28. Ankara Uluslararası Film Festivali’nin yarışma filmleri açıklanınca, en enteresan filmlerden biri olacağının farkındaydım “Genco”nun. Daha önce !F İstanbul’da da duyduğum filmi ilk kez Ankara’da izledim. Ne yalan söyleyeyim, daha önce izlediğim filmlerden çok farklı bir anlatım dilinin olduğunu düşündüm. Fantastik absürtlük sanırım bu kadar farklı bir yönde olmamıştı. Filmi izlerken siz de dikkat edeceksiniz ki, bugüne kadar izlediğiniz filmleri unutup yeni bir şey izliyorsunuz. Kendi dünyasında biri olmaya çabalayan Kürt bir süper kahraman olan Ali Kemal’in hikâyesini izleyeceğiniz Genco, 7 Temmuz 2017’de Başka Sinema etiketiyle vizyona giriyor. Film, 16. !F İstanbul Bağımsız Filmler Festivali’nde Keşif ödülü ve 28. Ankara Uluslararası Film Festivali’nde En İyi Film ödüllerini aldı.

Ankara’da festivalde bir araya geldiğimiz, filmin yönetmeni ve başrolüne hayat veren sevgili Ali Kemal Çınar ile yönetmenlik hikâyesini ve Genco hakkında konuştuk.

Filmler üzerine sadece konuşmak yetmemeye başlayınca, işin tekniğini öğrenmeye karar verdim.

Sizi kısa filmleriniz ve iki uzun metrajlı filminizle tanıyoruz. Üçüncü filminiz Genco ile gündemdesiniz. Öncelikle, yönetmen olmaya nasıl karar verdiniz onu merak ediyorum?

Çok klasik olacak belki de bu ama, küçüklükten beri sinemaya sürekli bir ilgim vardı. Lise yıllarında, yönetmenleri takip etmeye başlamıştım ve sinemaya daha çok bağlandığımı hissettim. Üniversitede de bu ilgi artmaya başlayınca, öyle bir noktaya geldiğimi hissettim ki, ben de bir film çekmeliyim dedim. Daha sonra Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği kısa film atölyesine katılmıştım. Katılımcılar çok ileri düzey gelmişti, ama ben geri adım atmadım ve devam ettim. Daha sonra Diyarbakır Sanat Merkezi’nde Sinema Kulübü açıldı ve filmler üzerine konuşulan bu atölyeye gittim. Ama filmler üzerine sadece konuşmak yetmemeye başlayınca, işin tekniğini öğrenmeye karar verdim. Öğrenme yolunda da eğitimler alarak, İlk kısa filmlerimi yapmaya başladım. 10 tane kadar kısa film yaptım. 2013 yılında da “Kısa Film” adında ilk uzun metrajlı filmimi yaptım. Daha sonra ikinci uzun metrajlı filmim “Gizli-Veşarti”yi çektikten sonra da Genco’nun hikâyesi ortaya çıktı ve onu çektik.

“Genco”nun enteresan bir hikâyesi var. Nasıl ortaya çıktı “Genco”?

Tamamen özel bir merakla Genco’nun hikâyesi belirdi. Aslında süper kahraman filmlerini çok seviyorum ve ilgiyle takip ediyorum. Ardından bir süper kahraman olan, ama gücü birçok şeye yetmeyen ve az olan bir karakter kafamda belirmeye başladı. İsteğim, kendime ait farklı bir hikâye ve karakter çıkartmaktı. Üstünde fazla çalışarak, senaryosu da bir anda ortaya çıktı.

Filmdeki baş karakterimiz “Ali Kemal”i siz canlandırıyorsunuz. Filmdeki Ali Kemal’e gerçek Ali Kemal’den geçen izler var mı?

Diğer filmlerimde de rol aldım ve oradaki karakterlerin adı da Ali Kemal. Hikâyelerini oluşturduktan sonra oluşan bir şey bu aslında. Hem tematik hem de biçimsel olarak üç filmi de yakın olarak görüyorum. Bir üçleme olmasa da birbirleriyle paslaşıyorlar aslında. Ali Kemal ilk filmde olunca, böyle devam etsin ve farklı versiyonları olabilir diye düşündüm.

Ali Kemal’in farklı versiyonlardaki maceraları devam edecek mi peki?

Yeni projelerimde, Ali Kemal’e ara vermeyi düşünüyorum. Süper kahramandan sonra tür sineması da ilgimi çekmeye başladı. Kafamda çok fazla hikâye dönüyor, ama tabii ki bundan sonraki filmlerde de tekrara düşmemeye çalışacağım.

Kamera arkasında olmak da, kamera önünde olmak da ayrı iki keyif.

Bunu üçüncü kez yapan biri olarak, bir filmi hem yönetmen hem de o filmde rol almak nasıl bir şey?

Birkaç iş yürüttüğün için yorucu oluyor tabii ki. Ama kamera arkasında olmak da, kamera önünde olmak da iki ayrı keyif. İlk olarak zorunluluktan çıkan bir şey olsa da, keyif alınca bu şekilde devam etmesini istedim. Ama bundan sonra bu şekilde devam eder mi, etmez mi bilemiyorum. Sette kamera arkasında zaten genelde üç kişi oluyoruz; ben, sesçi ve ışıkçı oluyor. Genco’nun çekimleri kırk gün civarı sürdü. Rahatça hareket ettiğimiz için süreci uzun sürse de, bittiğinde rahatlamıştım.

Film, süper kahraman hikâyesi olsa da, hayatla bir bağ kuran yanı da var. Canlandığınız baş karakter Ali Kemal ya da kendi deyimiyle Genco nasıl bir karakter?

Ali Kemal kendi başına yaşayan ve kendine kurmuş olduğu bir dünyası olan bir karakter. Dünyayı kurtarmak gibi idealist düşünceleri ve yanı da var, ama gerçeklerle karşı karşıya gelince her idealist gibi hayal kırıklıkları da yaşıyor. Bir şeyler olmaya çabalayan, ama olamayan biri Ali Kemal.

Süper kahraman filmlerini nasıl buluyorsunuz? Genco’ya onlardan izleri nasıl taşıdınız?

Süper kahraman filmlerine hep bir ilgim var. Onlarla ilgili okumalar yapıp, yazılar da yazdım. Ama Genco’nun fikri ortaya çıkınca daha farklı bir gözle bakmaya başladım. Bu kez, daha derinlemesine araştırma sürecine girdim. Süpermen’den izleri var tabii, çünkü çocukluğumuzun ilk süper kahramanıydı ve aklımıza gelen ilk kahraman olmasıyla da alakalı, filde gösterdiğim şey. Bu biraz da çocukluk duygusu tabii ki. Ama ben anti—süper kahramanları da çok seviyorum, Bat-man’daki Joker gibi.

Diyarbakır’da Vegan bir cafe açmak, bir nevi bir süper kahramanlık.

Filmin çekimlerini Diyarbakır’da gerçekleştirdiniz. Genelde evlerde geçse de hikâye, sokaklardan da görüntüler var. Diyarbakır, bir film çekmek için nasıl bir şehir?

Diyarbakır’ın film çekmek için ideal şehirlerden biri olduğunu söyleyebilirim. Ama oradaki politik sorunlardan dolayı sokak çekimlerinde izin amla sorunları olabiliyor. Ama zaten genelde içerde geçen bir süper kahraman olduğu için, çok fazla zorlamadı. Kendini gösteren, büyüklenen bir kahraman değil de, daha çok içe kapanık bir karakter yarattığımız için ev çekimleri çoğunluktaydı.

Filmde Ali Kemal bir vegan cafenin ortağı. Filmde bunu yer almasının belirli bir özelliği var mı?

Diyarbakır’da vegan bir cafe açmak, bir nevi bir süper kahramanlık aslında. Ali Kemal’in süper kahramanlığı, bir vegan cafe açmasıyla başlıyor aslında. Biraz absürt duruyor tabii ki de, zaten onun süper kahramanlığı da absürt. Bir örtüşme olmalıydı ve sonucunda da oldu.

28. Ankara Uluslararası Film Festivali’nin ulusal uzun yarışma filmleri arasındaydı “Genco” ve En İyi Film Ödülünü aldı. Festivalde olmak ve En İyi Film ödülünü almak nasıl bir duygu?

Ben ilk kez katılıyorum Ankara Film Festivali’ne ve “Genco”nun yarışma filmi olduğunu duyduğumda çok mutlu olmuştum. İzleyicinin filme nasıl bir tepki vereceğini bilmediğim için, filmimizin gösterimi öncesi biraz heyecanlıydım. Söyleşi korktuğum kadar değilmiş, çok güzel bir söyleşi yaptık. Filmimi burada izleyenlerle buluşturmak bile benim için güzel. Ama En İyi Film ödülünü aldığımıza çok sevindik.

Genco’nun arından yeni projeleriniz var mı?

Tabii ki yeni projeler, filmler ve hikâyeler var. Ama biraz bekletiyorum, çünkü karar vermem gereken bir dönemdeyim. Sonbaharda yeni bir işe başlamayı planlıyorum.


Bu yazı Gaia Dergi ve yazarımız Deniz Ali Tatar‘a aittir. Kaynak gösterilmeden veya gösterilerek kısmen de olsa kopyalanması ve başka bir sitede kullanılması yasaktır. Fark edildiğinde yasal işlem uygulananacaktır.