Ana SayfaEkolojiDoğaDünya, ilk hayvanlar evrildiğinde donmuş bir kar topuydu

Dünya, ilk hayvanlar evrildiğinde donmuş bir kar topuydu

-

Bilim insanlarına ve araştırmalardan çıkan bulgulara göre, yaşamın çeşitliliğini sağlayan çok hücreli hayvanlar, Buzul Çağı’nın bize bir armağanı olabilir.

Günümüzden 715 milyon yıl önce, tüm gezegen kar ve buzla örtülüydü. Araştırmalara göre, bu donmuş beyaban, kompleks yapılı, çok hücreli hayvanların doğum yeri olabilir.

Buzul Çağı, yeryüzünü oldukça büyük bir duraklama dönemine sürüklemişti. Dünya’daki en sıcak yer olan Ekvator’da bile ortalama sıcaklık -20°C iken çoğu hayat yeryüzünden silindi. Hayatta kalmayı başaran varlıklar ise sıcak akıntının ortaya çıktığı sıcak su ceplerine sığındı.

715 milyon yıl önce başlayan bu dondurucu soğuk, etkisini 120 milyon yıl boyunca sürdürdü. “Dünya’da bununla karşılaştırılabilecek başka bir buzul çağı yaşanmadı. Bu dönem gerçekten bir felaketti”, diyor University og College’dan Graham Shields.

Buna rağmen, bazı bilim insanları bu felaketin evrimin en önemli adımlarından birini tetiklediğine inanıyor: ilk hayvanların gelişmesi ve Kambriyen patlaması olarak bilinen canlı çeşitliliğindeki artış.

Bunun gibi trilobitler Kambriyen dönemde evrildi. (© Sinclair Stammers)
Bunun gibi trilobitler Kambriyen dönemde evrildi. (© Sinclair Stammers)

Yaklaşık 540 milyon yıl önce, birçok ilginç canlı ortaya çıktı. Bunlardan bazıları; trilobitler, beş gözlü Opabinyalar ve kılçıklı Wiwaxialar. Dünya, birden, tek hücreli bakterilerin domine ettiği bir yer olmaktan; ilginç çok hücreli canlıların hayata göz kırptığı bir yaşam alanı haline geldi.

Charles Darwin, bu ani evrim patlamasını “Türlerin Kökeni” adlı kitabında büyük bir zorluk olarak tanımlayarak şöyle der: “Bununla bağlantılı başka bir zorluk daha vardır ki bu çok daha ciddidir. Hayvanlar aleminin çeşitli temel bölümlerine ait türler, bilinen en alt fosil katmanlarında aniden ortaya çıkmıştır.”

Buzul Çağı dönemine ait ilk kanıt 1990’larda ortaya çıktı. Yerbilimciler, tropiklerde buzlanmaya dair kanıtlar buldular (Buz yığınlarıyla taşınan ve sonra salıverilen taşlar gibi). O zamandan beri, gittikçe büyüyen kanıtlar yığını ortaya şunu koydu: Bu yoğun küresel buzlanma 715 milyon yıl önce başlayıp 120 milyon yıl sürdü.

(Görsel Kaynağı: techgnotic.deviantart.com)
Charles Darwin, bu ani evrim patlamasını “Türlerin Kökeni” adlı kitabında büyük bir zorluk olarak tanımlayarak şöyle der: “Bununla bağlantılı başka bir zorluk daha vardır ki bu çok daha ciddidir. Hayvanlar aleminin çeşitli temel bölümlerine ait türler, bilinen en alt fosil katmanlarında aniden ortaya çıkmıştır.” (Görsel Kaynağı: techgnotic.deviantart.com)

Peki ya bu dönem, yaşamsal vitesi neden değiştirdi? “Belki, havaya bol miktarda oksijen vererek birçok yaşamı tetiklemiştir” diyor çoğu yerbilimci.

Mesele şu ki; buz, oksijeni atık olarak salan birçok mikroskobik bitkiye destek verdi. Buzul Çağı boyunca, buzullar fosfor bakımından zengin kayaları aşındırdı. Bu dönem sona erdiğinde ise, nehirler bu kaya tozlarını okyanuslara sürükledi ve bu da oradaki mikroskobik canlıları besledi.

2010’dan beri bu döneme ilişkin bir çok teori üretildi. Birçok kanıt bulunurken, birçok da anti-tez ortaya atıldı. Sonuç her ne olursa olsun, bugünün okyanusları dinozorların zamanındaki okyanuslardan daha soğuk olduğu için, okyanusların donup Dünya’nın bir başka Buzul Çağı evresine girebileceğini öne sürenler de mevcut.

Kaynak: BBC Earth

SON YAZILAR

Cephede enerji hasadı: Mimariyi canlı bir organizmaya dönüştürme manifestosu

Modern mimaride akıllı bina kavramı dijitalleşme ile anılırken, Hamburg’daki BIQ House bu zekayı biyolojiden alıyor. Dünyanın ilk biyoreaktif cepheli yapısı, cam panellerin içinde yaşayan mikro-alglerle hem enerji üretiyor hem de binaya dinamik bir gölge sağlıyor. Statik beton bloklardan, yaşayan organizmalara geçişin hikayesi.

Doğa kendi evini inşa ediyor: Karbon negatif bir yapı bloğu olarak “Kenevir Betonu”

İngiltere'deki Flat House, kenevir tarlasından doğan duvarlarıyla mimaride devrim yaratıyor. Karbon negatif, prefabrik ve nefes alan kenevir betonu (hempcrete) teknolojisini inceledik.

Bir sandalyeyi yetiştirmek: Nucleo’nun Terra projesi üzerinden ekolojik tasarımın yeni dili

Endüstriyel üretimin hakim olduğu bir çağda, tasarımın doğayla ilişkisi çoğu zaman "malzeme seçimi" düzeyinde kalır. Oysa bazı projeler, bu ilişkinin yalnızca yüzeysel bir tercih değil,...

Doğadan mimariye: Cam, deri ve çeliğin ötesinde ahşap atıklardan yeni nesil kompozitler

Günümüzde karşı karşıya olduğumuz çevresel zorluklar, yenilikçi çözümler ve sürdürülebilir malzemeleri her zamankinden daha önemli hale getirdi. Doğal kaynaklarımız hızla tükenirken, iklim değişikliğinin yıkıcı etkileri...

ÇOK OKUNANLAR

95,278BeğenenlerBeğen
17,593TakipçilerTakip Et
22,156TakipçilerTakip Et
243AboneAbone Ol