Yaşar Nezihe Bükülmez, 29 Ocak 1882’de Kaya Hanım ile Kadri Efendi’nin üçüncü çocuğu olarak dünyaya gelir. Annesini henüz altı yaşındayken kaybeden Yaşar Nezihe, “sarhoş Kadri” olarak da bilinen belediye kantarcısı babası ve kötürüm teyzesinin himayesinde kalır. Lakin bu himayede gerekli bakım ve ilgiyi göremeyince zamanının çoğunu sokaklarda geçirir. Hayatı boyunca da annesizliğin getirdiği yalnızlığı dizelerinde gösterir.

“Her günüm böyle sokaklarda geçti. Anam yok ki beni bir makineye versin veyahut dizinin dibinde terbiye etsin” (Bükülmez, Y. N).

Okul çağı gelip de kimse onu okula yazdırmayınca, kendi başına gider “Ben öksüzüm hoca efendi, beni okutunuz!” (Us, 1948: 3) diye okulun kapısını çalar.

Babası Sarhoş Kadri Efendi gizlice okula gittiğini öğrenince, Yaşar Nezihe okuldan ayrılmak zorunda kalır ama okuma aşkı hiç sönmez.

“İçimdeki okuma hırsını yenemiyordum. Beş param yoktu. Dere kenarlarında papatya, ebegümeci tohumları toplayarak aktarlara satardım. Kazancımın kırk parasını kalfaya verirdim. Gördüğüm bütün tahsil budur. Edebiyatı, şiir yazmayı kendi kendime öğrendim” (Us, 1948: 3).

Yaşar Nezihe, fikirlerini dizelerine dökmekten korkmamış, şiirlerinde toplumsal sorunlardan ve ekmek mücadelesinden bahsederek proleter-sosyalist bir kadın şair olarak edebiyat tarihimize adını yazdırmıştır. Toplumsal sorunlara genellikle denemelerinde değinen şair, şiirlerini daha militan bir dille kaleme alır.

“İlk kadın işçi şair” “İlk sosyalist kadın şair” şeklinde isimlendirmeler, Yaşar Nezihe’nin bugüne kadar ulaşan ve onu popüler kılan bir yönü olmuştur. İlk olmanın anılmayı mecburi kılan yanı, şairenin Türkiye ve sosyalizm konulu araştırmaların çoğunda yer almasını sağlar. Bu çalışmalarda yer almasını sağlayan sebep ise sosyalist içerikli olduğu ileri sürülmüş dört şiiri ve komünizm suçlaması ile tutuklanmasıdır (Tatar Kırılmış, 2009: 1856-1865).

İşçi grevlerini desteklediği gibi bu desteklerini şiirlere döken şair 11 Ağustos 1924’te Amele Cemiyeti’ne üye olur. Ve bugün aslında tam da 95. senesini dolduracak olan “1 Mayıs” şiirini Aydınlık dergisinde yayınlar.

1 MAYIS

Ey işçi…
Bugün hür yaşamak hakkı seninken
Patronlar o hakkı senin almışlar elinden.
Sa’yınla edersin de “tufeyli”leri zengin
kalbinde niçin yok ona karşı yine bir kin?
Rahat yaşıyor, işçi onun emrine münkâd;
lakin seni fakr etmede günden güne berbâd.
Zenginlere pay verme, yazıktır emeğinden.
Azm et de esaret bağı kopsun bileğinden.
Sen boynunu kaldır ki onun boynu bükülsün.
Bir parça da evlatlarının çehresi gülsün.

Ey işçi…
Mayıs birde bu birleşme gününde
Bişüphe bugün kalmadı bir mani önünde…
Baştanbaşa işte koca dünya hareketsiz;
yıllarca bu birlikte devam eyleyiniz siz.
Patron da fakir işçilerin kadrini bilsin
ta’zim ile hürmetle sana başlar eğilsin.
Dün sen çalışırken bu cihan böyle değildi.
Bak fabrikalar uykuya dalmış gibi şimdi.
Herkes yaya kaldı, ne tren var, ne tramvay
Sen bunları hep kendin için şan-ü şeref say…
Birgün bırakınca işi halk şaşkına döndü.
Ses kalmadı, her velvele bir mum gibi söndü.
Sayende saadetlere mazhar beşeriyet;
Sen olmasan etmezdi teali medeniyet.
Boynundan esaret bağını parçala, kes, at!
Kuvvetedir hak, hakkını haksızlara anlat.

Kaynak:

*KIRILMIŞ TATAR İlknur, Uluslararası Türkçe Edebiyat Kültür Eğitim Dergisi Sayı: 1/4 2012 s. 70-84, TÜRKİYE
*İstanbul Kadın Müzesi