Günümüz şehir hayatının karmaşalığından ve düzenin bir parçası olmaktan kurtulduğunu söyleyebileceğimiz bir kasaba Marinaleda. Bizler ötekileştirme, yolsuzluklar ve bilumum çirkinliklerle boğuşaduralım dünyanın başka bir yerinde, üstelik de Avrupa’nın göbeği diyebileceğimiz İspanya’da bambaşka yönetim ve yaşam biçimleri hayat bulmuş.

Marinaleda’nın bu şekli almasının temelinde Franco rejiminin yıkılması sonrasında yapılan serbest seçimi, kasabada kurulan Endülüs Cephesi’nin kazanması var. Franco rejiminde cüzi miktarlarda fakat ağır şartlarda çalıştırılan kasaba halkı, serbest seçimden sonra “tarlalarda kim çalışıyorsa tarlalar onundur” mottosuyla örgütlenip protestolara başladılar. Protestoların amacı kasabadaki tüm toprakları kamulaştırmaktır. Bu protestoların başında gördüğümüz kişi ise eski öğretmen Juan Manuel Sánchez Gordillo’dur. Gordillo ve destekçilerinin eylemleri en nihayetinde başarıya ulaşır ve Marinaleda tamamen değişir ve 1200 hektarlık çiftlik 1991 yılında kamulaştırılır.

Kamulaştırılan bu çiftliklerde Akdeniz iklimine uyan zeytin ve turunçgiller ile birlikte buğday, brokoli, biber gibi tarım ürünleri de yetiştiriliyor. Kasabada çalışma süresi 6 saat olarak belirlenmiş ve işçiler bu 6 saatin sonunda 47 Euro kazanıyor. Elde edilen gelirin kalanı ise spor tesisleri, yeşil alanlar inşa etmek ve “Kendin İnşa Et” projesi için kullanılıyor.

Kendin inşa et projesi sayesinde artık yapılan her iş kooperatif üzerinden yapılıyor. Eğer ev sahibi olmak istiyorsanız size gerekebilecek her şeyi kooperatif sağlıyor. Tek bir şartla: Eviniz yapılırken inşaatında bizzat çalışmanız gerek. Fakat şunu bilmeniz gerekir ki bu ev hiçbir zaman sizin olmayacak. Siz uzun süre oturmak için kiralayabiliyorsunuz. Sadece 15 Euro’ya!

Serbest seçimden sonra, Gordillo’nun yadsınamaz başarısı ile eğitimde de devrim diyebileceğimiz bir gelişme yaşanmış. Artık Marinaleda’da eğitim tamamen ücretsiz! Tüm masraflar yine kooperatif tarafından karşılanıyor. Bu noktada Gordillo’nun kim olduğuna değinmek, bu kasabanın nasıl bu şekilde değişebildiğini çok daha iyi açıklayacaktır.

2008’de seçilen Belediye Başkanı, makam arabası olmayan hizmet insanı, aldığı maaşı ise direkt kooperatife aktaran yüreği güzel bir insan sıfatıyla karşımıza çıkar Gordillo. Ayrıca etkilendiği isimler sorulduğunda Marx, Lenin, Che ve Gandhi‘yi sayan Gordillo, başardığı işler dolayısıyla kasabada Don Kişot, Robin Hood gibi lakaplarla anılıyor.

Demokrasinin günümüzde en çok tartışılan konulardan biri olduğu su götürmez bir gerçek. Kasabasını “liberal komünist” olarak tanımlayan Gordillo, demokrasiye bambaşka bir bakış açısı getirdiğini düşündürüyor. Şöyle ki, kasabada Halkın Evi denilen bir meclis var. Bu mecliste kimlerin çalışacağı, ne kadar çalışılacağı, ne kadar ücret alacakları gibi genellikle ekonomik odaklı konular ele alınılıyor.

Marinaleda’yı bu denli ilginç yapan en önemli özelliklerinden biri de polisin olmaması! Belediye bir polis teşkilatına sahip değil. Buna karşın herhangi bir suç veya ayrımcılık da yok. Marinaleda halkı ve belediyesi bu durumu “baskıyı değil bilinci önemsedikleri” şeklinde açıklıyorlar. Ayrıca bir polis teşkilatı kurmayarak senede 350.000 Euro tasarruf ediyorlar.

Bencillik, güç elde etme hırsı, para gibi unsurların savaşlara yol açtığı günümüzde gerçekten başka bir dünya kurmayı başaran Başkan Gordillo’nun bizlere mesajı da yok değil. “Bizim değerlerimizi yeniden düşünmeye ihtiyacımız var. Tüketim toplumu, para, bencillik ve bireycilik üzerine yeniden düşünmeye ihtiyacımız var. Marinaleda sadece küçük bir örnek. Biz bu deneyimi dünya çapında genişletmek istiyoruz.”

Kaynaklar: Mirror Online, Bilgiustam, The Guardian