“…bugün de bir defa daha altını çizerek söylemek istiyorum, sıfır toleransla hareket ediyoruz.”

“ Bu, bir kere rastlanmış olması, hizmetleriyle ön plana çıkmış bir kurumumuzu karalamak için gerekçe olamaz.”

“Biz Ensar Vakfını da tanıyoruz, hizmetlerini de takdir ediyoruz.”

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı, Sema Ramazanoğlu

“Kimsenin alnında tecavüzcü yazmıyor.”

“Tabirim mazur görülsün biz de tecavüze uğradık”

“Biz 37 yıldır tüm Türkiye’de vakıf hizmeti yapıyoruz.”

“Kanaatimizce vakfımızın bu olayla hiçbir ilgisi bulunmamaktadır.”

“Sol kesim ‘Dindar Nesil’ projemizden rahatsız olduğu için iftira attı”

Ensar Vakfı Başkanı, Cenk Dilberoğlu

” Olayın Faili ile Hiçbir İlgimiz Yok”

“ …söz konusu şahıs ve olayla, derneğimizi ilişkilendirmeye çalışan kişi ve kurumlarla ilgili de suç duyurusunda bulunduğumuzu, olayın takipçisi olacağımızı kamuoyuna ilan ederiz.’’

KAİMDER

“Biz inadına Ensar Vakfı’na destek olmaya devam edeceğiz”

“Bu vakıf başarılı işler yapmaktadır.”

“Bir hazımsızlık var, bunun da farkındayım.”

“Benim de 13 yaşında bir kızım var ve gönderiyorum. Çocuklarımızın buralarda dini eğitim almalarına biz destek vereceğiz”

“Ülke bu kadar sıkıntı içerisindeyken PKK ve teröristler ile ilgili tek bir eylem yapmıyorlar. Bunun için bir imza toplandığını ben daha görmedim. Eğer yürekleri yetiyorsa dün Ensar için imza toplayanlar çıksın PKK’ya karşı imza toplasın, biz de destek verelim, yanlarında olalım”

AKP Muğla Milletvekili, Nihat Öztürk

“Sosyal medyanın yavşak trolleri, Twitter’ı ‘Tecavüzcü Dostu Ahmet Hakan’ mesajıyla donatmışlar.”

“Ensar Vakfı’nın bünyesinde yer alıp da Karaman’daki olayla zerre kadar ilgisi olmayan binlerce insana “çocuk tecavüzcüsü” denmesine tabii ki itiraz edeceğim. Ancak Akit’in falan yapabileceği böyle bir alçaklığa tabii ki göz yummayacağım.”

Kim olduğundan emin değiliz, gazeteci ve yazar olduğunu iddia ediyor, Ahmet Hakan

Sema RamazanoğluKimseye inat olsun diye değil, etik değerleri olmadığı için kapatılsın Ensar Vakfı!

Bir ülkede, bir vakıf kurumunda çalışan öğretmen tarafından, vakfın evlerinde 45 çocuğa tecavüz ediliyor ve olayın savunması yukarıdaki cümlelerle ifade ediliyor. O kadar söyleyecek şey bulamıyoruz ki bu kadar olur yani. Gülemiyoruz çünkü tecavüze uğramışız, ağlayamıyoruz çünkü ortada daha neyle mücadele edeceğimizden emin olamadığımız bir mevzu var. Başımıza Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı diye getirdiğiniz şahsın “Aile”, “Sosyal” ve “Politika” kavramlarından oldukça uzak söylemleriyle mi mücadele edelim, Vakıf Başkanı şahsın utanmadan “ay biz ne bilelim alnında tecavüzcü mü yazıyor?” söylemiyle mi mücadele edelim, AKP milletvekilinin 13 yaşındaki kızı için mi mücadele edelim yoksa tecavüzcümüze aşık olmamızın en uygun yol olduğunu savunan, kendini gazeteci sanan şahıslarla mı mücadele edelim?

Gerçekten çok zor dönemlerden geçiyoruz ülke ve insanlık olarak. Sadece insan olarak bile neyi savunması gerektiğini ayırt edemeyen bir güruhla mücadele etmemiz gerekiyor. 45 çocuğun tecavüzünün herhangi bir nedenle savunulası bir yanı yoktur.

EnsarVakfiKapatilsinKaraman Cumhuriyet Başsavcılığı’nın tecavüze uğradığı iddia edilen 45 çocuktan durumu belgelenen 10 çocukla ilgili hazırladığı iddianame kabul edildi. İddianame’de yer alan bilgilere tecavüz olaylarından sekizi KAİMDER, ikisi de Ensar Vakfı’na bağlı evlerde gerçekleşti. KAİMDER çocuk istismarcısı Muhammer B. ile hiçbir ilgisinin olmadığını savundu. Ancak biliniyor ki Karaman’da Kaimder ve Ensar Vakfı kardeş yapılanmadır. Çocukların istismara uğradığı evlerin Ensar ve Kaimder’e bağlı olduğu tespit edilmiştir. Bu iki kurumun birçok etkinliği birlikte organize ediliyor ve Milli Eğitim Müdürlüğü’nün organizasyonlarında da bu iki kurum birlikte yer alıyor.

Ramazanoğlu’nun çıkıp “Bu, bir kere rastlanmış olması, hizmetleriyle ön plana çıkmış bir kurumumuzu karalamak için gerekçe olamaz” demesinden Ensar Vakfı geçmişi ile ilgili diğer vukuatlardan habersiz olduğunu mu anlamamız gerekiyor bilemedik.

Belki hatırlarsınız, Ordu Müftülüğü’nün Ensar Vakfı ortaklığıyla başlattığı “namaz yarışması” haberleştirilmişti 2013 yılında. Kılınan her namaz için puan toplanan yarışmada, kız çocukları için eklenen maddede şu ifadelere yer verilmişti: “Özel günleri olan yaş grubu kız çocukları bu günlerde muaftır. Tam kılmış kabul edilir.” Yine duygularımızı tam ifade edemediğimiz noktalara gelmiştik.

Görsel: Zete
Görsel: Zete

Yine 2008’de ortaya çıkan skandalda, Vakfın Çorum Şube Başkanı olan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni Zekai İşler, iki kız öğrenciye tecavüz suçlamasıyla hapis cezasına mahkûm edilmişti. Çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklanarak Çorum L Tipi Kapalı Cezaevi’ne konulan 52 yaşındaki Zekai İşler hakkında iki yıl sonra, 2010’da bir dava daha açıldı. Bu kez bir başka kadın, “Zekai İşler 13 yaşımdayken bana da tecavüz etti” diye şikâyetçi oldu. Çorum Ağır Ceza Mahkemesi’nde ikinci bir dava açıldı. İşler 4 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı. Tutuklu kaldığı süre ve mahkemedeki iyi hali nedeniyle de bir süre sonra tahliye edildi. “İyi hal indirimi” işte tanıyoruz artık yabancı değiliz.

Ama bu tarihte çıkıp halen “Cumhurbaşkanımızın vakfımıza yakın durması, Emine Hanım’ın kadınlar ile ilgili çalışmalarımıza destek vermesi, Bilal Erdoğan’ın projelerimize katkı sağlaması FETÖ’yü rahatsız etti. Bunlar hükümetle irtibatlı olan sivil toplum kuruluşlarını itibarsızlaştırmak amacıyla bu kampanyayı başlattılar” diyen bir kurum başkanı var. Çıldırmamak elde değil.

Çünkü Paralel, çünkü FETÖ, çünkü iyi hal, çünkü iyi vakıf, çünkü solcular iftira attı, çünkü PKK karşıtı imza kampanyası yok, çünkü vs vs. Bunların hiçbiri etik olmayan bir toplum vakasını meşrulaştırmak için yeterli değil, mantıklı da değil. Bırakın artık bunları da doğrudan söyleyin “Biz insani şeyleri savunmuyoruz” diye. En azından akli bir güruhla mücadele hakkı tanıyın bize de. Belki mücadelemiz de etik boyutlar kazanır böylelikle.