Sen kendin tüm evrendeki herkes kadar,
Kendi sevgi ve şefkatini hak ediyorsun.
Buddha  

Hırsla sigarandan bir nefes çekiyor, gözlerin uzakta kendi kendine söylenircesine “bunun intikamını alacağım, bu onun yanına kar kalmayacak” diyorsun.  O kadar kinlenmişsin ki, geçmişsin öfkeyi, nefrete kine ve hatta alacağın intikamın hırsına dönüşmüşsün. Verseler sana onu o anda, bir kaşık suda boğmak neymiş göstereceksin el aleme. Sigarını içindeki tüm hırsla içtiğinden kısacık sürede bitiriyorsun ve o an ne yaptığını bilmediğinden hemen ardından ikinciyi yakıyorsun. 

Oysa sen iki sigarayı asla üst üste içemezdin nefes alamazsın çünkü. İçiyorsun ve niye ben diyorsun, niye ben, niye yaşıyorum bunları?

Sahi neden yaşıyorsun bu delici kini, nefreti, hırsı? Neden hep seni buluyor bu insanlar, olaylar? Millet deliye hasret, sen akıllıya; değil mi?

Kişi kişinin aynasıdır derler. Yani sen tüm duygu düşünce deneyimlerin ile her ne isen, karşındakinde de onları buluyorsun.

Her durum ve olayda değil, çok tepki verdiğin, kabul etmediğin “çok canımı yaktı” dediklerin için geçerlidir daha çok. Başkalarında en çok eleştirdiğin, beğenmediğin, söylendiğin ne varsa, bende bunların ne kadarı var diye bakmanda fayda var. Bırak başkalarını önce kendini tanı, anla. Bence bunun ilk ve önemli kuralı, eğer bir kuralı var ise, dürüst olmak. Bırak kibar olmayı saygılı olmayı inceliği falan hepsini bir kenara bırak sadece ve yalnızca dürüst ol, başkalarını da boşver önce kendine dürüst ol. Bence hikaye burada başlıyor, kişinin kendine karşı doğruluğu ve dürüstlüğü ile. E kendini de kandırma artık değil mi?

Mesela yeterince sevilmemek ise derdin, önce kendine dürüst ol ve kendini ne kadar sevdiğini, gerçekten ne kadar ve nasıl sevdiğini düşün. Kendini tüm varlığınla, olduğun gibi kabul ediyor ve seviyor musun? Acaba başarısız olduğunda da, kabul edilmediğini hissettiğinde de, kocaman burnunla ya da sarkık göğüslerinle, ya da kısa boyunla da seviyor musun kendini? Ne olursa olsun kendini sevmeye her durum ve şartta devam ediyor musun? Yoksa sevgin, kendine duyduğun sevgin bile koşullu mu? Hata yaptığında boşver kuzum olur öyle şeyler bi dahakine daha dikkatli olursun mu diyorsun yoksa kendini acımasızca pataklıyor musun?

Saygı görmemekse üzüntün, kendi öz varlığına ne kadar saygı duyduğunu düşün lütfen. Saygın olmayı hak edip etmediğini düşün, sence sen saygıyı hak ediyor musun? Kendine verdiğin değeri ölç önce, sen kendi gözünde ne kadar değerlisin? Değerli olmayı hak ettiğini düşünüyor musun? Kendine hangi konularda yalan söylediğini, hangi gerçeklerinden kaçmaya çalıştığını görmeye anlamaya çalış lütfen. 

Para ise sorunun, parayı düşün ve ona hangi anlamları yüklediğini bul, zenginlik ne demek senin için, paralı, çok para sahibi olmak ne demek? Çok para kazanmayı kendine hak görüyor musun? Şefkat ise aradığın, kendine ne kadar şefkatli davranıyorsun? Düşünsene,  nefret, nefret ile kin, kin ile yok edilir mi sence? İntikam olsa idi çaresi, bunca intikam peşinde koşan insan yine mutsuz dolaşır mıydı?

Ancak kendini iyice anladıktan sonra, bakmalısın etrafına. Çünkü etraf dediğin de kendi yarattığın kendi oluşturduğun insanlardan kurulu bir çember. Kimse zorla hayatına girmiyor, kimse zorla hayatında kalmıyor. Şİmdi en yakınından en uzağına kadar ailem, sosyal çevrem dediğin herkesi içine alan o kocaman çemberi getir gözünün önüne. İnsanlara nasıl davrandığını, onlara nasıl seslendiğini gör. Dışardan ve içerden söylediğin cümlelerini işit, düşüncelerini duygularını yeniden hisset… En son kime içten bir gülücük attın? En son kimdi içten teşekkür ettiğin? En son kimden içten özrünü diledin?  Kime şefkatle yaklaştın? En son kimin derdini kocaman kulaklarla dinledin, çare bulmaya çalıştın? Sence, sen vefalı biri misin? Yapılan iyilikleri görüyor, gerekeni gereğince yapıyor musun? Affedebiliyor musun? Olanı olduğu gibi kabul edip affedebiliyor musun? Kendini affedebiliyor musun?

Bizler bir şey olduğunda mutlu olacağımızı sanırız, biri veya bir şey olduğunda/geldiğinde  tamamlanacağız sanırız. Oysa bizler kendimizi tam ve bütün hissettiğimiz noktada o kişi/kişiler ve olaylar girer hayatımıza. Benzer benzeri çeker çünkü. O yüzden odak, başkalarında veya gelecekte olması umulunda değil, şu anda ve kendimizde olmalıdır. Varsa eğer bir sır, bence budur. 

Bunu anladığımız, taa yüreğimizde anladığımız ruhumuzda hissettiğimiz noktada yaşamlarımızda farkedilir şekilde değişecektir ve değişiyor da.. Ve sevgili okuyan, bu değişim senin için muhteşem bir başlangıç olabilir. 

Muhteşem başlangıcını yapmak üzere önce kendine, yani çemberin merkezinde duran sana olan sevgini, saygını, şefkatini düşünmeye ne dersin? 

Önce kendinden başlamaya?