Ana SayfaEkolojiTrakya’nın "felaketi": Kaya gazı sondaj çalışmaları depremi tetikleyebilir

Trakya’nın “felaketi”: Kaya gazı sondaj çalışmaları depremi tetikleyebilir

-

Tekirdağ Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Dr. Cemal Polat, bölgede başlatılan kaya gazı sondaj çalışmalarının Trakya’da bir çevre felaketine neden olabileceğini savundu.

“Trakya insanını bekleyen felaket”

DHA’nın haberine göre Norveç ve Kanada merkezli iki firmanın Tekirdağ bölgesinde izin almadan sondaj çalışması yaptığını öne süren Polat şunları söyledi: Trakya insanını bekleyen bir felaket var. Özellikle son günlerde Tekirdağ bölgesinde Norveç ve Kanada firmalarının iki tana sondaj çalışması yaptığını öğrendik. Bunlar yasal olarak izin alınmadan yapılan sondajlar ve kaya gazı ölçüm tespit çalışmalarıymış. Büyükşehir belediyesine gelen bir talep var. Bize de büyükşehir belediyesi ulaştı. Trakya kaya gazı anlamında zengin. Ama kaya gazının özellikle yaratacağı çevre boyutunu felaketini göz önünde tutmamızda yarar vardır.

“Taşların kırılması fay hatlarının kırılması demek”

Doğalgaz gibi üst katmanlarda değil taşların altındaki derin katmanlarda biriken kaya gazını açığa çıkarmak için 640’tan fazla kimyasal madde kullanılarak bu taşların parçalanması gerektiğini anlatan oda başkanı şöyle devam etti: “Bu ne demektir? Bir Trakya bölgesi depremi bölgesi olduğu için bu taşların kırılması fay hatlarının kırılması demektir. Depremin daha şiddetli bir şekilde oluşmasını tetiklemektir. İkinci bir olay 640 küsur tane kimyasal kullanılacak. Bu kimyasallar toprak ve havanın zehirlenmesi ve burada yaşayan canlı yaşamın yok olması anlamına gelir.

“Anlam veremiyoruz”

ABD’de kaya gazı çalışmalarının çevre örgütlerinin mücadelesi sonucu durduğunu savunan Polat “Ama ne hikmetse bizim ülkemizde bakanlık bu bölgede yaşan insanlarımızın ve geleceğimizin özellikle ve özellikle tarımsal faaliyetlerin en yoğun olduğu en zengin bölgeyi gözden çıkarmalarını anlamıyoruz. Buna anlam veremiyoruz” diye konuştu.

Alıntı: Diken

SON YAZILAR

Cephede enerji hasadı: Mimariyi canlı bir organizmaya dönüştürme manifestosu

Modern mimaride akıllı bina kavramı dijitalleşme ile anılırken, Hamburg’daki BIQ House bu zekayı biyolojiden alıyor. Dünyanın ilk biyoreaktif cepheli yapısı, cam panellerin içinde yaşayan mikro-alglerle hem enerji üretiyor hem de binaya dinamik bir gölge sağlıyor. Statik beton bloklardan, yaşayan organizmalara geçişin hikayesi.

Doğa kendi evini inşa ediyor: Karbon negatif bir yapı bloğu olarak “Kenevir Betonu”

İngiltere'deki Flat House, kenevir tarlasından doğan duvarlarıyla mimaride devrim yaratıyor. Karbon negatif, prefabrik ve nefes alan kenevir betonu (hempcrete) teknolojisini inceledik.

Bir sandalyeyi yetiştirmek: Nucleo’nun Terra projesi üzerinden ekolojik tasarımın yeni dili

Endüstriyel üretimin hakim olduğu bir çağda, tasarımın doğayla ilişkisi çoğu zaman "malzeme seçimi" düzeyinde kalır. Oysa bazı projeler, bu ilişkinin yalnızca yüzeysel bir tercih değil,...

Doğadan mimariye: Cam, deri ve çeliğin ötesinde ahşap atıklardan yeni nesil kompozitler

Günümüzde karşı karşıya olduğumuz çevresel zorluklar, yenilikçi çözümler ve sürdürülebilir malzemeleri her zamankinden daha önemli hale getirdi. Doğal kaynaklarımız hızla tükenirken, iklim değişikliğinin yıkıcı etkileri...

ÇOK OKUNANLAR

95,278BeğenenlerBeğen
17,593TakipçilerTakip Et
22,156TakipçilerTakip Et
243AboneAbone Ol