Ana SayfaEkolojiDoğaSoma AŞ'ye lisans "kıyağı": Ödül mü teşvik mi?

Soma AŞ’ye lisans “kıyağı”: Ödül mü teşvik mi?

-

Soma Maden A.Ş.’nin, Amasya’da termik santral yapımı için lisans onayı almasına yaşam alanı savunucuları “Soma Maden A.Ş.’nin yargılanması gerektiği yerde adeta ödüllendirildiğini” belirterek tepki gösterdi.

Manisa’nın Soma ilçesinde, geçtiğimiz Mayıs ayında 301 emekçinin yaşamını yitirdiği maden şirketinin sahibi olan Soma Maden A.Ş.’nin, Amasya’da termik santral yapmak için Enerji Piyasa Düzenleme Kurulu’na (EPDK) yaptığı lisans başvurusu onaylandı. EPDK’nin onayına tepki gösteren “yaşam alanı savunucuları“, Soma Maden A.Ş.’nin yargılanması gerektiği yerde adeta ödüllendirildiğine dikkat çekti.

“Vicdanlar kömürden bile kara olmuş vaziyette”

EPDK’nin kararını değerlendiren Turgutlu Çevre Platformu (TURÇEP) Dönem Sözcüsü Metin Sert, 301 emekçinin ölümüne sebep olan Soma Maden A.Ş.’nin yargı önünde hesap vermesi gerekirken, şirketin bir de lisans alarak ödüllendirildiğine işaret etti. Söz konusu durumun akıl ve mantıkla açıklanır tarafının olmadığına vurgu yapan Sert, “Maden faciasından sorumlu olanlar, ilk önce bütün bunların hesabını yargının önünde vermek zorundadır. Daha bunların hesabı bile sorulmadan Soma faciasının sorumlusu olan Soma A.Ş. ye bu kez de Amasya’da yeni termik santral kurması için lisans verilmeye çalışılıyorsa, bunun açıklaması akıl, mantıkla ve hiçbir yasa ile izah edilmez. Yasa yapıcılarının ve yöneticilerin vicdanlarının ne kadar karardığı ile açıklayabilmek mümkündür. Çünkü Soma faciası nedeniyle cezalandırılması gereken bu firmanın, bu kararla adeta ödüllendirilircesine bir muamele görmesi, buna ön ayak olanların vicdanlarının kömürden bile daha kara olduğunu anlatır” şeklinde konuştu.

”Şirkete Termik santral kıyağı yapıldı, vicdanlar cüzdanların gölgesinde kaldı”

Tüm ülkenin, Soma A.Ş.’ye Amasya’da yeni termik santral kurabilmesi için yapılan ‘kıyağın’ altında nelerin yattığını iyi görmesi gerektiğine işaret eden Sert, “Türkiye bu kıyağın altında neler yattığını merakla izleyecektir. Türkiye vicdanların, cüzdanların gölgesinde kaldığı bir yer olmamalı. Bu ülkede vicdanları kömürden bile daha fazla kararmış yöneticiler ve devlet adamları olmamalı” dedi. Söz konusu durumdan sonra, yaşanacak iş cinayetlerine, ‘Maden kazası’ ve ‘Kader’ denilemeyeceğini dile getiren Sert, “Çünkü ihmaller, kayırmalar ve göz yummalar nedeniyle Türkiye’de göz göre göre cinayet işleniyor. Soma A.Ş. ile ilgili
durum ne yönden bakılırsa bakılsın bu anlamı taşımaktadır” dedi.

”Soma AŞ, farklı farklı isimlerle Termik santral kurma çalışmaları yapıyor”

Manisa Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı İbrahim Derman ise doğa ve tarım alanlarının termik santraller ile tahribata uğradığına işaret etti. Türkiye’de 80’e yakın termik santralin kurulmasının öngörüldüğünü belirten Derman; Gürmin Enerji ve Madencilik adıyla Amasya’da termik santral kurmak isteyen Soma Madencilik A.Ş.’nin ihale dahi almaması gerektiğini söyledi. Derman, kazanma hırsının canların ve doğanın yok olmasına sebep olmaya devam ettiğine dikkat çekerek, “Bunların birkaç tanesi Manisa’da. Çok tesadüftür ki Soma’da 301 insanımızın hayatını kaybetmesine neden olan Soma Madencilik A.Ş.’nin, Gürmin Madencilik adıyla Amasya’da termik santral kurmak istediğini öğrendik. Açıkçası bu bir trajedidir. ‘Daha fazla kömür, daha fazla para kazanayım’ diyerek, 301 insanı göz göre göre ölüme götüren bir şirketin sahiplerinin Amasya’da böyle bir yatırım yapması, Amasya’da yeni canların kaybolmasına, yeni çevre felaketlerine açık davetiye çıkarılmaktadır. Bu tür sicili bozuk olan şirketlerin ihale almasının önüne geçilmelidir. Tepki verilmediği ve bedel ödenmediği sürece iş cinayetlerinin önüne geçilemeyecektir” şeklinde konuştu.

Derman, enerji sorunun enerji üretmekle değil, tasarruf tedbirlerinin uygulanması ile çözülebileceğine vurgu yaptı.

SON YAZILAR

Cephede enerji hasadı: Mimariyi canlı bir organizmaya dönüştürme manifestosu

Modern mimaride akıllı bina kavramı dijitalleşme ile anılırken, Hamburg’daki BIQ House bu zekayı biyolojiden alıyor. Dünyanın ilk biyoreaktif cepheli yapısı, cam panellerin içinde yaşayan mikro-alglerle hem enerji üretiyor hem de binaya dinamik bir gölge sağlıyor. Statik beton bloklardan, yaşayan organizmalara geçişin hikayesi.

Doğa kendi evini inşa ediyor: Karbon negatif bir yapı bloğu olarak “Kenevir Betonu”

İngiltere'deki Flat House, kenevir tarlasından doğan duvarlarıyla mimaride devrim yaratıyor. Karbon negatif, prefabrik ve nefes alan kenevir betonu (hempcrete) teknolojisini inceledik.

Bir sandalyeyi yetiştirmek: Nucleo’nun Terra projesi üzerinden ekolojik tasarımın yeni dili

Endüstriyel üretimin hakim olduğu bir çağda, tasarımın doğayla ilişkisi çoğu zaman "malzeme seçimi" düzeyinde kalır. Oysa bazı projeler, bu ilişkinin yalnızca yüzeysel bir tercih değil,...

Doğadan mimariye: Cam, deri ve çeliğin ötesinde ahşap atıklardan yeni nesil kompozitler

Günümüzde karşı karşıya olduğumuz çevresel zorluklar, yenilikçi çözümler ve sürdürülebilir malzemeleri her zamankinden daha önemli hale getirdi. Doğal kaynaklarımız hızla tükenirken, iklim değişikliğinin yıkıcı etkileri...
Gamzegül Kızılcık
Gamzegül Kızılcık
Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü mezunu. Kadın hakları mücadelesi, çocuk hakları ve LGBTİ hakları konularına ilgili. Doğal hayatın korunması konusuna meyledişi ve Gaia Dergi ile yollarının kesişimi sonucunda da; direnişçi bir kadın, gazeteci.

ÇOK OKUNANLAR

95,278BeğenenlerBeğen
17,593TakipçilerTakip Et
22,156TakipçilerTakip Et
243AboneAbone Ol