Bilinçaltı deyince aklınıza ilk gelen nedir? Onu daha iyi tanıyıp anlamanıza yardımcı olmaya çalışacağım. Zihninizde 4 duvarı ve 7 katı olan bir yer düşünün. Bir duvar ruhun tekamülünden getirdiği her türlü bilgiyi alıp tutar, diğeri Adem ve Havva’dan bugüne kadar tüm ata kayıtlarını ve hikayelerini barındırır. Bir diğer duvar anne rahminden bugüne her saniye beş duyu ile alınan 70 milyon verinin en az iki bin tanesini biriktirir. Diğer duvar ise tüm bu bilgilerin ve kaderi noktaların ışığında geleceğin verilerini tutar. Halihazırda dikeyde ve yatayda 7 katı olan bu yapının bazı katmanlarının bilgisine ulaşabiliyoruz.

Tüm bu yapının muhteşem bir işletim sistemi vardır. Bilinçaltı hiç durmadan çalışır ve çalışırken de evrensel yasaların en temel ikisini baz alır. Bunlar Hak Yasası ve Sorumluluk Yasasıdır. Baz aldığı yasaları da eylemden ölçer. Şimdi bu ne demek derseniz, hemen anlatayım; taleplerimiz ve isteklerimizin içinde Hak ve Sorumluluk Yasası’nın olması gerekir.

“İstiyorum” kelimesinin eylem içeriğinden bahsedersek; örneğin bir kişiden bir bardak su istediğinizi düşünelim. İsteyerek karşı tarafı harekete geçirirsiniz. Suyu getirirse içersiniz, getirmezse ne yapacağınıza bakarsınız. Yani istiyorum derken hareketi ve sorumluluğu dışarıya bırakırsınız. Böylece Sorumluluk Yasası boşa düşmüş olur.

“İstiyorum” kelimesinin eylem içeriği “isteye durmak”tır. “Huzur istiyorum” talebi “Huzur isteye duruyorum” açılımına sahiptir. Durmak Hak Yasasına uygun değildir. Taleple ilgili durmak, harekette olmamak Hak Yasasını boşa düşürür. Evrensel sistem / ilahi düzenden “istemek” kelimesi ile talep ettiğimiz her şey, yasalar gereği sadece eylemine cevap bulur. Yani, “Zengin / huzurlu / sağlıklı olmak istiyorum.” “Zengin / huzurlu / sağlıklı olmak isteye duruyorum.” açılımında eylem “durmak”tır. Böylece zengin olmak konusunda durma talep etmiş gibi oluruz ve zengin olmanın önünde kocaman bir engelimiz olur.

Bilinçaltı ile birlikte hareket etmek, hayallerin ve niyetlerin gerçekleşmesi için taleplerinizden “istiyorum” kelimesini çıkarmanızı tavsiye ediyorum. Onun yerine şimdiki zaman eki olan “–yor” kullanabilirsiniz. “Zengin / huzurlu / sağlıklı oluyorum” gibi… Sahiplik ilkesini hayata geçirebilirsiniz; “Ben zengin / huzurlu / sağlıklı oluyorum”.

Çeşitli deneylerle tespit edilen ortak bilinç kelimeleri ve cümleleri vardır. Bunlardan birisi olan “Niyet ediyorum.” cümlesi dünyadaki tüm dillerde aynı frekansı verir. Bildiğiniz gibi bütün dinlerde ibadetler niyetle başlar. Niyet etmek giriş, gelişme ve sonuç barındırır. Hak ve Sorumluluk Yasasını barındırır. “Zengin / huzurlu / sağlıklı olmaya niyet ediyorum” dediğimiz zaman açılımı “Zengin / huzurlu / sağlıklı olmak için Hak ve Sorumluluk Yasalarına uyuyorum.” olmaktadır. Kişiyi harekete geçirir ve Hak Yasasının izin verdiği ölçüde niyeti ile buluşma alanı oluşturur.

Her sözün bir matematiği vardır. Onun dili ile konuştuğumuzda bilinçaltı aklımızla birlikte çalışır ve niyetlerimizi gerçekleştirmek üzere harekete geçer. Birlikte ve organize bir şekilde çalışmak yaşam kalitemizi artırır.

Bizi biz yapan parçalardan birisi de bilinçaltıdır. Onun dilini öğrenerek, işletim sistemini ve matematiğini bilerek niyetlerimizi ve hayallerimizi gerçekleştirebiliriz. Önemli bir yeri olduğunu vurgulamakla birlikte niyetlerin gerçekleşmesinin önündeki tek faktör “istiyorum” kelimesi değildir elbette. Yaşayarak öğrendik ki küçük değişimler beklentinin ötesinde büyük etkilere yol açabilir. Kendiniz ve yaşamınız için bu önerimi deneyerek niyetlerinize küçük bir adım atmakla işe başlayabilirsiniz.

Güzel ve anlamlı hikayeler yaşamanıza niyet ediyorum.

Sevgilerimle,

Hazırlayan: Ebru Demirhan