Yeni multimedya belgesel projesi, 2011 Arap Baharı ayaklanmasındaki kadınların önemli rollerini ön plana çıkarıyor.

Altı kısa metrajlı film serisi ve bir ana filmden oluşan The Trials of Spring, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki devrimler sırasında nadiren görülen kadın aktivistlerin merak uyandıran kişisel tecrübelerini anlatıyor.

Film; Mısır, Tunus, Libya, Suriye, Bahreyn ve Yemen’den dokuz kadının yolculukları boyunca ön plana çıkmaları ve baskı altında kalmalarıyla ilgili. Her hikâye özgün… Umutları feshedilen kuralları, artan baskıyı ve anlaşmazlığı değiştirmek.

Örneğin; Barış Gelinleri (Brides of Peace) olarak bilinen dört kadının el yapımı gelinlikler giyerek yürüyüşlerde Esad rejimini protesto ettikleri arşiv görüntülerinde görülüyor. Ülkeden firar ettikten sonra gelinlerin ikisi, zaferleriyle övünmelerinin, emniyet kuvvetlerinin onları aylarca hapiste tutmalarına nasıl neden olduğunu röportajda anlatıyor.

Filme göre, Arap Baharı’ndan beri birçok ülke kadın hakları konusunda geriledi.

The Trials of Spring 4

2013 United Nations‘a göre, Mısır’da kadınların yüzde 99,3’ü cinsel tacize maruz kalıyor ve kadın aktivistler tutuklandıktan sonra bekaret testine zorlanıyorlar. 

Birçoğu kadın olan film yapımcıları ve sahne yönetmenleri, çoklu platform projesini büyüleyici ters anlatımıyla bölgedeki yanlış düşünceli kadınlara karşı, haklarının bastırılmasına boyun eğen kadınlar için sunuyor. Buna karşılık, filmler hem yurtta hem de sokaklarda eylem yapan cesur roller barındırıyor ve kadınları birçok eylem hareketinin arkasındaki itici güç olarak gösteriyor.

Yapımcı Beth Levinson, verdiği telefon röportajında “Sanırım Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki kadınların bir aşamada basmakalıp anlayışlarından daha incelikli, anlayışlı ve onların gücü ve direnci üzerinden gittim” diye açıklıyor.

The Trials of Spring 3

Levison, politik güçlerinde erkeklerin silahlarına ve vardiyalarına daha fazla odaklanan medya üzerinden, kadın perspektifinden yoksun Arap Baharı ile ilgili hikâyeler anlatıyor.
Ayrıca Levison şöyle de ekliyor: “Bağlayıcı olan, bir şeyleri bir arada tutan kadınlarla ilgili yeteri kadar hikâye olduğunu düşünmüyorum. Bence bu anlatılar barışı getirme aşamalarında günden güne hangi noktaya gelindiğindense kimin hangi pozisyonda olduğuyla ilgili sık sık tartışmalara yol açıyor. Bu tıpkı eski bir söylem gibi, ‘Eğer kanıyorsa, bir şeylere yol açar.’ “

Projenin Dijital Yönetmeni Lauren Feeney ise fikrini “Biz, birkaç Batılı film yapımcısının Arap kadınlarına yardım etmeye çalışmalarından kesinlikle kaçınmalarını istiyoruz çünkü onlar kendilerine yetebilen ve ülkeleri için pek çok şey yapan inanılmaz güçlü kadınlar” şeklinde ifade ediyor.

Kaynak: The Huffington Post