“Hari Seldon’ın burada kurduğu Vakıf, büyük bir ansiklopedi meydana getirme şeklinde göstermelik bir amaç güdüyordu ve gerçekte neyin peşinde olduğunu anlayana dek elli yıl boyunca biz o aldatmacanın peşinden sürüklenip gittik. Olayın perde arkasını öğrendiğimizde ise neredeyse iş işten geçmişti. Eski İmparatorluk’un merkezi kesimleriyle aramızdaki iletişim kesildiğinde, çoğu ilkel ve saldırgan olan yeni kurulmuş düşman krallıklarla çevrelenmiş, sanayileşmeden uzak, tek bir kente yığılmış bir bilim insanı topluluğu halinde bulduk kendimizi.”
Vakıf s.114

Isaac Asimov, Vakıf Üçlemesi’nin ilk kitabı olan Vakıf’ı yazmaya başladığında yirmili yaşlarının başındaydı. Daha çocukken babasının şekerci dükkanında okumasına izin verilmeyen dergiler ve buna karşın dergi kapaklarından içinde geçenleri tahmin etme oyunu hayal gücünü oldukça geliştirmiş olsa gerek. Buna karşın Asimov bir bilim insanının görece objektifliğine, mantıksal çıkarım yapma yeteneğine ve çok daha fazlasına sahipti. Hayatı boyunca yazdığı 480 civarındaki kitabın çoğu kurgu içermeyen, matematik, fizik, astronomi gibi temel bilim dallarına dair eserlerden oluşuyordu.

İthaki Yayınları’nın, Asimov Kitaplığı serisinin ilk kitabı olarak okuyucularına sunduğu Vakıf, aynı zamanda serininde ilk kitabı. Vakıf ilk olarak Astounding Magazine’de hikayeler olarak yayınlanmış ancak daha sonra Asimov tarafından romanlaştırılmış. Başlangıçta üçleme olarak tasarlanan seri 1966 yılında bilimkurgunun en prestijli ödüllerini dağıtan Hugo Komitesi tarafından tek sefer mahsus olarak verilen ‘Tüm zamanların En İyi Bilimkurgu Serisi’ ödülünü Tolkien ve Heinlein gibi bilimkurgu ve fantastik edebiyatın devlerinin önüne geçerek kazanmıştır. Vakıf bu ve daha bir çok sebeple tarihsel olarak bilimkurgu edebiyatının en üst düzey eserlerindendir.

Asimov’un, “Bilimkurgunun Babası” unvanını son derece oturaklı yazım tarzıyla uzay operası ve sosyo-politik bilimkurguyu harmanlayarak yazdığı Vakıf Üçlemesi’yle kazandığı da söylenebilir. Bunu yirmili yaşlarının başında başarmasıysa kendine olan güvenini göstermesinin yanı sıra dönemin bilimkurgu edebiyatının ‘ucuz’ konularını arkada bırakarak kendi tercih ettiği konulara derinlemesine girme cesaretini gösterebilmesine borçludur.

Vakıf Üçlemesi’nden otuz yıl kadar sonra seriyi yediye tamamlayan Asimov 1992’de vefat eder. Bunun sonucunda Vakıf’ın ünlü psikotarihçisi Hari Seldon’un İmparatorluğu uyarmasıyla ve galaksinin uç noktasında Vakıf’ı kurmasıyla otuz bin yıldan yalnızca bin yıla inen barbarlık çağının ancak beş yüzüncü yılına kadar gidebiliriz. Hari Seldon’un psikotarih bilimi sayesinde dev insan kitlelerini ve dolayısıyla toplumun ve uygarlığın gidişatını ne kadar doğru tahmin ettiğini göremesek de, Asimov serinin bu ilk kitabında bizi soluk almadan, okumaya karşı koyamadığımız Vakıf’ın ilk iki yüzyılla baş başa bırakıyor. İyi yolculuklar.