Okuma süresi: 3 dakika

26 Temmuz 1856 senesinde, dünya edebiyat tarihinin en önemli şehirlerinden birisi Dublin’de dünyaya gelen George Bernard Shaw, 20’nci yüzyılın yoğun siyasi atmosferi içerisinde, savaşın, ölümün ve derin kırılmaların yaşandığı bir ortamda, edebiyat dehâsı ile yığınların içerisinden sıyrılan bir yazar olarak karşımıza çıkar.

“Vatanseverlik, özünde -sadece orada doğduğu için- bir ülkenin en iyi ülke olduğuna inanmaktır.” 1893

20’nci yüzyıl, savaşın ve ölümün olduğu kadar, edebiyatın ve sanatın da doruklarda yaşandığı bir yüzyıldır. Saymaya kalkıştığımızda, mutlaka birilerini unutup haksızlık edebileceğimiz bu edebiyatçı gürûhun en göze çarpan isimlerinden birisi olan Bernard Shaw, 94 senelik uzun yaşamını, neredeyse bir kütüphane dolusu eserle zenginleştirmiştir. Genel olarak Bernard Shaw’a bir oyun yazarı demek ne kadar haksız değilse de, o, karşımıza kimi zaman bir eleştirmen, kimi zaman bir romancı, kimi zamansa bir düşünür olarak çıkar. Ama yine de, asıl ustalığını şüphesiz ki oyun yazarlığı konusunda sergiler. Ve belki de en güçlü silâhı olan mizâh, onu diğer 20’nci yüzyıl yazarlarından ayırır ve onu tüm edebiyat ekolleri içerisinde de bambaşka bir yere koyar.

Shaww

Memur bir baba ve müzisyen bir annenin çocuğu olan Bernard Shaw’ın ilk dönem öğrenciliği pek de parlak sayılmaz. Ama, o, sonraki dönem düşüncelerinde de görüleceği üzere, eğitim kurumlarının vasat yerler olduğuna inanır. Bu yüzden “kötü” bir öğrenci olması şaşılacak bir şey değildir. Her ne kadar vasat bir öğrenci de olsa, çocukluğundan beri, öğrenmeye, araştırmaya, bilhassa müziğe, resme ve edebiyata meyilli olan Shaw, 15 yaşında gittiği Londra’da senelerce yoksulluk deneyimini yaşamış, açlıkla savaşmış ve bu deneyimle birlikte, ileride şekillenecek olan sosyalist görüşlerinin bir bakıma alt yapısını kurmuş görünür. Ama bu düşüncelerinin perçinlenmesi ve profesyonel bir boyut alması, bu yoksulluk yıllarının ardından aldığı iktisat eğitimiyle olmuştur. Daha sonrasında ise Shaw, İngiltere’de sosyalist bir derneğe üye olarak, uzun yıllar etkili konuşması sayesinde bu oluşumun aranan yüzü olmuştur. Birçok konferansta konuşmacı olarak yer alan Shaw’ın, insanları etkileme yeteneği oldukça fazla görünür. Hiciv ve mizâh yeteneği, onu öne çıkarak özellikleri olarak göze çarpar. Bu özellikleri yalnızca söylevde değil, yazdığı oyunlarda ve diğer tür yapıtlarında da aşikârdır.

Shaw, yoksul yılların ardından, eleştirmen olarak hayatını idame ettirirken, 1890’larda ilk oyun denemelerini kaleme almıştır. 1892’de bitirdiği ilk oyunu Widower’s Houses sahnelendikten sonra, Bernard Shaw oyun yazmaya ve sahnelemeye devam etmiştir. Sonraki dönem oyunları, sahnelendikten sonra büyük ilgi görmüş, dünyaca tanınır hâle gelmiş ve bu başarı Shaw’a hatırı sayılır bir ticari gelir de sağlamıştır. Bu dönemden sonra ağırlıklı olarak oyun yazan Shaw, ölene kadar 60’ın üzerinde oyun kaleme almıştır. Ayrıca 1880’lerde yazdığı ama başarısız bulduğu için yayınlamadığı bazı romanlar da, özellikle 1900 sonrası birer birer yayınlanmaya başlanmış, Shaw’ın ünü giderek tüm dünyayı sarmıştır. Shaw’ın bu başarısının nişaneleri ise, 1925’te aldığı Nobel Edebiyat Ödülü ve 1938’de kazandığı Oscar’dır. Bu iki ödülü birlikte alabilen ilk ve tek insan olan Bernard Shaw, sırf bu yüzden bile devasa bir övgü yağmurunu hak eder.

George Bernard Shaw 3

“Ne korkunçtur, sonsuza dek kendinle baş başa kalma düşüncesi. Sizi seviyorum, ama kendimi sevmiyorum. Değişmek istiyorum; daha iyi olmak istiyorum, yeniden, yeniden başlamak istiyorum; tenimi değiştirmek istiyorum yılanlar gibi. Bıktım artık kendimden. Bir gün değil, günlerce değil, sonsuza dek kendime nasıl katlanırım? Bunu düşünmek bile korkutuyor beni: karamsar, kin dolu, susmuş oturmuşum bu nedenle. Siz hiç düşünür müsünüz bunları?”

Bernard Shaw, yazarlığıyla olduğu kadar yaşam tarzı ile de ilgi çekici bir insandır. Shaw’ın vejeteryan olduğu biliniyor ve bunun yanında da Shaw, alkol ve sigaradan hayatı boyunca uzak durmuş bir yazar olarak bilinmektedir. Belki de birçok insana kıyasla uzun sayılabilecek yaşamını bu kaçınmaya borçludur. Ama bu yaşam tarzı bile Shaw’ı “bir gün ölmekten” kurtaramamış görünür. Tarihin bize aktardığı kadarıyla; 1950’de, 94 yaşında iken ağaç budadığı sırada bir kaza geçirerek merdivenden düşen Bernard Shaw yaralı hâlde geçirdiği birkaç günün sonunda, bu ilgi çekici, uzun ve oldukça üretken yaşamı daha fazla sürdürememiş ve 20’nci yüzyılın ikinci yarısını göremeden, 2 Kasım günü, İngiltere’de yaşama veda etmiştir. Ama her zaman saygıyla, övgüyle ve hayranlıkla anılan birisi olan Bernard Shaw, öyle görünüyor ki öyle olmaya, insanlık yeryüzünden silinene dek devam edecektir.

“Özgürlük sorumluluk demektir. O yüzden çoğu insan ondan korkar.”
“Hayvanlar benim arkadaşlarımdır ve ben arkadaşlarımı yemem.”

Bernard Shaw 1
(Çizim: Sky Belvedere)

Zenginliği üretmeden tüketemeyeceğimiz gibi mutluluğu da üretmeden tüketmeye hakkımız yoktur.

Bazı eserleri:

İbsenciliğin Özü
Pygmalion
Ölümsüzlüğün Sırrı
Kara Kız
Caesar’la Kleopatra
Asosyal Bir Sosyalist