Bu yıl 7. kez düzenlenen Engelsiz Filmler Festivali dopdolu başladı. Festivalin ilk konukları, Boğaziçi Üniversitesi Sinema Salonu’ndaki (SineBu) gösterimlere katılan Rehber Köpekler Derneği Başkanı Nurdeniz Tunçer, rehber köpek eğitmeni Burcu Bora, “Güvercin” filminin yönetmeni Banu Sıvacı ve “Anons” filminin oyuncuları Tarhan Karagöz, Şencan Güleryüz ve Murat Kılıç oldu.

Engelsiz Filmler Festivali’nin ilk gününde seyircilerle buluşan ikinci film, bu yılki programın dikkat çeken bölümleri arasında yer alan “Rehber Köpekler” seçkisindeki “Yavru Seçimi” filmi oldu. Rehber Köpekler Derneği Başkanı Nurdeniz Tunçer, Rehber Köpek Eğitmeni Burcu Bora ve Türkiye’nin ilk eğitimli rehber köpeği Kara’nın katılımıyla gerçekleşen gösterimin ardından, Festivalin Program Koordinatörü Ezgi Yalınalp moderatörlüğünde bir söyleşi gerçekleşti.

Burcu Bora: Kullanıcıyla Köpeğin Karakterlerinin Uyumu Çok Önemli

Burcu Bora rehber köpeklerde eğilimin öneminden bahsederek, köpeklerin karakteristik özelliklerine göre rehber ya da terapi köpeği olabileceğini, her köpeğin, tıpkı insanlar gibi, farklı bir karakteri olduğunu söyledi. Terapi köpekleri ile yapılan seansların çoklu engelli çocuklarda büyük gelişme sağladığını belirten Bora; “Bu beni çok mutlu ediyor ve duygulandırıyor. Çocuk sosyalleşiyor, köpek çocuğa nasıl davranması gerektiğini öğreniyor.” Bora, özel ihtiyaçları olan kullanıcı ve köpeğin karakterlerinin uyumunun da çok önemli olduğunun altını çizdi.

Nurdeniz Tunçer ise Rehber Köpekler Derneği’nin amaçlarından bahsetti. “Derneğimiz 3 alanda çalışıyor. İlki farkındalık yaratmak. Bir göremeyen bireyin, toplumda sosyalleşmesiyle ilgili neler yapılabileceği sorusunu sormak. İkincisi; rehber köpeklerle birlikte toplumda nasıl hareket edileceği, yasal destek, köpeklerin yetiştirilmesi gibi konular ve üçüncü olarak da hayvan sevgisi. Çünkü hayvan dostlarımızın eğitim süresi çok uzun. Çok emek harcanıyor. Amerika’da bile 800 köpekten 300 tanesi rehber köpek olabiliyor ancak. Maddi manevi zor bir süreç.” diyen Nurdeniz Tunçer, farklı illerdeki projeler hakkında da; “Belediyelerle görüşüyoruz. Hatta Bakanlık’la da bir anlaşma yapmak üzereyiz. Belediyelerin de üzerlerine düşen çok şey var. Sokak köpekleriyle ilgili bilinçlendirme gerekiyor. Her şeyin bir arada yürümesi lazım. Daha çok yavruya ve daha çok eğitime ihtiyacımız var.” dedi.

Banu Sıvacı seyircilerle bir araya geldi!

Festivalin ilk günündeki diğer gösterim, yönetmen Banu Sıvacı’nın katılımıyla “Güvercin” filmi oldu. “Engelsiz Yarışma”da yarışan “Güvercin” gösteriminin ardından gerçekleşen söyleşide, yönetmen Banu Sıvacı sinemaseverlerin sorularını yanıtladı.

Filmin çekildiği mahallede doğup büyüdüğünü söyleyen Banu Sıvacı, çocukluğunda şahit olduğu olayları filmine yansıttığını söyledi. “Gündelik hayatımızda haberimiz bile olmayan hikayeler dönüyor. Bunlar özellikle de gitmediğimiz, gitmekten ürktüğümüz mahallelerde gerçekleşiyor. Bunu anlatmanın yegane yollarından biri de sinema. İlk filmimde hem tanıdığım bir bölgeyi hem de oranın anlatılması gerektiğini düşündüğüm bir hikayesini anlatmak istedim.” dedi.

Kemal Burak Alper’in performansı da seyircilerden takdir topladı. Banu Sıvacı, başrol oyuncusunun rol için çalışmalarına dair detaylar vererek; “Kemal bir sene öncesinden kuşçuların yanına gitmeye başladı, ben de öyle. Kuşçularla sohbetlerden damıttıklarımız filme girdi. Hatta filmde gördüğünüz Maverdi’yi Kemal büyüttü. Gerçekten kuşu yavruyken alıp büyüttüğü için o kadar yakınlar. Kameraya da alıştırmamız zaman aldı. Bu doğal hali yakalamak için hem kuşlarla, hem kuşçularla aylarca vakit geçirmemiz gerekti. Bu bir günde elde edilmesi çok zor bir şey.” diye konuştu. Yurt dışındaki seyircilerin tepkilerine de değinen Sıvacı; “Film en az 20-25 ülkede gösterildi ve her seyircinin ortak tepkisi; “Çıktığımızda Yusuf’a sarılmak istedik.” oluyor. Ama ben de diyorum ki; “Normalde Yusuf’a sarılmazdınız. Muhtemelen onu dışlardınız. Size bir sokak çocuğu, bir serseri gibi görünürdü. Ben işte tam da bu insanları anlatmanın yolu olarak sinemayı görüyorum.” dedi. 

Bu bir darbe filmi değildir!

Festivalin İstanbul’daki ilk gününün son gösterimi ise Mahmut Fazıl Coşkun’un yönetmenliğini üstlendiği ve “Engelsiz Yarışma” filmleri arasında yer alan “Anons” filmi oldu. Filmin gösterimine, filmin oyuncuları Tarhan Karagöz, Şencan Güleryüz ve Murat Kılıç katıldı. Oyuncuların katılımıyla gerçekleşen gösterimin ardından, Ezgi Yalınalp moderatörlüğünde söyleşi gerçekleştirildi.

Seyircilerden gelen soru üzerine filmde tarihsel olaylara ne kadar bağlı kalındığını yanıtlamaya çalışan oyuncu Murat Kılıç, öncelikle yönetmenin adına konuşamayacağını söyleyerek soruya; “Bu, tarihsel gerçeklikten de beslenerek, kendi senaryosuna hizmet eden başka gerçeklikler yaratarak yazılmış bir senaryo. Doğru, bir Talat Aydemir macerası var ama tamamı tarihsel bir gerçeklik dizininde yapılmış bir şey diyemeyiz.” diye cevap verdi. 

Rolleri kabul etmeden önce senaryoyu okuyup okumadıkları sorusuna cevap veren Murat Kılıç; “Mahmut beni ilk olarak radyo evinin çaycısı olarak düşündü. Ben senaryoyu aldım, 1 ay kapanıp çaycıya çalıştım. Çaycının olabileceği başka sahne önerileriyle de ona gittim. Sonra çekimlere 1 ay kala provalara başladık. Provalardan 1 hafta sonra çaycı olamayacağımı öğrendim Böylece radyo evinin müdürü oldum. 1 hafta sonra tekrar geldim, yönetmen radyo evinin müdürü de olamayacağımı söyledi. Sonuçta ben albay oldum. Çaycı zaten yokmuş senaryonun son halinde.” dedi. Rol arkadaşı Şencan Güleryüz ise Murat Kılıç’a “Sen oynadıkça terfi ettin.” diyerek salonu kahkahaya boğdu. 

Yerli seyircilerin festival filmlerine az ilgi göstermesi konusunda ne düşündüğü sorulduğunda da Murat Kılıç; “Biz popüler olana ilgi gösteren bir toplumuz. Bizim filmimiz tarzındaki filmler, dağıtım sorunu, reklam azlığı sebebiyle sınırlı gösterimle kalıyor. Bu nedenle seyirci ne yazık ki çok ilgi göstermiyor. Nuri Bilge Ceylan’ı ele alın. Cannes’da ödül aldığı halde 250 bin izlenmiş bir film. Bir Zamanlar Anadolu’da benim hayatımın filmidir. Öbür yandan popüler filmleri düşünün; 6 buçuk milyon, 7 milyon…” dedi.

Festival yedinci yılında, 9 Ekim tarihine dek İstanbul, Boğaziçi Üniversitesi Sinema Salonu’nda (SineBu), 11-13 Ekim tarihleri arasında Eskişehir, Yunus Emre Kültür Merkezi’nde, 16-20 Ekim tarihleri arasında ise Ankara’da Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi ve Goethe-Institut Ankara’da sinemaseverleri ağırlayacak.

Sinemanın farklılıkları kucaklayan birleştiriciliğinden ilham alan Engelsiz Filmler Festivali,  bu sene de dünyaya farklı pencerelerden bakmak isteyenleri salonlarına bekliyor.  

Engelsiz Filmler Festivali’nin programında yer alan tüm filmler her sene olduğu gibi sesli betimleme, işaret dili ve ayrıntılı altyazı seçenekleriyle seyircilerin karşısına çıkıyor. Ortopedik engelli sinemaseverlere uygun, erişilebilir mekanları seçen festivalde gösterimlerin yanı sıra, gösterim sonrası film ekipleriyle yapılan söyleşiler ve atölye çalışmaları da işaret dili çevirmeni eşliğinde gerçekleştiriliyor. 

TÜM GÖSTERİM VE ETKİNLİKLER ÜCRETSİZ

Engelsiz Filmler Festivali bu sene de tüm gösterimlerini ve yan etkinliklerini ücretsiz olarak seyircilere sunuyor.

Engelsiz Filmler Festivali hakkında ayrıntılı bilgiye www.engelsizfestival.com adresinden ulaşabilir; Festival’in Facebook, Instagram, Twitter hesaplarından duyuruları takip edebilirsiniz.