Ana SayfaEkolojiİzmir kuşlara mezar olmasın çağrısı

İzmir kuşlara mezar olmasın çağrısı

-

İzmir Körfezi Geçiş Otobanı ile ilgili tartışmalar büyüyor. Konuyla ilgili Doğa Derneği bir açıklama ve çağrı yaptı. Dernek, bölgedeki flamingolara zarar vermeden bu otobanın yapılamayacağını savunuyor ve durdurulmasını talep ediyor.

Doğa Derneği, EGEÇEP, TMMOB ve 85 kişi İzmir Körfezi’ne yapılması planlanan otoban bağlantılı köprü projesine dava açarak çevre etki değerlendirme raporu “olumlu” kararının iptalini istemişti. Kamu kuruluşları, akademisyenler ve sivil toplum uzmanlarının 35 yıldır izlediği Gediz Deltası’nda geçtiğimiz sene yaklaşık 20 bin çift flamingo kuluçkaya yatmış, Doğa Derneği deltada üreyen flamingoların önemli bir kısmının köprü yapılması planlanan bölgede beslendiğini ortaya koymuştu.

Geçtiğimiz gün Aziz Kocaoğlu “Körfez geçişi konusu var. İzmirli isterse yaparız diyorlar. Ben vatandaşın en fazla oyuyla seçilmiş kardeşinizim. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanıyım. Ben tüp geçişi istiyorum. Duymayan bir daha duysun. Ben tüp geçişin tartışmasız yapılmasını istiyorum. Yapın kardeşim” ifadelerini kullanmıştı.

Konu hakkında açıklama yapan Doğa Derneği Genel Koordinatörü Dicle Tuba Kılıç şunları söyledi “İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun açıklamasını üzüntü ile okuduk. İzmir’in Gediz Deltası dünyanın en önemli sulak alanlarından biridir ve İzmir gibi nüfusu dört milyonu aşan bir metropolün içinde yer alan yeryüzünün tek sulak alanıdır. Flamingoların dünya nüfusunun yüzde onu, İzmir’in Gediz Deltası’nda yaşamaktadır. Bir dönem İZKUŞ’un da başkanı olan Kocaoğlu’nun bu bilgileri bile bile geçiş projesini savunması, İzmir’in doğasını şehrin en büyük zenginliği olarak görenleri büyük hayal kırıklığına uğratmıştır. Dünyanın tüm şehirlerinde köprü yapabilirsiniz. Ancak flamingolar ile iç içe yaşama şansına yeryüzünde İzmir’den başka hiç bir şehirde sahip değilsiniz. Başkan Kocaoğlu ve iktidarın hemen hiç bir konuda bir araya gelemezken, İzmir’in koruma alanlarını, kuşları yok etmek ve şehri batıya doğru büyütmek için buluşmuş olması son derece düşündürücü”.

Doğa Derneği’nin verdiği bilgilere göre; güncel proje planında köprü ayaklarının yer alacağı bölge, 1999 yılından bu yana birinci derece doğal sit alanı olarak koruma altında. Aynı zamanda yaklaşık on yıl önce Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği altında Mutlak Koruma Bölgesi olarak tanımlanmış bir bölge. Flamingolar için yüzlerce yıldır değişen bir durum yok. Bölgede on yıldır kesintisiz olarak yapılan ve son yıllarda Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün koordinasyonunda yapılan kış ortası su kuşu sayımları, köprü yapılmak istenen bölgenin flamingoların dünyadaki en önemli beslenme alanlarından biri olduğunu ortaya koyuyor. Düzenli olarak on bin veya daha fazla flamingo bu bölgede besleniyor. Flamingolar gün içinde uçarak yuvalama alanlarından bu bölgeye beslenmek üzere geliyor. Yani flamingolara zarar vermeden köprünün yapılması mümkün değil.

Doğa Derneği Genel Koordinatörü Dicle Tuba Kılıç sözlerine şöyle devam etti: “Başkan Kocaoğlu yıllardır Kuş Cenneti’nden geçeceği için otoban projesinin köprü değil, tamamının tüp geçit olmasını savunuyor. Ancak bu ihtimal yürürlükteki geçiş projesi dosyasında değerlendirilmemiş bile. Dolayısıyla Kocaoğlu’nun tüp geçiş hayalinin olması için öncelikle planlanan otoban projesinin durdurulması gerekiyor. Kaldı ki tamamı tüp geçit dahi olsa çıkış noktası Gediz Deltası olan bu proje, Mavişehir’de olduğu gibi İzmir’in delta ve flamingolar üzerindeki büyüme baskısının adım adım artmasına neden olacak. Dünyadaki on flamingodan birinin yuvası olan Gediz Deltası’na otoban yapılması asla düşünülmemeli. Mevcut projenin tamamen iptal edilmesi için tüm hukuki ve vicdani yollarla çalışmaya devam edeceğiz. Muhalefet ve iktidarın ise İzmir’in doğasını ve kuşlarını yok etmek için değil, bu değerleri gelecek nesillere taşımak için birlikte çalıştığını, bu yönde projeler geliştirdiğini görmek istiyoruz. İzmir kuşlara mezar olmasın.”

SON YAZILAR

Cephede enerji hasadı: Mimariyi canlı bir organizmaya dönüştürme manifestosu

Modern mimaride akıllı bina kavramı dijitalleşme ile anılırken, Hamburg’daki BIQ House bu zekayı biyolojiden alıyor. Dünyanın ilk biyoreaktif cepheli yapısı, cam panellerin içinde yaşayan mikro-alglerle hem enerji üretiyor hem de binaya dinamik bir gölge sağlıyor. Statik beton bloklardan, yaşayan organizmalara geçişin hikayesi.

Doğa kendi evini inşa ediyor: Karbon negatif bir yapı bloğu olarak “Kenevir Betonu”

İngiltere'deki Flat House, kenevir tarlasından doğan duvarlarıyla mimaride devrim yaratıyor. Karbon negatif, prefabrik ve nefes alan kenevir betonu (hempcrete) teknolojisini inceledik.

Bir sandalyeyi yetiştirmek: Nucleo’nun Terra projesi üzerinden ekolojik tasarımın yeni dili

Endüstriyel üretimin hakim olduğu bir çağda, tasarımın doğayla ilişkisi çoğu zaman "malzeme seçimi" düzeyinde kalır. Oysa bazı projeler, bu ilişkinin yalnızca yüzeysel bir tercih değil,...

Doğadan mimariye: Cam, deri ve çeliğin ötesinde ahşap atıklardan yeni nesil kompozitler

Günümüzde karşı karşıya olduğumuz çevresel zorluklar, yenilikçi çözümler ve sürdürülebilir malzemeleri her zamankinden daha önemli hale getirdi. Doğal kaynaklarımız hızla tükenirken, iklim değişikliğinin yıkıcı etkileri...
Mete Gürkan
Mete Gürkan
Tanımların, sıfatların kısıtlayıcılığına inanır ama onun için anahtar bazı kelimeler, kavramlar vardır; insan hakları, hayvan hakları, her türlü tahakküme, ayrımcılığa karşı olmak, yeşil ve sol, özgürlük, eşitlik, veganizm, Beşiktaş gibi. Ve bir de sıkı bir Dylan’esk.

ÇOK OKUNANLAR

95,278BeğenenlerBeğen
17,593TakipçilerTakip Et
22,156TakipçilerTakip Et
243AboneAbone Ol