Tarık Akan ve Halit Akçatepe’li “Canım Kardeşim” filmini bilmeyen yoktur. Küçük kardeş lösemidir ve ağabeyleri onu iyileştirmek için ellerinden geleni yapar… Televizyon isteyen küçük kardeşi ise hazin bir son bekler. Ve biz izleyenler olarak, gözlerimizdeki damlalara hakim olamayız…

1998’den bu yana yüzlerce çalışanı, on binlerce hastası, onların aileleri ve milyonlarca gönüllüsü ile kocaman bir aile olan Lösemili Çocuklar Sağlık ve Eğitim Vakfı yani LÖSEV, 20. yılını çok özel bir proje ile kutladı. Bahsettiğim unutulmaz eser “Canım Kardeşim” filminin LÖSEV’e özel bir versiyonu çekildi. LÖSEV için hazırlanan özel versiyon yani alternatif finalde, merhum sanatçı Tarık Akan’ın rolünü bir dönem oyunculuk da yapan büyük oğlu Barış Üregül canlandırdı. Biz de Barış Üregül ile Tarık Akan’ı, Canım Kardeşim’i ve LÖSEV için hazırladıkları “Canım Kardeşim” özel versiyonu konuştuk…

“Canım Kardeşim, çok farklı bir ekolle yazılan bir senaryoya sahip!”
Küçüklüğünüzde, babanla “Canım Kardeşim”i izlerken güzel anılarınızdan bahsettin söyleşide. Senin için “Canım Kardeşim” filminde “Tarık Akan”ın yeri ile ilgili neler diyebilirsin?

“Canım Kardeşim” filmi, babamın en sevdiğim filmlerinden bir tanesi. Zaten en çok 3 filmini severim, diğerleri de “Yol” ve “Sürü”dür. Çocukluğumdan bu yana bu filmleri aşk derecesinde izlemişimdir. Küçükken ‘Canım Kardeşim’i izlediğimiz zaman çok duygulanırdık. Çünkü sonuçta çocuksun, ekranda baban var ve ayrıca zamanının Yeşilçam trend filmlerinin yanında, sonu çok sert biten duygusal bir filmdir. Daha önce babamın oynadığı ‘salon’ filmleri dediğimiz ve Yeşilçam’ın mutlu sonla biten romantik filmlerinin dışında çok farklı ekolle yazılmış bir senaryoya sahip. O dönem babamın, daha sonra sosyal içerikli filmler yapmasından önceki son filmidir. Babam bu filmdeki oyunculuğu için; oyunculuk konusunda ‘daha evrildiğini ve gelişmiş zamanına başlangıcı olduğunu’ söylerdi ve bu filmini çok severdi.

LÖSEV için hazırlanan “Canım Kardeşim” özel versiyonu projesi sana nasıl geldi ve neler hissettin?

Çocukluğumda defalarca izlediğim bir filmdir “Canım Kardeşim” ve babam sahneleri çekerken neler yaşadıklarını bize hep anlatırdı. Bu proje bana Film Park’tan Mete Özok aracılığıyla geldi. Mete bey filmin haklarını Arzu Film’den aldıklarını ve özellikle finaliyle ilgili yeni bir versiyon çalışması yapacaklarından bahsetti. Bana da babamın canlandırdığı rolü canlandırmamı teklif ettiler. Ben de bu projenin güzel bir fikir olduğunu söyledim, ama oyunculuk konusunda ‘emin misiniz?’ diye defalarca sordum. Çünkü oyunculuk çok deneyimlediğim bir şey değil ve benim yerime iyi bir tiyatrocu da bulabileceklerini söyledim. Çünkü burada önemli olan farkındalığı artırarak LÖSEV’e yardımcı olmak ve projenin hakkını vermekti. İkna olduktan sonra da çalışmalara başladık.

“Bu proje, babamın ve filmin hafızalara yeniden gelmesine vesile oldu.”
Sen sanırım ailecek projeden haberdar olmanızı ve içinde yer almanızı isteyeceklerini düşündün…

Ben projeyi anlatırlarken benden izin alacaklarını veya ailecek destek vermemizi isteyeceklerini düşünmüştüm. Kâr amacı gütmeyen ve iyi niyetli bir iş olduğu için, ben içinde olayım olmayayım sonuna kadar destek olmayı düşünmüştüm. Ve bu proje ile, babamın da filmin de hafızalara geri gelmesine vesile olundu.

Ben bu hikâyede olacağım ama nasıl bir senaryo var kafalarında, onu çok merak ettim. İlk başta, bana kafalarında kurguladıkları senaryoyu anlattılar. Ve bana inanılmaz ve bam teline dokunan sağlam bir senaryo anlattılar.

Sana anlattıkları gibi çıktı mı proje peki, ortaya çıkan filmi nasıl buldun?

Anlattıklarından çok daha güzel bir film çıktı bence ortaya. 1 gün prova yapıldı ve 2 günde çekimler gerçekleşti. Sabah erken saatlerden gece 2’lere kadar, ortalama 70 kişi diyebileceğim bir teknik ekiple herkes gönüllü çalıştı. Kamera önünde, arkasında ve montaj sürecinde çok emek harcandı bu işe, hakkını vermek istediler çünkü. Şöyle bir bakınca, sanat ve kostüm ekibi titizlikle çalışmış ve oldukça filmin dokusuna benzetmişler diye düşünüyorum. Günün sonunda yapılan her şeyin amacı, umarım insanlarımızın bam teline dokunur ve farkındalık artar. Bir çocuğumuzun hayatının kurtulması, her şeye değer eminim.

“Yaşadığımız süreçlerin hepsi, o anda bir patlama yarattı bende.”

Filmde bir ağlama sahnen var, onunla ilgili bir anın da var sanırım…

Sete ilk girdiğimizde fark ettim, bir gözyaşı damlası hazırlanmıştı. Sanırım bunu kullanacağız diye düşündüm. Ama set ortamına ilk girdiğimde, filme adım atmış gibi oldum. Film için hazırlanan seti öyle bir kurmuşlar ki, tüylerim diken diken oldu. Filmdeki evi, yatağı, her bir parçayı çok özenle hazırlamışlardı. Bu durum bende çok acayip duygular çağrıştırdı. Babamın anlattığı anıları düşündüm, belki ben de bu duyguları yaşayabilirim dedim kendime. Bütün gözyaşları içimden geldi. Filmde kısa gözükse de ben orada bir 10-15 dakika ağlamışımdır. Çok ağlayabilen biri değilim, ağlayınca da ucu kopuyor. İçime attığım şeyler var. Babamı kaybetmemiz ve bunu üzerine yaşadığımız bütün duygular, bizim için çok zorlu bir süreçti. Güçlü durmamız gereken anlar yaşadık. Bütün bunların hepsi o anda bir patlama yarattı bende.

Yapılan projenin “Canım Kardeşim” filminin ruhuna ve babana yakışır bir proje olduğunu düşünüyor musun?

Ben yaptığımız projenin, filmin yapısına çok güzel uyduğunu düşünüyorum. O naifliği ve güzel hisleri taşıyor. Filme alternatif bir son oldu, bazen birçok filme yapılır alternatif finaller… “Canım Kardeşim” filmine saygı duyularak, onun kalitesi bozulmadan, çiğ ve kötü bir yorum katılmadan güzel bir dille gerçekleştirildi. Yönetmenimiz Barbaros hocanın da katkıları çok büyük bu konuda…