Ülkemizde 1914 yılına dek kadınların akademide aktif olmasını bırakın var olması bile mümkün değildi. Bu yıl ise kadınların akademide aktif olmasının 100. yılı sergiler, sempozyumlar ile kutlandı ve bu sempozyumlar sayesinde toplumun sadece eğitim alanında değil her alanda toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda bilinçlendirilmesi hedeflendi.

Akademide Kadınların Kısa Tarihçesi

Türkiye’de kadının yükseköğrenim hakkını kazanması Kadınlar Dünyası dergisini yayımlayan Nuriye Ulviye gibi azimli ve kararlı kadınların mücadelesi sonucunda gerçekleşti. Kadınlar Dünyası dergisi, “Biz de maarif vergisi veriyoruz.” diyerek ilk kampanyayı başlattı ve 7 Şubat 1914’te Darülfunun tarihinde ilk kez kadınlar için haftada 4 gün olmak üzere konferanslar düzenledi. 12 Eylül 1914’te de ilk kadın üniversitesi olan İnas Darülfunun’unu açtırdılar fakat bu üniversite açıldığında Osmanlı Devleti 1. Dünya Savaşı’na girdi ve yenildi. Savaş bittikten 5 ay sonra hükümet üniversitenin öğretim üyelerinin maaşlarını kesti. Dönemin Maarif Nazırı kadın üniversitesinin müdürüne kurumun kapatıldığını ve kadın öğrencilerin erkekler ile birlikte okuyacağını bildirdi. Ancak müdür öğrencilerin “diz dize” okumalarının İslam’a uygun olmayacağını dile getirerek karma eğitimi onaylamadı. Aynı binada kadın ve erkekler için sabah/öğle olmak üzere iki ayrı program hazırlama karar alındı. Kadınlar ise erkeklerle eşit eğitimi istedikleri için erkek öğrencilerin derslerine girerek bu kararı boykot ettiler. Böylece 1921-1922 öğretim yılında tüm üniversitede karma eğitim başladı ve kadınların mücadelesi başarıya ulaşmış oldu.

Kadınların Akademide 100. Yıl Kutlamaları

Kadınların akademide 100. yılı olması sebebiyle Sabancı Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Forumu ile İstanbul Kadın Müzesi bu yılı bir sergi ve sempozyumla kutladı. Meral Akkent’in küratörlüğünü yaptığı “Kadınların Üniversitede 100 Yılı – İnas Darülfünun’u/Kadın Üniversitesi 1914-1919” isimli sergi tarih kitaplarında kendilerine yer bulamayan kadınlarI ve akademik alandaki bu kadın mücadelesini gün yüzüne çıkartmayı başardı. Ayrıca bu kutlamalar çerçevesinde de önemle vurgulandığı gibi toplumsal cinsiyet eşitliğinin yüksek eğitimde kurumsallaşması talep edildi.

Günümüzde Kadının Akademideki Yeri

Kadınların 100 yıl önceden beri bu denli mücadele vermesine rağmen günümüzde kadınların akademik bağlamdaki rolü halen yetersiz kalıyor. Örneğin 21 kişilik YÖK Genel Kurulu‘nda sadece bir kadın üye var. 10 kişilik denetleme kurulunun ise tümü erkeklerden oluşuyor. 184 üniversiteden sadece 14’ünde kadın rektör bulunuyor. Ayrıca dekanların sadece yüzde dokuzunun kadın olduğu görülüyor. Bu örnekler çoğaltılabilir ve sebepleri tartışılabilir fakat tüm bunlar göz önünde bulundurularak ne yazık ki bugün de akademik bağlamda kadınların 100 yıl önceki ruha ihtiyaçları olduğu söylenebilir.

Kaynak: Amargi Dergi, T24, Habertürk