Yıllar önce Müzeyyen Senar’ın televizyon röportajında; “Yeni seslerden hiçbirini sevmiyorum, dinlemiyorum da. Şarkıları da, sesleri de hoşuma gitmiyor” dediğini hiç unutamıyorum. Bu söz bir hayat mottosu gibi kulağıma ve benliğime öylesine yapışmıştı ki; ne zaman yeni bir ses duysak, yeni bir şarkı patlasa hemen bunu düşünüyor ve “acaba gerçekten güzel şarkı mı? Sanat değeri Müzeyyen Senar’ın dediği üzere var mıdır yok mudur?” şeklinde düşüncelere dalıyordum. Bu söz ve düşünceler üzerine başarılı olabilen kişiler son senelerde maalesef iki elin parmağını geçememiştir. Çok sevdiğim bir tiyatrocu büyüğümün “Yaşayan birkaç güzel kadın kaldı aynı zamanda sesi de güzel olan” dediği sözü doğrular nitelikte olmasına karşın 2016 sonlarına doğru Tuğçe Şenoğul’un söz ve müziğinin kendisine ait olduğu “Onun Karanlık Huyları” ile hayatımıza girmesiyle birlikte, Müzeyyen Senar’ın yerinde rahat uyuduğunu düşünüyorum.

Albüm yolunda olan Tuğçe Şenoğul’un “yaşayan birkaç güzel kadın” olarak görülen değerli sesler arasında da şimdiden yer aldığını gönül rahatlığı ile söyleyebiliriz. Tuğçe ile yaptığımız samimi sohbeti Gaia okurlarına sunmaktan dolayı mutluluk duyarız:

Merhaba Sevgili Tuğçe. Kahinar ve Seni Görmem İmkansız ile tanıdık seni. O günlere baktığında şu anda kendini nerede görüyorsun?

Düşününce her şey olması gerektiği gibi ilerlemiş. Bu süreçte hayatımda ciddi değişimler oldu diyebilirim. Sanırım en önemlisi; müziği, şarkılarımı söylemeyi düşünerek geçirdiğim bir hayat istediğimden emin olmam ve hayatın kısalığına ikna olmamdı. Büyüdüm bir tarafımla da.

Uzun zamandır çokça güzel projelerde ve sahnelerde yer aldın. Unutamadığın ve seni bugün bulunduğun yere sürükleyen etkenlerden birini bizimle paylaşabilir misin?

Çocukluğumdan bu yana sanki bir sürü an, hummalı bir çalışmayla bugünü hazırladı, hazırlıyor. Birini ayıramam sanırım. Hepsi yan yana gelip beni ikna ettiler. Sayısız an ve bilgi bir araya gelip, hayatınızın resmini tamamlıyor. Bir zaman sonra nerede ve nasıl mutlu olduğunuzu daha iyi anlıyorsunuz.

Çokça büyük isimlerle güzel işler yaptınız. Mesela Mehmet Güreli ve Gaye Su Akyol ile düzenlediğiniz “Kimse Bilmez” performansı hâlâ kulaklarda. The Guardian Music Alliance Pact’in Kasım ayı için sunduğu şarkınız “Tarçın Gezegeni” seçilmişti. Yerel medyanın ilgisi eksik kaldığını düşünüyorum, daha doğrusu seni henüz anlamadığını, katılıyor musun?

Evimizde keyif için yaptıklarımızı, sahneye taşıdığımız bir dünyaydı SGİ. Çok güzel zamanlar geçirdik ve büyük bir sevgiyle karşılandık. İlgi meselesini fazla ciddiye almak iyi değil diye düşünüyorum. Ne fazlasını, ne de azını. Sevenler, sevmeyenler olacak ve bir şeyler hep fazla veya eksik gelecek. Yaptığınız işe odaklanmak daha iyi.

Seni Görmem İmkansız’da Gaye Su Akyol ile söylediğiniz şarkılar sonrası çok büyük bir patlama bekliyordum açıkçası fakat bahsettiğim üzere naçizane fikrim, sizi anlamadıklarını düşünüyordum. Bunun üzerine sizi tiyatro ile bağdaşlaştırdım. Nasıl ki tiyatronun seyircileri gayet değerli ve belirlidir, herkesten tiyatroyu anlamasını ve sevmesini bekleyemezsin; işte sizin müziğiniz için de sevenler ve dinleyenler için aynısını düşünüyorum. Senin düşüncelerin nelerdir?

Hayatta bunun olmadığı bir yer bilmiyorum. Herkesin sevdiği bir şey yapmayı beklemek gerçekçi gelmiyor. Ne hissettiğimizi anlamaya çalışarak üretirsek, o histe ortaklık bulan yanımızda olur. Yine de anlamak ve sevmek çabayla gelişiyor. Bunun için fazla üşengeç olduğumuzu da düşünüyorum. Daha çok çalışmalıyız.

Müzik dışında fotoğraf ile yaşadığını ve aşk izinde ilerlediğini söylemiştin seneler önce. Aşktan bahsedelim; tanımı izahı mümkün müdür sence? Tuğçe Şenoğul için aşk nedir?

İzahı mümkün mü bilmiyorum. Yaşadığım hayatta ve yaptığım işlerde bu sorunun cevabını bulmayı deniyorum. Karşı koyamadığım şekilde içine düştüğüm ya da çekildiğim bir güzellik var. Onu takip ediyorum. Aşk izinde yürümek derken bahsettiğim bu.

Şiirlerinden bahsetmek istiyorum. Beni sesin kadar etkileyen onlarca güzel şiirin var, eminim henüz bizlere sunmadıkların da… Şiir sana neler hissettiriyor?

Şiir kelimelerin rüyası gibi. Özgürce var olabildikleri, sonunu hayal edemediğiniz, fantastik, bazen fazla gerçek bir dünya. Şiir yazabilmek için kelimeleri sarhoş edebilecek kadar iyi tanımak lazım. Ben daha o yolun başındayım diye düşünüyorum.

Söz ve müziğinin sana ait olduğu “Onun Karanlık Huyları” ile artık daha çok hayatımızdasın. İleriye dönük projeler, albüm çalışması var mıdır acaba bahsedebilir misin?

2017’de kendi adımla ilk albümümü paylaşmayı umuyorum. “Onun Karanlık Huyları” bizim için sakince attığımız bir adım. Albüm yolunda ilerlerken bir şarkı bırakalım istedik. Çok güzel yorumlar alıyorum ve çok heyecanlıyım. Şimdi sırada diğer şarkılarım var bekleyen. Yapmayı istediğim çok şey var. Gerçekleşmesi için çalışıyoruz. Albüme kadar bir iki sürprizimiz daha olabilir.