. Bunda ne tür bir gerçeklik var?

Bu dinamizmi, kadın ve doğal dünya arasındaki ilişki açısından nasıl değerlendiriyorsun? Biz kadınlar itiraz sesimizi yükselttik, çünkü bölgemizdeki kaynakların sömürülmesinden en çok etkilenenler biziz, çünkü mücadele tarzımız farklı. Biz Amazon’un savunulmasını güçlendiriyoruz, bizim yürüyüşlerimiz barışçıl geçer ve çocuklarımız bizimle gelir.

Ekstraksiyon modelleri dişil enerjiyle çatışan modellerdir, hatta ekstraksiyonun sömürgeci ve ataerkil olduğu söylenebilir. Bu yüzden direniş, kadın yüzlüdür.

Hazırlayan: Sadık Çelik