Londra’da yaşayan müzisyen Canan Sağar’ın öncülüğünde biraraya gelen 10 kadın şarkıcı ve sanatçı “10 Kadın” albümünün altına imzalarını anlattılar. Albümde kadınların acısını, sevincini, aşkını, ayrılığını, göç hikayelerinin yanı sıra erkek egemen sistemlerde gitgide meşrulaştırılan tecavüz ve taciz olaylarının “hayatta kalanı” olan kadınlar da anlatıldı, tüm bunlar dize ve notalara döküldü.

Bu anlamlı albüm, 8 Mart ile birlikte dinleyicilere sunuldu. Projenin başında ise geçen yıl “Kalbim” isimli albümüyle tanıdığımız, Londra’da yaşayan müzisyen Canan Sağar bulunuyor.

Sağar, albüme dair hislerini şöyle anlattı: “Şarkıların gücüne inandık ve böyle çıktık yola. Eski çağ demeyin, bu zamanda da cinsiyet ayrımına evladıyla başlayanları anlattık gözlerimiz nemli nemli. Ayrılmak isteyen kadının aldığı yaraları bereleri, sırtına vuran bütün darbeleri iki dörtlük bir şarkıya döktük. Düşleri kırılan, umutları yok olan kadınların gizlice içinde anneye sığınışını anlattık. İş, ev, çocuk, eş, aile gibi bir haftaya bir yığın sorumluluk sırtlayan kadının çiçekleriyle konuşmasını, hayatın zor ama kadın olunca daha da zor olduğunu anlattık. Aşk halinin erkeğe has olmadığını, kadının Leyla olup çöle düşebileceğini vurguladık, yine yüreğimiz yara yara. Töre ile çocuk gelin (pedofili) olmanın ne demek olduğunu söyledik içimiz kanayarak, biraz da millete çatarak. Çığlık attık şiirden şarkıya dönüşen içinde hüznü de barındıran bir kadının kaleminden. Her kadın biraz yalnızdır, yalnızlığını yaşama özgürlüğüne sahiptir diye seslendik kalbimize dövme misali kazılacak bir şarkıyla. İşte böyle doğmaya sancılandı.”

Albümde adeta bir usta müzisyenler ve sanatçılar geçit töreni var. Albümde kadın hikâyelerine ses ve nefes veren isimler şöyle; İlkay Akkaya, Yasemin Göksü, Adile Yadırgı, Öznur Korkmaz, Yelda Emek, Gurbet Üzgün Demiral, Bergüzar, Şebnem Dönmez, Bahar Sarıboğa, Canan Sağar.

Albümdeki şarkıların kısaca hikayeleri ise şöyle;

Pencere – İlkay Akkaya

Pencere bir göç hikâyesini anlatıyor. Kalanlar ve gidenlerin arasında duran pencereye değiniyor. Yoksulluk, iç savaşlar, kıtlık, katliamlar ve daha bir çok sebepten ötürü zorunlu göç etmek durumunda kalmış kadınların hikâyesine şiir diliyle dokunuyor.

İçimizden Bir Melek – Yasemin Göksu

Melek Güneydoğu’da yaşayan zihinsel engelli bir kadın. Böyle geliyor dünyaya. Büyüyor. Evin yanındaki kulübeye zincirle bağlanıyor. Yıllarca aile fertleri akrabaları tarafından tecavüze uğruyor, sonunda hamile kalıyor ve kimse farkında olmadığı için doğum esnasında ölüyor.


Bu şarkı bir çocuğun dilinden anne için yazılmış. İçinde özlem, hasret, bir sığınak olarak gördüğü anneye duygusal bir sesleniş var.

Çığlık – Öznur Korkmaz

Aycan Saraçoğlu Londra’da yaşayan Kıbrıslı bir şair. Şiiri, bu albüm için armağan etmiş. Bu şiirin içinde kadın var, çocuk var; gecenin bir yarısında kim bilir nerede nasıl çığlık attıklarını vurguluyor.

Kız Çocuğu – Yelda Emek

Bu şarkı erk egemen toplumlarda erkin gücünü ta doğuştan göstermeye başlıyor. Doğan bebek erkek olmayınca kadına erk eşin neler yapabileceğini vurguluyor. Bu şarkı, günümüzde de cinsiyet ayrımını doğmuş bebeğe kadar yansıtan insanların yüzüne bu mevzuyu tokat gibi çarpıyor.


Kadın ayrılmak istediğinde sadece erkin değil; ailenin, akrabaların, en yakın dostlarının, kısacası hemen hemen etrafındaki herkesin darbesiyle karşılaşıyor. Dışlanmalar, damgalanmalar, suçlanmalar derken bütün toplum tarafından kötüleniyor. Bu şarkı bir kadının iç döküşü.

Kadın Olunca – Bahar Sarıboğa

Bu şarkı iş kadınını anlatıyor. Günümüzde çalışan kadınların yükü epey ağır. İş güç, ev işi, çocuklar, eş, çamaşır derken bu kadının düşlerden başka hiçbir şeye zamanı kalmıyor. Kısacası, hayatın kadın olunca daha da zor olduğunu vurguluyor; keyifli bir biçimde.

Yalnızlık Kalbinde Dövme – Şebnem Sönmez

Bu şarkı sözleriyle kendi hikâyesini anlatıyor… Bir kadın ve bir erkeğin hikâyesi.

Gülümser – Bergüzar

Gülümser; töre, çocuk gelin (pedofili), zoraki evlilikler gibi toplumsal yaramızı tüm gerçekliğiyle yüzümüze vuruyor.

Leyla Olmuşum – Canan Sağar

Hep erkeklerin Mecnun olarak vurgulandığı bir toplumda kadının aşkını anlatması da güçtür. Hep erkeğin kadın için, aşkı için neler feda ettiği vurgulanır ya bu şarkı tam tersini söylüyor. Kendi içinde anlatıyor aşkı, ayrılığı, sevdayı…