Kuzey Kıbrıs’ta, çevre örgütlerinin öncülüğünde, Mersin-Akkuyu bölgesinde kurulacak nükleer santrale karşı sürdürülen mücadele çerçevesinde “Nükleere Hayır Platformu” oluşturuldu.

Nükleere Hayır Platformu, Pazartesi günü Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği Merkez Binası’nda düzenlediği basın toplantısında, platformu oluşturan örgüt temsilcilerinin imzaladığı Nükleer Santrallere Karşı Mücadelede Ortak Deklarasyonu’nu açıkladı. Platform üyeleri yapılması planlanan nükleer santralin, gelecek nesillerin hayatını tehlikeye atmanın yanı sıra doğayı da önemli ölçüde tehdit ettiği gerekçesiyle durdurulmasını istedi.

Kuzey Kıbrıs nükleere karşı birleşti
Nükleere Hayır Platformu, Pazartesi günü Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği Merkez Binası’nda düzenlediği basın toplantısında, platformu oluşturan örgüt temsilcilerinin imzaladığı Nükleer Santrallere Karşı Mücadelede Ortak Deklarasyonu’nu açıkladı. (Fotoğraf Kaynağı: http://gazeddakibris.com/)

Çevre odaklı bu ortak amaç doğrultusunda TC hükümetinin ‘Akkuyu Nükleer Güç Santrali Projesini‘ derhal iptal etmesini talep eden platform, taleplerinin Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AKP hükümetine iletmek üzere Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliği’ne uyarı ve eylem gerçekleştirmek, gerekli karşı duruş göstermemeleri halinde KKTC hükümeti ve yetkili makamlarına karşı da eylemliliğimizi sergilemek, şeklinde bir yol izleyeceklerini belirtti.

Akkuyu KKTC’ye Mersin’den daha yakın

Platformu oluşturan örgütlerin ortak deklarasyonunu Biyologlar Derneği Genel Sekreteri Hasan Sarpten okudu. Sarpten, Türkiye’nin Mersin ilinin Gülnar ilçesinin Akkuyu mevkiine yapılacak ‘nükleer güç santralinin’ KKTC’ye mesafesinin Mersin il merkezine olan mesafeden bile daha yakın olduğuna dikkat çekerek, KKTC’nin olası bir kaza durumunda ilk sırada ve azami ölçekte etkileneceğinin açık olduğunu kaydetti.

Türkiye Jeoloji Mühendisleri Odası’nın raporuna göre santralin yeri ile ilgili bilimsel verilerin nükleer reaktör kurulmasına elverecek olumluluk ve netlikte olmadığı açıklamasına atıf yapan Sarpten, santralin kurulacağı yerin yakınından geçen Ecemiş Fayı’nın sismik karakteri konusunda ciddi kaygılar yaratacak bilimsel araştırmalar olduğunu da vurguladı.

TC’nin sıyrılma çabası

Türkiye Jeoloji Mühendisleri Odası’nın raporuna göre santralin yeri ile ilgili bilimsel verilerin, nükleer reaktör kurulmasına el verecek olumluluk ve netlikte olmadığı açıklamasına bakarak, kaza olasılığının da yüksek olduğunun söylenebileceğine dikkat çeken Sarpten, buna göre, santralin kurulacağı yerin yakınından geçen “Ecemiş Fayının” sismik karakteri konusunda ciddi kaygılar yaratacak bilimsel araştırmalar olduğunu ve bu fayın 300 km uzunluğunda olup, Akkuyu’nun 20-25 km yakınından geçerek denizde devam ettiğini dile getirdi. Santral kurulursa,olası bir kazanın sorumluluğuna adres olarak Akkuyu NGS Şirketi’nin gösterildiğini ancak bunun boş bir çaba olduğunu belirtti. Sarpten, sorumluluğun şirkete yüklenmesini TC Hükümeti’nin bir ‘sıyrılma çabası’ olduğunu ve şirketin böyle bir sermaye ve hukuki sorumluluğa sahip olmadığının da altını çizdi.

Sarpten, buna karşın hazırlanan ÇED raporunun olası bir kazada ortaya çıkacak zararın sorumlusunun kim olacağı sorusuna cevap veremediğini, raporda tüm hukuki sorumluluğun adresi olarak TC hükümeti değil Akkuyu NGS şirketi olarak gösterildiğini ifade ederek, bunun gelecekte olacaklardan “sıyrılma çabası” olduğunun anlaşıldığını, çünkü Akkuyu NGS şirketinin sermayesi ile sınırlı bir şirket olduğu için Akkuyu’da gerçekleşmesi olası bir kaza sonrası şirketin hukuki sorumluluğu üzerine alma kabiliyeti olmayacağını anlattı.

Bu mücadele Kıbrıs’ın doğası için belki son mücadele

Bir kaza olmasa dahi nükleer santrallerden kaynaklanan atıklar ve bertaraf yöntemlerinin zorluğu dikkate alınarak, komşu ülkede nükleer santral yapılmasının bölgede var olan ve gelecekte var olacak kuşakları doğrudan ve sonu olmayan bir radyasyon tehdidine mahkum etmek anlamında olduğunu ifade eden Sarpten, şöyle devam etti:

”Nükleer atıkların etkileri yüzyıllar sürer ve sızıntılar da sürekli olabileceğinden ekolojik facia yaşanması kaçınılmazdır. Henüz dünyanın hiçbir bölgesinde nükleer atıkların saklanması ve imhası için nihai bir çözüm ve depolanma alanı bulunamadığı unutulmamalıdır. Ortak amacımız doğrultusunda Nükleere Hayır Platformu adı altında iş, güç ve eylem birlikteliği yapmaya karar veren bizler, Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin, Akkuyu Nükleer Güç Santrali projesini derhal iptal etmesini artan bir şekilde talep etmeye devam edeceğiz.”

”Bu mücadele Kıbrıs’ın doğa ve geleceğine dair belki de son mücadeledir. Ve, bu mücadele ancak tüm halk olarak topyekün bir karşı duruş sergilenirse başarıya ulaşacaktır. Şimdi hep birlikte ve daha güçlü bir şekilde ‘Nükleere Hayır’ deme vaktidir” sözleriyle sonlanan deklarasyon metninde imzası bulunan, yani Nükleere Hayır Platformu‘nu oluşturan, örgütler ise şöyle:

Biyologlar Derneği, Tabipler Birliği, Çevre Mühendisleri Odası, Peyzaj Mimarlar Odası, Yeşil Barış Hareketi, Karpaz Dostları, Diyetisyenler Birliği, MS Derneği, Kanser Hastalarına Yardım Derneği, Evrensel Hasta Hakları Derneği, Baraka Kültür Derneği, Diabet Derneği, Sanatçı ve Yazarlar Birliği, Feminist Atölye, Bağımsızlık Yolu, Kuskor, Güç-Sen, KAMU-SEN, Çam-Sev, BKP, YKP, TDP.

Nükleere Hayır Platformu, konuyla ilgili kamuoyuna ve milletvekillerine yönelik iki farklı imza kampanyası başlatıldığını ve yeni yılın ilk günlerinde ‘nükleer santralin zararları’ konusunda uluslararası ve geniş katılımlı bir konferans düzenlemek için girişimlerinin devam ettiğini de duyurdu. 

Kaynak: Gazedda Kıbrıs
Başlık Fotoğrafı: Enerji Günlüğü