Ana SayfaEkolojiEnerjiMakinaların "eko" programları neden bu kadar uzun?

Makinaların “eko” programları neden bu kadar uzun?

-

Çamaşır ya da bulaşık makinalarının “eko” programlarını kullananlar bilirler, bu programlar en az 3-4 saat sürmektedir. 3-4 saat yıkama yapmasına rağmen bu programlar nasıl ekolojik diye düşünüyor olabilir hatta ekolojik olmadığını düşünüp hızlı programları tercih ediyor olabilirsiniz.

İşin gerçek yüzü ise göründüğü gibi değil.

Çamaşır ve bulaşık makinaları en kayda değer enerji oranını suyu ısıtmak için kullanmakta. Kullanılan enerjinin ortalama yüzde 70’i suyu ısıtmaya harcanmaktadır. Eko programlarda ise suyu 60 derece yerine 40 dereceye çıkarırsınız. Yani suyu ısıtmak için harcanan enerjiden kısarsınız. Su miktarını da daha az kullanarak ısıtma enerjisini iyice azaltırken fazla su tüketiminin de önüne geçmiş olursunuz.

Isıtmadan tasarruf ettiğiniz enerji o kadar yüksektir ki çamaşır yıkama kalitesini 60 derecedekiyle aynı tutmak için yıkama süresi uzun tutulmaktadır. Sürenin uzunluğu için harcanan enerji miktarı ise ihmal edilebilecek kadar düşüktür.

Ayrıca elektrik kullanım saatlerine göre tarifelendirme uygulaması ile akşam 22’den sonra makinalarınızı çalıştırırsanız 3-4 saatlik yıkama süresi de sizin için bir sorun oluşturmaktan çıkacaktır.

Makinaların "eko" programları neden bu kadar uzun?Bunlara ek olarak, uzun yıkamalar makinaların ömründe ciddiye alınacak bir kayıp oluşturmaz. Yani eko programları kullanarak enerjiden ve sudan büyük oranda tasarruf eder ve doğanın korunmasına katkı sağlamış olursunuz. İklim değişikliğinin önüne geçebilmek için atılacak en küçük adımların bile çok değerli olduğu unutulmamalıdır.

SON YAZILAR

Cephede enerji hasadı: Mimariyi canlı bir organizmaya dönüştürme manifestosu

Modern mimaride akıllı bina kavramı dijitalleşme ile anılırken, Hamburg’daki BIQ House bu zekayı biyolojiden alıyor. Dünyanın ilk biyoreaktif cepheli yapısı, cam panellerin içinde yaşayan mikro-alglerle hem enerji üretiyor hem de binaya dinamik bir gölge sağlıyor. Statik beton bloklardan, yaşayan organizmalara geçişin hikayesi.

Doğa kendi evini inşa ediyor: Karbon negatif bir yapı bloğu olarak “Kenevir Betonu”

İngiltere'deki Flat House, kenevir tarlasından doğan duvarlarıyla mimaride devrim yaratıyor. Karbon negatif, prefabrik ve nefes alan kenevir betonu (hempcrete) teknolojisini inceledik.

Çevre dostu mimarinin örneği: Sürdürülebilir yaşam, Casa Cosecha de Lluvia ve yağmur suyu yönetimi

Casa Cosecha de Lluvia, dağların kalbinde sürdürülebilirliğin ve yenilikçiliğin mükemmel bir örneğini sunuyor. Yağmur suyunu arıtan bu etkileyici yapı, çevre dostu tasarımıyla size ilham verecek! Robert...

Sürdürülebilir mimari tasarımın yeni yıldızı: Ahşaptan ayırt edilemeyen pirinç kabuğu yapı malzemesi

ACRE, ahşap alternatifi olarak öne çıkan bir yapı malzemesidir; dayanıklılığı, suya ve çürümeye karşı direnci, estetik dokusu ve sürdürülebilirliği ile dış mekanlarda mükemmel performans sergiler. Alüminyum ve pirinç tozlarının muazzam bir sentezi olan bu malzeme, çitlerden kapılara, pervazlardan teraslara kadar geniş bir yelpazede dış mekan uygulamaları için ideal bir seçenektir. Dünya ormanlarını koruyan bu malzemeyi keşfediyoruz!
Burak Bilen
Burak Bilen
Gıda Mühendisliği bölümünden mezun oldum. Hindistan'da aldığım ve deneyimlediğim yoga öğretisini paylaşmaya çalışıyorum. Ekoloji, yemek kültürü ve yoga ile ilgileniyorum.

ÇOK OKUNANLAR

95,278BeğenenlerBeğen
17,593TakipçilerTakip Et
22,156TakipçilerTakip Et
243AboneAbone Ol