Önce bütün insanlık için önemli olan çıkarlar söz konusu olunca lanetlenen ateşi, karanlık bir tünelde yoldaş bilenleri yok etmekle başladılar işe. Paranın egemen olmadığı ülkelere parayı dayatarak, biz olan her şeyi teker teker almaya başladılar. Sesimizi, dilimizi, ruhumuzu… Ülkemizi cehenneme çevirip bizi sürdüler.

“Ben mülteci, her yerden sürüldüm.”

Gözler bunu haykırıyor. Diller, kimliklerini sindirmiş. Korku egemen olmuş tüm vücuda… Evet, zayıf demokrasimiz, tutunamadan intihar etti.

Bataklığa merhaba!

Faşizm her yere hâkim hale geldi. Ama öyle bir şey ki çok sağlam gibi duruyor; sadece hareket eden canlılarla dolu… Duygu, düşünce yok. Bıraksan silahlar ellerinde çürüyorlar. Bir sallantıda paramparça olmaya hazır temelsiz yığınlar bütünü. Sadece kan ve acıdan besleniyor. Son müzik, son dans… Sonrası mı? Karaya vurmuş hayatlar, savaşın yükünü hep omuzlarında taşıyan analar, küçük bedenler… Sahi bunların bitmesi için bir kanın bedeli ne? Doğup büyüdüğümüz yer, yıkımla dümdüz edilmiş. Sanki daha önce hiç orada yaşanmamış, hiç ateş başında şarkı söylenilmemiş… Evler bile ruhunu yitirmiş. Donuk ve cansız. Onlar da terk etmişler yurtlarını, kimsesizlik kimliğini alıp oradan oraya sürülmüşler. Savaş, bizi biz yapan her şeyi aldı elimizden. Göçler, bizi dünyanın etrafında Büyük Amerika denilen o lanet yerde ölüme terk ettiler. İnsanlar oraya ulaşmaya çalıştıkça kendi benliklerini unutup bataklığa saplandılar. Şimdi “onur tarlası” kaybettiklerimizle dolu. İnsanların yerine düşünen, karar alan, onları sürü psikolojisine hapseden sistem; insanlara kocaman evren içinde din, dil, ırk ayrımı olmadan özgürlüğü vadetti. Fakat güç ellerine geçtiğinde ilk bunları yok etmekle başladılar işe. Devasa evren, küçücük bir akvaryum oldu. Özgürlük, bir akvaryumun genişliği kadar anlayacağınız…

Tek adam?

Birlik içinde yönetileceği söylenen evren; tek adam, tek devlet, tek dil, tek millet, tek renge bıraktı yerini. Bu asırlardır böyleydi. Üniformalar değişiyor ama zihinler aynı. Sadece bir bütünün çeşitlenip çoğalmış hali gibiler. Evet, biliyorum savaşlar bitmeyecek. İnsanlar göç etmeye devam edecekler. Zulümden kaçanlar, zulme uğrayanların katili olduklarını bilmelerine rağmen günahlarını sırtlarında taşıyamayacak kadar yorgun ve günahkar halleriyle korkuya yenik düşüp gidecekler. Acı sonsuza dek dinmeyecek. Ama şunu da biliyorum ki ateş hiçbir zaman sönmedi. Karanlıkta da kalsak yolumuzu aydınlatmaya, meşalemiz olmaya devam edecek. Hem de çürümeden, her gün güneşle daha da büyüyerek…

Özgür ve aydınlık bir gelecek için #HAYIR