Filmimiz kıyamet sonrası bir senaryoda ikiye ayrılmış bir dünyada geçiyor. Kahramanımız cyborg Alita, sibernetik şefkatli doktorumuz İdo tarafından hurdalıkta bulunur ve her şey başlar. Perdeleri kapatın yarışımız başlıyor!

Film aslında Yukito Kishiro tarafından yaratılan ve 1990’dan 1995’e kadar Shueisha’s Business Jump dergisinde yayımlanan bir Japon cyberpunk manga serisinin günümüze uyarlanması. 1995’te başka bir kült Alita’nın yerini alır… Masamune Shirow’un senaryosunu yazdığı, Mamoru Oshii’nin yönettiği Ghost in Shell’de tam bu tarihte piyasaya çıkar.

Geçen sene Ghost in Shell’in de sinema uyarlamasını izlemiştik. CyberPunk ve Cyborgler denildiğinde de ister istemez karşılaştırma yapıyoruz. Alita’nın animesini izlemediğim için filmi üzerinden diyebilirim ki teenage transformers’a bağlamışlar canım hikayeyi. Başka bir slogan da aynı an’ın içine gelir “teenage mutant ninja turtles“.Bilim kurgu filmlerinde duyguyu çok ölçülü vermek gerekiyor yoksa konu akışı duygular seviyesinde kalıyor. Kişiyi oluşturan, onu temsil eden organların canlı kaldığı ve bedenin geri kalanının makinelerden oluştuğu “kabuk” diye adlandırılan kompozit yapı içerisindeki ‘insanın’ duygusal adaptasyonlarını kasvetli bir şekilde bize anlatabilirdi? 

CyberPunk bir senaryoda ya da post apokaliptik bir senaryoda din kavramının işlenmesini içsel olarak isterim. Özellikle de CyberPunk’ta dünya fena yozlaşmış (?) değişik sanal gerçeklik içinde kişiler kendi gerçekliklerini kaybetmiş, en son teknolojiyi uyuşturucular işler değişik noktalara gelmişken, din düzeni ve kurtuluşu sağlamak için güzel bir kamp sağlamaz mıydı? Yarı insan yarı makine geliştirilmiş ‘doğruluk’ avcıları ile piyasa kontrol altına alınabilirdi belki. 

Alita’da tekolojinin ilerlediğini ve alt dünyadaki insanların standart hırsları ve sosyal konumları içinde ezildiğini görüyoruz. Uçan şehir Zalem, gençlerin hayallerini süslüyor. MotorBall* da şampiyonların şampiyonu Zalem’e gitme şansını elde ediyor. Genel şehir tasviri güzel olsa da herkes minnoş takılıyor, arka sokaklardaki evsizler ya da paraları olamadığı için yapay organlarını değiştiremedikleri, gerekli bakımları yaptıramadıkları için sokaklarda yatan insanları göremiyoruz. Bunu yerine standart bir izlenim ile ilerliyor film; siyahi rastalı dört elli şarkımızın çaldığı gitar ile mutlu anların titreşimlerini topluma/havya yayılıyor. ‘Repo man the genetic opera‘ görmek isterdik kısacıkta olsa. 

Genç kızımız Alita’nin geçmiş yaşamlarından gelen üstün dövüş yetenekleri ortaya çıkmaya meyilli olduğundan hurdalıktan kurtarıcısı ve babası haline gelen İdo’ya yardım için sokak dövüşlerine başlayan Alita, üst yönetimin ele geçirmek istediği eski bir teknolojiye sahip olduğu için çılgın Zalem Doktorunun dikkatini çeker. Filmin bitişinden anladığımıza göre devam serilerini de bekliyoruz. Filmin yönetmeliğini 
Robert Rodriguez yaparken, oyuncular arasında Jennifer Connelly, Rosa Salazar, Christoph Waltz dikkat çekiyor.

| imdb.com | foxmovies.com | *Bir çeşit yarış oyunu. |