Bağımsız yaşam hakkımız-I’de bahsettiğim üzere bu sadece sözleşme maddesi değil, aynı zamanda bir mücadelenin neticesinde tanınması sağlanan bir başarı. Bağımsız yaşam hakkı mücadelesinin örgütsel bir hal alması 1960’lara tarihlense de elbette önceki yılların bireysel adımları da etkili oldu. Zira Ortaçağ Avrupası’nda cadı diye yakılırken 20. yüzyılın başlarında İngiltere’deki kadın hareketinde boy gösteren hem engelli hem kadın olduğu için çağlarca dışlananlar arasında yer alan Rosa May Billinghurst’un etkisi yadsınamaz.

Rosa ve daha nice ismin bireysel mücadelesi, 1960’larda daha farklı bir hal aldı. Engelli haklarının/bağımsız yaşam hakkının doğum yeri olarak anılan Berkeley Kaliforniya’da bir grup engelli üniversite öğrencisi fiziksel bariyerleri, zorlukları ve toplum içinde kuşatılmış, dışlanmışlık hissi yaratan tavrı ve uygulamaları aşmak için harekete geçti.

1960’ların sonunda büyüyen bağımsız yaşam ve engellilik hakları hareketi iki kritik noktada yoğunlaşıyordu. Birincisi, engelli insanlar kendi savunuculuk örgütlerinden sorumluydu. Engelliler, mevcut birçok engelli örgütünün hâkim olduğu yardım temelli modelden uzaklaştı. İkincisi, çeşitli engel türüne sahip insanlar savunuculuk çabalarına katılmaya başladılar. Tüm bunlar eski tip örgütlerin engellileri birbirinden ayırdığını gösterdi. Bizim hakkımızda biz olmadan asla sözü de gerekliliğini gösterdi. Engelli bireylerin olmadığı bir engelli hakları savunusu hem başarıyı getirmeyecek hem de dayanışmayı önleyecektir.

Erişilebilir bir mimari, kişisel asistanlık ve daha bağımsız bir hayat için çalışmalar yapılıp araştırmalar sürerken 1972’de ilk bağımsız yaşam merkezi açıldı. Merkezler hakkında WildTurkey Bağımsız Yaşam Hakkımız eğitimi notları şu şekilde; bu merkezler, tamamen engelliler tarafından yönetilir. Kişisel asistanlık, akran desteği, teknik ve hukuki yardım sağlar. Herkes için erişilebilir, fırsat eşitliğine ve bilgilendirilmiş onama dayalı, ücretsiz hizmet verir. Cinsiyet, yaş ve destek ihtiyaçlarının seviyesinden bağımsız olarak, tüm engelli kişilere yöneliktir.

Mücadele konusuna dönülecek olursa bu, epey hararetli bir tarihi gözler önüne seriyor. Daha erişilebilir bir hayat için açlık grevleri, emekleyerek çıkılan merdivenler ve daha neler neler. Bunun için Crip Camp belgeselini öneriyorum. Benim yazdığım her şeyden güzel anlatıyor belgesel bağımsız yaşam hakkı ve eşit bir dünya talebi için verilen mücadeleyi.

Sözünü ettiğim hareket Amerika’da başlıyor ama elde ettiği sonuçlar tüm dünyayı sarıyor. Zaten sözleşme de bu mücadeleler, dünyanın her noktasından yükselen talepler sayesinde oluşuyor. Fakat daha gidilecek ve değiştirilmesi gereken uzun bir yol var. Bu noktada ihtiyaç duyulan şey, sosyal hakların lütuf gibi sunulmaması, istenilen yere ulaşımın sağlanması, daha erişilebilir ve eşit bir yaşam. Ütopik durabilir ama zor değil.  Tabii umarım, daha iyi bir dünyanın mümkün olduğuna inandığını söyleyenler, türcülük ve şekilcilik yapıp görmezden gelinenler ile sömürülenleri bir kez daha dışarıda bırakmazlar. Zira unutulmamalı “herhangi bir yerdeki adaletsizlik, her yerdeki adalet için tehdittir.”

Kaynak: https://www.vcil.org/resources/pas-toolkit/the-independent-living-movement-and-disability-rights

WILDTURKEY Bağımsız Yaşam Hakkımız Eğitimi, Ankara, 2019.