Geçtiğimiz son birkaç yılda organik çiftçilik ve tarıma gösterilen haklı bir ilgi var. Amerika Birleşik Devletleri Tarım Bakanlığı, organik tarımı “çevreyi koruyan ve böcek ilacı, antibiyotik gibi en sentetik materyallerin kullanımından kaçınacak yöntemleri kullanan ürünler” diye tanımlıyor. Yine de ”organik” sözcüğü, sağlık için dillere pelesenk olmuş bir sözcük haline geldi.

Yerel ve organik gıdayı tercih etmek için bir sürü neden olsa da, işte size neden pazara daha sık uğramanız gerektiğinin 9 nedeni!

1. Üretimde büyük besleyici değer

Yerel olarak yetiştiğinde, mahsuller tamamen olgunlaştığı zaman toplanırlar. Öte yandan, konvansiyonel (klasik tarım) olarak yetiştiğinde, perakendecilere gönderilmek ve dağıtılmak üzere erken toplanırlar.

Yerel organik mahsullerin toplanma ve masaya gelme arasındaki süreç daha kısadır, bu yüzden mahsulün besin değerinin zayıf olması ihtimali düşüktür. Örneğin antioksidanlar, vitaminler ve mineraller gibi bitkisel kimyasallar, konvansiyonel olarak yetişmiş mahsullerin işlem görme ve taşıması sırasında kaybolabilir. Ayrıca, yerel organik gıda doğal ve saf durumdadır. Hiçbir yapay kimyasal katkı maddesi ya da kimyası değiştirilmiş üretim yoktur!

2. Yerel ekonomiyi desteklemek

Yerel çiftçiler ve yetiştiricilere harcanan para evinize yakın kalır ve yaşadığınız yerdeki diğer iş ve hizmetler için yeni bir yatırım olacak olması muhtemeldir. Büyük perakende şirketlere para kazandırmak yerine pazarlardan alışveriş yaparak paranızı yerel ekonomide tutmaya çalışın. Sermayeyi kendi yaşadığınız yerde tutarak, merkezleşmiş şirketlere kâr sağlamaktansa yerel düzeydeki işlerin sürdürülmesine yardım edebilirsiniz.

3. Biyoçeşitliliği yaymak

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’ne göre, 20. yüzyılda tarımsal genetik çeşitliliğin yüzde 75’inden fazlası kaybedildi. Çoğunlukla daha küçük yerel çiftlikler, değişik çeşitlilikte birçok mahsul yetiştirir ve uzun bir hasat sezonu sağlamak için devam ettirir. Bunun yanı sıra, konvansiyonel tarım uygulamaları, sınırlı sayıda bitki çeşitliliğiyle tek mahsul yetiştiriciliğinden oluşur. Bu nedenle gıda mirasını korumak adına, biyolojik çeşitlilik barındıran küçük çiftliklere mutlak bir ihtiyaç vardır.

4. Yerleşim yerini güçlendirme

Yerel ve organik gıdayı tercih etmek, gıdanızı yetiştiren harika çiftçiler aracılığıyla sizi yerleşim yerinize bağlar! Ayrıca, yerel kaynaklardan satın almak, tüketici olarak doğrudan proaktif bir rol oynamanıza olanak sağlar. Aydınlık güzel bir sabahta pazarların, insanların diğer yerleşim yeri sakinlerinin işbirliğini izleyip keyif alması açısından harika yerler olduğundan bahsetmiyoruz bile!

5. Daha az çevresel atık

Gıda üretimi büyük tarım modellerinin, toprak tahribatı ve erozyon, su sistemlerine kimyasalların karışması, böcek ilaçları ve zararlı ot öldürücü ilaçlara dirençli böcek ve otların gelişmesi gibi çevreye zararlı sonuçları olabilir. Bu zarar verici etkilerin yanı sıra, yerel organik çiftçilik sentetik ya da petrol-temelli böcek ilaçları ya da suni gübreye dayalı değildir. Bu nedenle, bu kimyasalların karışmasından kaynaklanabilecek su ve toprak kirliliği riski azdır. İyi yönetilen ve sürdürülen sağlıklı çiftlikler, verimli toprağı korur ve yaşadığımız yerlerdeki suyu temiz bırakır. Böyle çiftlikler, aynı zamanda yaban hayatına doğal yaşam alanı görevi görebilirler. Böylece herkes kazanır!

6. Karbon ayak izinin azaltılması

Yerel organik gıda daha az mesafe (yaklaşık 100-225 mil) kat eder ve tabağınıza geldiğinde daha lezzetli olur. Manavınızın rafındaki gıda ise daha uzun (yaklaşık 13,000 mil) yol kat eder. Uzun süreli yolculuk, daha çok enerji ve benzin kullanılması demektir. Şaşırtıcı bir istatistik, 5 kalorilik bir çileğin Kaliforniya’dan New York’a uçmasının 435 fosil yakıt kalorisi olduğunu gösteriyor. Yerel satın almak, bu enerji maliyetini ve yenilenebilir olmayan değerli kaynakları kurtaracaktır.

7. Gıda güvenliğinin iyileştirilmesi

Gıda güvenliliğinin önemi daha da ciddi hale geliyor. Devam eden nüfus artışı ve biyoyakıtların artan kullanım ve tüketiminden kaynaklanan, büyüyen bir dünya gıda krizi su yüzüne çıkıyor. Yoksul yerleşim alanları, artan gıda fiyatlarına ve kıtlığa en yatkın alanlar. Yerel ve organik çiftliklerin gelişmesi, yerleşim alanları ve mahallelere taze ürün sağlayarak gıda güvenliğini artırabilir. Gıda güvenliğini iyileştirmek, yerel ekonomileri destekleyerek el birliğiyle yürütülebilecektir.

8. Daha güvenli gıda sağlama

Yemeğinizin tabağa gelmesinde ne kadar az aşama varsa, gıda kirliliği riski o kadar azdır. Güvenlik sorunları, konvansiyonel olarak yetişmiş gıdanın hasat, yıkama, sevkiyat ve dağıtımı esnasında meydana gelir. Çiftlikten yerel ve organik gıda almak, yol boyu daha az aşama gerektirir, bu nedenle gıda güvenliği risklerini azaltır.

9. Üreticiler için iyi bir yatırım

U.S. Bureau of Labor Statistics’e göre, konvansiyonel çiftçilikteki kariyerler düşüşte. Ancak küçük çaplı çiftçi piyasası daha çok başarı ve kâr deneyimliyor. Ayrıca, yerel ve organik tarımla uğraşmak daha ucuz! Yerel ve organik üreticiler, büyük miktarda pahalı kimyasal gübreler, böcek ilaçları ve genetiği değiştirilmiş tohum stoklarına ihtiyaç duymadığından dolayı, daha az miktarda başlangıç sermayesine ihtiyaç duyuyorlar.

Bir daha pazardayken çiftçilerinize teşekkür etmeyi unutmayın!

Kaynak: One Green Planet