Ampute Futbol Milli Takımı şampiyon oldu ve Twitter’da #AmputeMilliTakım hashtag’i ile twitler yağıyor. Hemen merak edip hashtag’e girdim ve atılan twitlere göz gezdirdim. Göz gezdirmek dediğim bayağı inebildiğim kadar aşağı inerek okudum. Okudukça “kuruldum”. Takımın “Milli” olmasından bağımsız bir şeylerden bahsedeceğim. Benim ilgilendiğim “Ampute” kısmı. Atılan twitlerin neredeyse tamamında bu şampiyonluk ajite edile edile verildi. Sanki bedensel bir “engel”i bulunan kişiler spor yapamazdı ve “milliler” bir mucizeyi gerçek kıldı. Bu şampiyonluğun mucizevi olan bir kısmı var elbette; bedensel farklılıkların kişiye engel olması için her zorluğun çıkarıldığı bir yerde, oralara gelebilmek gerçekten bir yanıyla da mucizevi.

Bedeniniz bir sebepten “farklı” ise zaten her şey zorlaştırılıyor. Hatta bir sebepten ‘farklı’ iseniz bu zor bir hayat için yeter koşul. Bir ideal insan var çünkü kafalarda. Bu ideal insan hayali; kişilerin bedenlerini, düşüncelerini, cinsel yönelimlerini de yine bu ideale göre şekillendiriyor. İdeal insandan uzaklaştıkça hayat zorlaşıyor ve başarılarınız ya görülmüyor ya da bu şampiyonlukta olduğu gibi ajite edile edile sunuluyor. Bu başarının “milli” bir yanı olduğunu düşünmüyorum. Bu başarı, o insanların bizzat kişisel başarıları. Bu şampiyonluk haberi gelmeden önce hiç anasayfama düşmedi mesela, oysa finale gelene kadar da bu takım “milli” idi. Elbette sevinelim bu başarıya ama bir özeleştiri de vermek zorundayız sanki.

Eylülün son haftası Kadıköy’den metroya inen engelli asansörü bozuktu ve en fazla 4 kişi taşıyabiliyordu. İstisnasız her gün asansör önünde tartıştım insanlarla. “Bu asansör benim kullanımım öncelikli. O yüzden benden önce beklemeye başlamanız bir anlam ifade etmiyor.” demek zorunda kaldıysam, ya da 10 kişi bindiğimiz için inmek zorunda olan 6 kişiden biri olmadığımı anlatmaya çalışıp, en son güvenlik çağırmak zorunda kaldıysam sanki biraz durup düşünmek gerek bu başarı bize ne kadar temas ediyor diye. Bu sevincin samimiyetsiz bir tarafı olduğunu düşünüyorum. Bu başarı bir fark yaratsın, engeller bedenlerimizde değil zihinlerimizde diyelim istiyorum. Çünkü bedenlerine rağmen değil, çıkarılan engellere rağmen başardılar.