Adam çalışmalı. Başkasına ve toplumuna hizmet etmeli. Adam, krallıkta yaşıyor. Adamın kökleri de yukarıda. Kut’Sal bir projenin ürünü. Bütünlükten gelmiş, kendindeki dişiyi ayırmış. En temel ve bir o kadar da her yerde, bir o kadar da en kaba ve gözle görülür dualiteyi de yaratmış. Gelin bakalım, bu krallıkta neler var.

Şimdi dişi dediğim için, benim hüzünlü erillerim abi ver odunu diyebilir. Öyle bir odun yok gençler, çakma longoz ormanlarında abinize kene yapıştı ve el arabası zihniyetiyle, manuel olarak bitirdim işini. İş biter mi? Eh, havuzda fark edersen hemen biter. Kısa sürer bazı işler. Gelelim krallığa babalar. Sakallar çeneden üç parmak aşağıya kadar uzun olur, gerisi caiz değil. Kural bu. Kaide nerede bilmiyorum, belki de “amateur tube”lerde olabilir. Fransızları takdir etmeliyiz. Ne de olsa Avrupa Birliği Almanya ve Fransa arasındaki husumeti bitirmek içni kuruldu.

Evet, Krallık. Böyle filmler de var. Bir Kral ve Krallık olayı var değil mi? İlk Ata, İbrahim’den itibaren var sanırım bu iş. Bakın ne demiş “Yukarısı”.

Yaratılış 18:20-21

Sonra İbrahim’e, “Sodom ve Gomora büyük suçlama altında” dedi, “Günahları çok ağır. Onun için inip bakacağım. Duyduğum suçlamalar doğru mu, değil mi göreceğim. Bunları yapıp yapmadıklarını anlayacağım.”

Nasıl olacak şimdi bu iş? Bizim kafalar hep, eril temelde, biraz entelektüele çıksak da baksak bakalım ev yanıyor mu? Ev sahibi yerinde mi? Konu o kadar karışık değil, yaradılışın belli bir amacı dâhilinde olan davranışlar (erdemler diyelim ki platonda olsun, olsun, o da inisiye, Mısır inisiyesi hep bunlar) var, Zion şöyle yazmış “Fazla zevk Ruhu, tehlikeye sokar. Önümüzdeki zevklere bakalım ama ekstra zevk/haz aramak için dolaşmayalım. Neşe/Zevk/Haz eğer ruhtan geliyorsa bunu dolu dolu yaşayın.”

Baba bunu görmüş, yazmış günlük porsiyonları arasına. Bunu fark etmemek elde değil. “Fazla” senin için her ne demekse, aradığın ve sende olmadığını düşündüğün her şey, zevk, neyse artık bu, senin egon dostum. Manevi çalışmalarda, egonun karşılığı bencilce alma arzundur. Yaradılışın davranış biçiminde böyle bir şey yok, ama biz, küskü taşıyıcıları bunu çokça yapıyoruz. Haydi biraz taraflar halinde konuşalım, Dişil alır eril verir. Nasıl iş bu? Bu iş babalar ve hanımefendiler, her yaratımın içindeki kısımlardır. Neyse, konu orası değil.

Evet,

Evet, deyince de Şanlıurfa’da olduğum zamanlarda hayatını 10 kelime ile idare etmeyi başarmış, sadelik guruları geliyor aklıma. Dolmuşta para toplarken tek kelime “Evet”ti. Daha ne olabilir ki? Hepsi Emir Kusturica, Goran Bregovic dinleyerek büyürse böyle olur. Benim sevgili gökkuşağı çocuklarım, hâlâ woodstockta bunlar. “Light My Fire” diyorlar, akşam iş çıkışında. İzin verilmemiş böyle yaşanmalarına. Öyle demeyin, İbrahim, oralarda bulunmuş zamanında. Kritik yerler oraları.

Toparlıyoruz.

Burası bizim, homo sapiens’in “Bilge Adam” direkt Latincesinin İngilizce karşılığı olan “Wise Man”in yeridir. Bu krallıkta “Akıllı Adam” yaşar. Adamın bir işi vardır, adam bir şeylerin parçasıdır ve bu adam, kaba maddenin içinde egoya gömülüdür ve olması gerekene ait fikirleri göremez. Göremedikçe de tatminsizliğe, sıkıntıya ve daha büyük sınavlar için mekânlar yaratır kendine. Düşüncelerinden sorumludur çünkü, o düşündüğü başka başka yerlerde “gerçekleşir”. Hiçbir şeyden kendimizi ayırmadan ve her parçamızdaki bütünü hissederek, düşüncelerimizin birer yaratım unsuru olduğunu, en önemlisi de, egoyla bakışmak için, çalışmak gerekiyor dostlar.

Yazıdaki tüm üstü kapalı anlamlar, bizim için. Konserve açacakları göklerin akademisinde ve bu akademinin bir açılış tarihi var bu “yatay” zamanda. Haydi dostlar, erillerim, dişillerim bu krallıkta “Wise Man” olalım.