Wes Anderson, bu ay vizyona girmesi beklenen yeni filmi The French Dispatch’le izleyiciye yine unutulmaz bir seyir zevki sunacak gibi görünüyor. Merakla beklenen bir Wes Anderson klasiği daha kapımızı çalmak üzereyken biraz ondan, biraz sinemasından biraz da yeni filminden bahsetmek istiyorum. 

Wes Anderson Kimdir? 

Wes Anderson, hangi filmini izlerseniz izleyin, izlemeye başladığınız ilk birkaç dakikada filmin yönetmeninin anlaşılmasını sağlayan o büyülü evrenlerin yaratıcısı, usta yönetmendir. 1 Mayıs 1969’da, Amerika’da doğmuş, Teksas’ta felsefe öğrenimi tamamlamıştır. Hoodwink Tiyatrosu’nda oyunlar sergilemiştir. İlk kısa filmini Sundance göndererek dikkat çeken yönetmen, yaptığı uzun metraj filmlerle kendine ait bir dünya yaratarak, seyirciyi bu dünyanın içinde çekmeyi başarmıştır. 

Aynı zamanda yazar, sinema ve reklam yapımcısı olan Wes Anderson, 2001 yılında En İyi Özgün Senaryo dalında Akademi Ödüllerine aday gösterilmiştir.

Wes Anderson Sineması

Aile, küskün kardeşler, dostluk, yasak aşk temalarıyla, nostaljiyle örülü, farklı bir mizah anlayışıyla beslenen filmler. Bu filmlerde hakim olan, pastel tonlarda sahneler, bu sahnelerdeki simetri hassasiyeti, tam ortadan bölünen kadrajlar, önemli olanın bu kadrajlarda tam ortaya yerleşmesi, kıyafetleriyle özdeşleşmiş, çoğun zarif diye tabir edebileceğimiz, birbirine saygılı karakterler, farklı açılar, kuşbakışı görüntüler, takip çekimleri, aynı oyuncularla çalışma alışkanlığı, film müzikleriyle kendine özgü üslubuyla kendi sinemasını yaratan bir yönetmendir Wes Anderson. 

Onun filmlerinde tümüyle kendine ait bir hikaye dili olduğundan bahsetmek mümkündür. Fantastik çizgilerle bezeli, hayal kuran, hayal kurarken gerçeklikten kaçan, büyümemiş ya da küçülmüş, ayrı düşmüş ve arayışı olan kahramanlar, öyküleriyle izleyeni baştan çıkarmayı başarmaktadır.

Andersen’le soyad benzerliği bana her zaman onun bir postmodern masalcı olduğunu düşündürür. Yarattığı büyülü atmosferde filmlerinde yer alan dürbünle başka, sihirli bir dünyaya bakar gibi hissederim kendimi ve muhtemelen bu Anderson’un izleyicileri üstünde yarattığı genel bir algıdır. Her ne kadar babalar belirgin, anneler silik olsa da onun evreni bir tür yabancılaştırmadan daha çok izleyeni film müzikleriyle beraber bir tür sağaltıma çağırır. Canlandırır, enerji verir ve etkiler.

Auteur olduğundan bahsedilir. Öyledir de. Kendi sinemasının yaparken tek belirleyicidir. O kadar ki o, filmleriyle izleyiciyi çizgileri net kendi rüyasına davet etmiştir de izleyici onun bilinçaltından ve bilincinden beslenen düşlerine dalmıştır. Tüm bunlar yeni filmini heyecanla beklemek için elimizde çok fazla sebep olduğunu göstermiyor mu? 

The French Dispatch

24 Temmuz’da vizyona girmesi beklenen The French Dispatch’in, kurgusal bir Fransız kentinde hayata geçen bir dergi hikayesini anlatığı söyleniyor. Film tanıtımlarında, “Amerikalı gazetecilere yazılmış bir aşk mektubu,” ifadesi var. Vizyona girme tarihinde bir değişiklik olur mu bilmiyorum ama bir Wes Anderson klasiği olacak The French Dispatch’in göz alıcı afişinin bile merak uyandıran türden olduğunu söyleyebilirim. Fragmanıyla filme kısa bir bakış atmak mümkün.

Şimdiden iyi seyirler dileklerimle, ilgilileri için Wes Anderson sinematografisiyle yazımı bitirmek istiyorum. Sağlıcakla kalın.

Bottle Rocket (1996)

Rushmore (1998)

Tenenbaum Ailesi (2001)

The Life Aquatic with Steve Zissou (2004)

Küs Kardeşler Limited Şirketi (2007)

Fantastic Mr. Fox (2009)

Moonrise Kingdom (2012)

Büyük Budapeşte Oteli (2013)

Köpek Adası (2018)

The French Dispatch (Ekim 2020)

Bottle Rocket (1994) (Kısa Metraj)

Hotel Chevalier (2007) (Kısa Metraj)