İzmir’in Bergama ilçesine bağlı Kozak Bölgesi Türkiye’de çam fıstığı üretiminin en yoğun olduğu bölgelerden biriydi uzun yıllar boyunca. Bugün üretim neredeyse bitme noktasında. En önemli sebeplerinden birinin ise bölgedeki altın madeni işletmeleri olduğu biliniyor. Çamavlu Köyü’nde yaşayan Talat Yıldız, “15, 20 yıl önce başladı altın madeni. O zamandan beri sürekli bir azalma var ve bugün artık üretim neredeyse tamamen bitti. Sadece çam fıstığı değil tarım da oldukça fazla etkileniyor. Bahçelerimiz kuruyor” dedi.

“Bu ülkenin bilim insanları nerede?”

Çamavlu Köyü’nde yaptığım röportajda şikayetlerini dile getiren köylülerden Talat Yıldız, “10-15 sene önce bilim insanları geldi, bu madenlere izin vermeyin, sularınız kirlenecek, tarımınız etkilenecek, hayvanlarda hastalıklar olacak, içtiği sudan ve farklı sebeplerden ölecekler dediler. Son 5 yıldır hiç bunları söyleyen yok. Geceleri radyotür havuzlarından buharlaşan zararlı maddeler yağmurla, rüzgarla geri dönerek tarıma, hayvanlara ve tüm çevreye zarar veriyor. Bu ülkenin biliminsanları nerede?’ şeklinde konuştu.

Meyve veren ağaçların da verimsiz olmasına dikkat çeken diğer bir köylü Ergun Taşgönderen, “Bu memleketin üniversiteleri, ziraat fakülteleri, araştırmacıları yok mu? 10 yıldan beri biri diyor Soma termik santral mı? Diğeri diyor acaba siyanür mü? Başkası diyor manyetik alanların etkisi mi? Bir başkası Aliağa sanayisinin hava kirliliği mi?” ifadelerini kullandı. Yıllardır artan verimsizlik ve çevre tahribatıyla ilgili yetkili kişilerden tatmin edici cevaplar duymak isteyen halk, bu tahribata ne zaman dur denileceğini merak ediyor.

“Rüzgar gülü olan yerde maden olmaz dediler, şimdi ikisi yan yana.”

Zamanında bu işletmelerin kurulmaması için gösterdikleri çabayı, yaptıkları eylemleri anlatan Yıldız sözlerine şu şekilde devam etti: “Sonra rüzgar gülleri geldi, bunları da püskürttük başta. Yerel yöneticiler bizleri kandırdılar. Rüzgar güllerinin olduğu yere maden giremez dediler. İzin verin rüzgar güllerini kuralım, altın madeni gelmesin dediler. Bir ay önce gittim gördüm ki rüzgar gülleri ve altın madeni yan yana ve rüzgar güllerinden elde edilen enerjinin büyük kısmı altın madeninde kullanılıyor. Madenden artan elektrik kullanıma açılıyor.”

Bugün altın madeninde Çamavlu Köyü’nden çalışan insan olmadığına vurgu yapan Yıldız, “Halk ve yerel yöneticiler maddi çıkar sağladıkları zaman çevreyi ve savundukları şeyleri bırakıp istekleri kabul ediyorlar. Yürüyüşlerde en önde olan bazı insanların tarlalarını ilk satan insanlar arasında olduğunu gördüm. Bundan 15, 20 sene önce Ovacık madenine köyden eleman alarak yüksek maaşlar verdiler seslerini kısmak için. Sonrasında sistemi oturtup köyden aldıkları işçileri çıkardılar. Şu an Bergama köylerinden çalışanlar da var farklı madenlerde fakat verdikleri eski maaşları vermiyorlar” dedi.

Madenler çalışsın ama zarar vermesin

Ülkede madenlerin çalışması gerektiğini savunan Yıldız sözlerine şu şekilde son verdi: “Bizim tepkimiz maliyeti düşürmek için siyanür gibi çevreye ve insanlara zarar veren yolların tercih edilmesi ve doğanın tahrip edilmesi. Ülkede madenlerin çalışmasını gerektiğini savunuyorum.

Ama bunun olabilen en çevreci yolla yapılması gerektiği düşünüyorum.”

“Halk şikayetçi ama gereken desteği vermiyor.”

Konuyla ilgili olarak köy röportajından sonra Bergama’daki en yetkili kişi olan Bergama Belediye Başkanı Mehmet Gönenç ile görüşüp fikirlerini aldım. Bahsettiğim halk şikayetlerine karşılık sözlerine şu şekilde başladı: “Halk şikayetçi ama bizim yapmak istediğimiz eylemlere gerekli önemi göstermiyorlar. Daha güçlü bir mücadele ve halkın sesini biraz daha duyurması gerekiyor. Yasal izinleri veren biz değiliz ve bu şekilde yapılan maden çalışmalarının çevreye verdiği zararın farkındayız. Ovacık’ta zamanında eylemler yapıldı ve kısmen de işe yaradı. Orada o zaman karşı çıkanların birçoğu madende işe girdi ve orada yaşayanların böyle bir kazanımı oldu. Onun dışında tepkilerle birlikte birçok önlem alınmaya çalışıldı maden işletmecileri tarafından. Fakat bu önlemler kesinlikle yeterli değil. O zaman süreç sessiz izlenseydi bugüne kadar alınan önlemlerin belki de hiçbirisi alınmayacaktı.’

Verilen mücadelenin ideolojik olarak algılanmasından şikayetçi olan Mehmet Gönenç, halkın bu tavrının Bergama’ya zarar verdiğini söyledi ve ekledi: ‘Halkın bize yeterli desteğiyle bunun durdurulabileceğine inanıyorum, başka yolu yok zaten.Kozak’ta ki açılacak ocaklarla ilgili birkaç davayı kazandık fakat son verilen kararlarla kazandığımız davalar da iptal edildi. 15 Temmuz darbesinden sonra madene kayyum atandı ve dolayısıyla bu ÇED izinlerini ve ruhsatı veren devletin kendisi. Hukuk yoluyla yapabileceğimiz bir şey kalmadı elimizde. Ancak insanların demokratik çerçevedeki tepkisiyle istediğimiz sonuca ulaşma şansımız olur.”

“Atık havuzu büyük risk taşıyor.”

Madende kullanılan siyanürün direk toprağa karışmadığını, toplanılan atık havuzlarından buharlaşma yoluyla havaya karıştığını belirten Başkan Mehmet Gönenç, “Atık havuzu ciddi risk taşıyor. Herhangi bir doğal afette atık barajında biriktiren her şeyin bütün Bakırçay Ovası’na, Çandarlı Körfezi’ne kadar yayılmayacağının garantisi yok. Orada her ne kadar depolanmış olsa da büyük bir zehir havuzu var ve büyük bir tehlike arz ediyor” şeklinde konuştu.

Bu noktada bir Hürriyet haberi ile hatırlatma yapmak gerekiyor. “Romanya’nın kuzeyindeki bir altın madeni barajının çökmesi sonucu Tizsa Nehri’ne, onun aracılığıyla da Tuna Nehri’ne sızan 100 bin metreküp siyanür, Yugoslavya kıyılarına ulaştı. Macaristan’dan da geçen Tizsa Nehri’nde toplu katliam yaşandığını belirten Sırp Çevre Bakanı Bratislav Blazic, bölgede incelemelerde bulunduktan sonra, ‘Tizsa öldü. Artık bakteri bile yaşamıyor’ dedi.” Bir benzerinin ülkemizde yaşanmaması için gereken önlemleri almak zorunda maden işletmeleri.

“Rüzgar gülleri kabul edilebilir durumda.”

“Enerji bizde stratejik öneme sahip bir yatırım olarak görülür dolayısıyla enerji sahasına dönüştürülen ister termik santral olsun ister rüzgar ister güneş enerjisi, bu konuda bir yatırım varsa oralarda daha önce verilmiş olan madencilik faaliyeti izinleri iptal ediliyor. Enerji stratejik öneminden dolayı tercih ediliyor. Rüzgar güllerinin kurulması o bölgeye madenin geçişini biraz engelledi, bir duvar oluşturdu” ifadelerini kullanan Mehmet Gönenç sözlerine şu şekilde devam etti: “25 tane tribün konması amaçlanıyordu ve bunların Çamavlu mera alanı içine koyulması hedefleniyordu. Biz bunu mera dışına çıkarılması ile ilgili bir çaba gösterdik köylülerle birlikte ve tribün sayısını 9’a düşürdük. Bu 9 tribününde mera sınırının dışına yerleştirilmesini sağladık. Böylece şu an rüzgar gülü konusu bizim açımızdan daha kabul edilebilir durumda.”

Çevre konusunda hassas olduğunu ve tahribattan kendisinin de rahatsız olduğuna vurgu yapan Gönenç, “Çevre konusunda çoğu zaman halkımızla aynı düşünceleri paylaşıyorum, yürüttüğümüz davalar var. ÇED toplantılarında olabildiğince tavır almaya çalışıyoruz. Çevre danışmanımız bu raporları iyi inceleyip orada eksik görünen noktalar varsa, sonrasında telafisi mümkün olmayacak şekilde zararlar verecek maddeler varsa onları bilimsel bir yolla tespit ediyor ve mahkeme yoluyla iptal ettirmeye çalışıyoruz ama genelde yaşadığımız durum verdiğimiz bilimsel ve hukuki gerekçelere rağmen işletmenin durmaması oluyor. Yapılan tek şey yeni bir ÇED dosyasıyla davanın uzatılması oluyor. Bu durumda da biz amacımıza ulaşamıyoruz” diye belirtti.

Bölgede yaşayanların kanser oranlarının arttığını dile getirdiğine vurgu yapan Gönenç “Nedenleriyle ilgili elimizde nesnel bilgiler yok. Kapsamlı ve devamlı sağlık taramaları sonucunda bizim istatistiksel olarak karşılaştırabileceğimiz veriler mevcut değil. Belediye olarak böyle bir sağlık taraması yapma yetkimiz yok. Bunu yapması gereken Sağlık Bakanlığı’dır” diye konuştu.

“Farkındalık yaratmak istiyoruz.”

Dikkat çekmek ve farkındalık yaratmak amacıyla bu yıl ilk kez Bergama Kozak Yaylası Festivali’ni düzenlediklerine dikkat çeken Mehmet Gönenç, ‘Kozak’ı bilmeyen herkese anlatmak ve köyün karşı karşıya kaldığı talan süreci konusunda insanları bilgilendirmek istedik. Bunun dışında bölgedeki insanlara ekonomik anlamda yeni bir ufuk açabilmek de hedeflerimiz arasındaydı.Bölgede ekolojik turizm potansiyeli var ve bunu gün yüzüne çıkarıp orada yaşayanlara da alternatif ekonomik yollar konusunda yol gösterici olmak istedik. Çam fıstığı ve maden dışındaki potansiyelleri değerlendirme fırsatı sunarak ekonomik anlamda farklı çözüm yollarının mümkün olduğunu göstermek istedik. Maden gibi tükenen değil de sürdürülebilir iş kaynaklarına yönlendirmeye çalışmak, halkımıza örnek olmak istedik’ diye kaydetti.