Ana SayfaEkolojiDoğaTsunami sonrası ekosistemin yeniden dirilişi

Tsunami sonrası ekosistemin yeniden dirilişi

-

Şiddetli bir deprem ve ardından gelen tsunami ile Doğu Japonya, dört yıl önce yerle bir olmuştu. Okyanusun yanındaki Minamisanriku‘nun Honshu Island şehrinin bütün renkleri kaybolmuştu.

Bununla birlikte yıllar içinde bu şehir kaybolan renklerini geri kazandı. Su altı fotoğrafçısı Nagaaki Sato, 2011 faciasından beri Minamisanrikucho şehri kıyısındaki suları belgeledi. Fotoğraflar kesinlikle insanı hayrete düşürüyor.

Nagaaki Sato, Japonya, Tsunami
Fotoğraf: Nagaaki Sato, 2011

Tsunami öncesinde Sato, Minamisanriku’da bir dalış dükkanı işletiyordu. Dükkanı, dev dalgalar nedeniyle yok oldu fakat Hakodate’te yeni bir dalış dükkanı açtı.

Dört yıl geçti. Doğa, yeniden türemek ve yeniden büyümek için büyük çaba gösteriyor. Sato, “Felaketi atlatan insanlardan biri olarak, artık kendimi okyanusa dahil etmek istiyorum ve fotoğraf çekmeye devam edeceğim. Bu şekilde mümkün olduğunca çok insana bu harikalığı gösterebilirim” diye duygularını ifade ediyor.

Nagaaki Sato, Japonya, Tsunami
Fotoğraf: Nagaaki Sato, 2012

Deprem ve tsunami sadece Doğu Japonya’yı yok etmedi, aynı zamanda okyanusun içerisindeki ve çevresindeki ekosistemi de yok etti. Okyanus içindeki enkazlar, Doğu Japonya’nın deniz yaşamını önemli oranda değiştirdi. Fakat Sato, okyanus yaşamının görünür bir şekilde kendini yeniden tamamladığını söylüyor.

Kaya yüzeylerine tutunan pullu solucan salyangozları, istiridyeler, deniz ananası ve diğer yaratıklar her geçen gün artış gösteriyor. Tsunami öncesi orada bulunan türler yeniden görülmeye başlanmış, bu da popülasyonlarının eski hızıyla artış göstermeye başladığı anlamına geliyor. 

Nagaaki Sato, Japonya, Tsunami
Fotoğraf: Nagaaki Sato, 2012

Kaynak: The Huffington Post

SON YAZILAR

Güvenli sokaklar ülkesinin ölü çocukları ve hayvanları

İktidarın hayvanları tecrit etme ve öldürme hevesi, muhalefetin katliam yarışı ile birleşince sokaklar hızla hayvansızlaştırıldı 1. Artık her gün geçtiğimiz yollarda hayvanlardan kalan boşluklar karşılıyor...

Modern çağın jeolojik heykelleri: Dünyanın 70 çölünden doğan bir mimari arşiv

Apple Park’ın zeytin ağaçları arasında, dünyanın yetmiş farklı çölünden toplanan kumlarla üretilmiş dört yüzü aşkın cam sütun yükseliyor. Katie Paterson ve Zeller & Moye tasarımı "Mirage", malzemeyi jeolojik bir hafıza kartına dönüştürürken, sınırları eriten küresel bir iş birliğini simgeliyor.

Cephede enerji hasadı: Mimariyi canlı bir organizmaya dönüştürme manifestosu

Modern mimaride akıllı bina kavramı dijitalleşme ile anılırken, Hamburg’daki BIQ House bu zekayı biyolojiden alıyor. Dünyanın ilk biyoreaktif cepheli yapısı, cam panellerin içinde yaşayan mikro-alglerle hem enerji üretiyor hem de binaya dinamik bir gölge sağlıyor. Statik beton bloklardan, yaşayan organizmalara geçişin hikayesi.

Doğa kendi evini inşa ediyor: Karbon negatif bir yapı bloğu olarak “Kenevir Betonu”

İngiltere'deki Flat House, kenevir tarlasından doğan duvarlarıyla mimaride devrim yaratıyor. Karbon negatif, prefabrik ve nefes alan kenevir betonu (hempcrete) teknolojisini inceledik.
Yeşim Özbirinci
Yeşim Özbirincihttp://www.wearethehippies.com
İstanbul Üniversitesi, İktisat Fakültesi, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun oldu. Muhabir ve editör olarak çalıştı. Son yıllarda çevre bilimine merak sardı. Gezmeyi ve kamp yapmayı seviyor.

ÇOK OKUNANLAR

95,278BeğenenlerBeğen
17,593TakipçilerTakip Et
22,156TakipçilerTakip Et
243AboneAbone Ol