Fantastik Canavarlar, Bohemian Rhapsody, The Grinch ve Van Gogh için hazırlanın, Larushka Ivan-Zadeh bu ay izlenecek filmleri yazdı.

Fantastik Canavarlar: Grindelwald’ın Suçları

Sonunda Hogwarts’a döndük! En azından gişe rekorları kıran, J.K. Rowling’in büyücü dünyasında geçen – serinin ikinci Fantastik Canavarlar filmi- onuncu filmin fragmanında gösterilen bu. Harry Potter’ın okuluna ne olacağına dair bir anlık bakışa rağmen karanlıkla, canavarlarla ve ahlaki çatışmayla dolu olan macerada gerçek çocuklar çoğunlukla yok. Daha sonraki bir tarihte geçen Potter filmlerinin aksine, Canavarlar serisinin artan heyecanıyla hikayenin ne olacağını biz muggle’lar (ya da büyücü dünyasından olmayanların Amerika’da bilindiği adıyla ‘no-maj’lar) önceden bilmiyoruz. Bunu sizin için önceden söylemeyeceğiz ancak bu hikayenin Newt Scamander’in (Eddie Redmayne) ve daha genç Dumbledore’un (Jude Law) karanlık ve güçlü büyücü Gellert Grindelwald’ı (Johnny Depp) durdurmaya ve öldürmeye çalışmalarının etrafında geliştiğini söyleyebiliriz. Amerika’da 16 Kasım’da gösterime girecek.

Bohemian Rhapsody

Sacha Baron Cohen, Ben Whishaw ve hatta Daniel Radcliffe (bu bir büyü gibi…?) Freddie Mercury’yi canlandırmak için kadrajdaydı ama elbette hiçbiri sonuncu seçim olan Rami Malek’in esrarengiz dönüşümüyle aşık atamadı. Televizyonun Mr. Robot’unun yıldızı için “Rolü kendisinin yapıyor,” diye yazıyor BBC’nin film eleştirmeni Nicholas Barber. Malek, sahte dişleri, 1991’de Aids kaynaklı zatüreden ölen gösterişli Queen’in solisti gibi başarıyla kasıla kasıla yürümek için takıyor. Tutucu bir biçimde değerlendirilmiş bu biyografik film bunu tartışmak yerine İngiliz rock grubunun oluşumunu ve 1985’teki ortalığı yıkıp geçen Live Aid performanslarına kadar yükselişini konu ediniyor. Fragman Mercury’nin homoseksüelliğinin ve Aids teşhisinin üstünü kapattığı için ser eleştriler çekti. Esas yönetmeni Bryan Singer’in cinsel taciz üzerine suçlanınca kendisiyle çalışılmaktan vazgeçildi. Kendisi Dexter Fletcher ile değiştirildi. Film, neredeyse efsanevi öznesi kadar tartışmalı. Film vizyona 1 Kasım’da Avustralya’da, Arjantin’de, Bangladeş’te, Brezilya’da, Kolombiya’da, Çek Cumhuriyeti’nde, Danimarka’da, Yunanistan’da, Hong Kong’da, Macaristan’da, İsrail’de, Hollanda’da, Portekiz’de, Rusya’da, Singapur’da ve Slovakya’da giriyor. 2 Kasım’daysa Bulgaristan’da, Kanada’da, Estonya’da, Finlandiya’da, Litvanya’da, Meksika’da, Norveç’te, Nepal’de, Polonya’da, Romanya’da ve Amerika’da gösterime giriyor. 7 Kasım’da Filipinler’de, 9 Kasım’da Japonya’da ve 29 Kasım’da İtalya’da gösterime girecek.

Kız

15 yaşındaki Lara bir balerin olmayı hayal eder, ancak çoğu kişiden daha çetin bir zorlukla yüzleşir. Seçkin Belçikalı akademideki klasik eğitiminin gerektirdiği genel kan, ter ve gözyaşının yanı sıra Lara eş zamanlı olarak cinsiyet değişimine hazırlanmaktadır – kendisi bir oğlanın bedeninde doğmuştur. Bu yılın Cannes Film Festivali’nde Queer Palm ödülünü kazandı ve orada bir sansasyon oldu. Film eleştirisi sitesi Rotten Tomatoes’ta yüzde yüz “taze” oyu almasıyla övünen Lucas Dhont’un bireysel oluşum draması harikulade inanılır. Acı verici derecede içten. En büyük savaşının aynayla (çok fazla cesur çıplaklık var) olmasından ve anti-trans önyargılarından ziyade (okuldaki birkaç yaralayıcı an bir yana) Lara’nın çatışmaları çoğunlukla içselleştirilmiş. Genç aktör / dansçı Victor Polster, Lara olarak büyüleyici. Erkek olarak doğmuş ve kendisini erkek olarak tanımlayan bir başka bireyin bir transeksüel birey olarak rol almasını onaylayın veya onaylamayın, bu bir yıldızın performansı. 1 Kasım’da Hollanda’da, 2 Kasım’da Norveç’te, 15 Kasım’da Macaristan’da, 16 Kasım’da Amerika’da ve 22 Kasım’da Yunanistan’da vizyona girecek.

Dullar

Bu soygun geriliminin heyecanla beklendiğini söylemek az olur. Nefes kesici bir biçimde hayal kırıklığına uğratmıyor. 12 Yıllık Esaret’in yönetmeni Steve McQueen’in 5 yıldan sonraki ilk filmi Dullar. Kendisi en iyi film Oscar’ını kazanan ilk siyahi film yapımcısı. Bu sizin için yeterli değilse, kendisi bu filmi (Lynda La Plante’nin 1983’teki bir İngiliz televizyon dizisine dayanan) Kayıp Kız’ın yazarı Gillian Flynn ile birlikte yazdı. Kadın çoğunluklu, etnik olarak çeşitli ve yetenekle dolu bir kadro (Cynthia Erivo, Elizabeth Debicki and Daniel Kaluuya) ve daha yaşlı, tecrübeli bir kadro (Liam Neeson, Jacki Weaver, Robert Duvall) oluşturarak zamanının ruhunun öncüsü haline geldi. Her zaman çekici olan Viola Davis, suçlu kocaları iş üzerinde öldürülen bir kadın çetesini yönetiyor. Kadınlar kocalarının bıraktığı soyguna devam etme kararı veriyor. “Eğlenceli demeli miyiz? Kendimizi kaptırmayalım” diyor Time Out’taki Joshua Rothkopf , IndieWire’ın Eric Kohn’u ise “McQueen ırk ve cinsiyet üzerine katmerli bir birinci sınıf inceleme yapmış”. 12 Yıllık Esaret ve Açlık gibilerini cezalandırdıktan sonra bu McQueen’in bugüne kadarki tüm gücüyle eğlendirdiği eseri. 6 Kasım’da İngiltere’de, 15 Kasım’da Arjantin’de, Çek Cumhuriyeti’nde, İtalya’da, Portekiz’de ve Türkiye’de, 16 Kasım’da Bulgaristan’da, Litvanya’da, Norveç’te, Polonya’da, İsveç’te, Amerika’da ve Güney Afrika’da, 22 Kasım’da Avustralya’da, Almanya’da, Danimarka’da Yunanistan’da, Macaristan’da, Hollanda’da ve Rusya’da, 23 Kasım’da Romanya’da, 28 Kasım’da Fransa’da 29 Kasım’da Brezilya’da 30 Kasım’da İspanya’da gösterime girecek.

Grinch

Dr. Seuss’un 1957’de yayınladığı saçma resim kitabı Grinch Noel’i Nasıl Çaldı! Amerika’da oldukça sevilen bir klasik. Ancak dünyanın geri kalanı, Grinch ile muthemelen 2000’de gişe rekorları kıran, Jim Carrey’in Noel Baba’nın çuvalı kadar dehşet verici, bezelye rengi makyajının altında boğulduğu filmde tanıştı. Şükürler olsun ki teknoloji o zamandan beri biraz ilerledi ve bu üçüncü ekran adaptasyonu (ayrıca 1966 yapımı Boris Karloff tarafından anlatılan bir kült televizyon filmi var) yeni ve heyecan verici bir 3D, sanatın CG animasyonu hali. Umut verici bir biçimde size Despicable Me, Sing ve The Secret Life of Pets’in yapımcıları tarafından sunuluyor. Bu sefer Dr. Strange ve Sherlock’un yıldızı Benedict Cumberbatch, herkesin eğlencesini bozmaya ve Noel’ini çalmaya karar kılmış kıllı, korkunç, huysuz yeşil anti-kahramanı seslendiren kişi. Bütün üçkağıtçılar için bir hediye. 8 Kasım’da Brezilya’da, Çek Cumhuriyeti’nde, Lübnan’da ve Slovakya’da, 9 Kasım’da Birleşik Krallık’ta, Noveç’te, İsveç’te, Amerika ve Viyetnam’da, 22 Kasım’da Arjantin ve Portekiz’de, 23 Kasım’da Bulgaristan ve Romanya’da, 28 Kasım’da Fransa’da, 29 Kasım’da Avustralya’da, Kolombiya’da, Almanya’da, Danimarka’da, İtalya’da, Hollanda’da, Yeni Zelanda’da ve Singapur’da, 30 Kasım’da İspanya’da, Litvanya’da ve Polonya’da gösterime girecek.

Ingmar Bergman’ı Aramak

Doğum gününüz kutlu olsun Bay Bergman! Doğumunun 100. yılını (89 yaşında öldü) kutlamak için Alman yönetmen Margarethe von Trotta, efsanevi İsveç yönetmeninin sanatını, hayatını ve mirasını analiz eden bu belgeseli yaptı. Bergman şimdiye kadar ki en nüfuzlu ve en iyi film yapımcılarından sayılıyor. En büyük eserlerinin tümü tartışıldı: Yedinci Mühür, Yaban Çilekleri, Bir Evlilikten Manzaralar, Fanny ve Alexander ve diğerleri. Ama aynı zamanda Olivier Assayas, Ruben Ostlund, Mia Hansen-Love ile Bergman’ın ilham perisi ve eski sevgilisi Liv Ulmann gibilerinin taze röportajlarının yanı sıra nadir ve büyüleyici arşiv metrajından bir şölen var. “Bergman’ı Aramak büyük ölçüde geleneksel biyografik yapıdan vazgeçiyor ve izleyiciden daha önceden bilgisinin veya ilgisinin bir ölçüde olduğunu varsayıyor” diye uyarıyor Alan Hunter ScreenDaily’de. Ama “sinemaseverler için izlenmesi gerekli”. 2 Kasım’da Estonya’da ve Amerika’da gösterime girecek.

Dükkan Hırsızları

“Film yapımcısı Hirokazu Kore-eda, kariyeri boyunca aile ilişkileri ile (özellikle baba oğul arasındaki bağ ile) sanki Japon toplumunun ruhunu çözecek anahtarı elinde tutuyormuşçasına ilgilendi. Ve belki de tutuyorlardır” diye yazıyor Deborah Young, The Hollywood Reporter’daki eleştirisinde. Esas adı‘Manbiki Kazoku’ (Japoncası “Dükkan Hırsızı Aile”) olan Dükkan Hırsızları, Kore-eda’nın gözde meşguliyetine dönüşünü görüyor. Birlikte dükkan soyan aile birlikte kalır. Bu filmdeki hem konaklamayı hem de ganimeti zorla paylaşan yoksul grubun su üstünde kalabilmesi adına için geçici çözüm bu. Bir gün aralarına hırpalanmış ve açlıktan ölen bir kız üye olarak kabul edildiğinde işler daha da zorlaşıyor. Bu yıl Cannes Film Festivali’nde Palme d’Or ödülünü kazanan Kore-eda daha önce Jüri Ödülü’nü 2013’te Babasının Oğlu’yla kazandı. Dükkan Hırsızları tipik olarak göze çarpmayan, alçakgönüllülükle orantılanmış ve düşünceli hızda (film eleştirmenleri yavaş diyor) ilerleyen bir sunum. Kesin olmayan konusuz hikayesi, sabırlı seyircilere sıcak ve hassas bir insanlıktan oluşan zenginliğin karşılığını verecek. 8 Kasım’da Rusya’da, 15 Kasım’da Avustralya’da, 22 Kasım’da Portekiz’de, 23 Kasım’da Birleşik Krallık’ta ve Amerika’da gösterime girecek.

Rüzgarın Öteki Tarafı

Orson Welles’in yeni filmi? Tam olarak sayılmaz. Welles’in neredeyse bütün filmleri görünüşte sıkıntılı prodüksüyonlar ancak hiçbiri 1970’te çekmeye başladığı ve 1976’da bitirdiği bu Hollywood hicvinden daha fazla değil. 1979’a kadar sadece 40 dakikasını düzenlemişti. Bu da kaba bir baskıda ve öldüğünde 10 saatlik düzenlenmemiş metrajda vardı. Sonunda ölüm sonrası galasını Netflix aracılığıya 31 Ağustos 2018’de Venedik Film Festivali’nde elde etti. Deneysel olarak sahte belgesel stilinde çekilen film, efsanevi ve yükselmeye meyilli bir film yönetmeninin (John Huston – Welles kendisi bu karakteri canlandırmayı düşündüyse de) geri dönüş şaheserini tamamlamakta sıkıntı çekmesine odaklanıyor. Aslen Welles’in eski arkadaşı Ernest Hemingway’in intiharından ilham aldı. Zamanının ürünü olan bu “baş döndürücü”, “büyüleyici” ve “müsrif” film, “Welles’in en büyük bitmemiş projelerinden biri” diye yazıyor rogerebert.com’dan Glenn Kenny. Yine de “bu montajı izlerken Welles’in yaşamında kendisi tarafından bitmemiş bir şekilde bırakılmasının kasti olduğunu fark ettim. ”2 Kasım’da Netflix’te, sınırlı sayıda tiyatral bir biçimde yayınlanacak.

Sonsuzluğun Eşiğinde

Kendi kulağını kesmesi neredeyse sarmal art izlenimci şaheserleri kadar ünlü olan Vincent van Gogh’un hayatını konu alan göze çarpıcı film kıtlığı yok. Ancak bu bir sınıf ayrı. Bu yılın Venedik Film Festivali’ndeki galada övgü dolu yorumlar aldı. Kendisi de bir ressam olan Julian Shnabel tarafından zekice yönetildi. Yönetmenin 2007 yılındaki Oscar adayı şaheseri Kelebek ve Dalgıç, kilitlenme sendromu olan bir adamın üstün bir tasviriydi. Burada Schnabel Van Gogh’un küçük bir Fransız kasabası olan Arles’teki son günlerini nadir ve parlak bir yoğunlukla yakalıyor. 63 yaşındaki Willem Dafoe’ya Van Gogh (kendisi öldüğünde sadece 37 yaşındaydı) rolünü vermekte haklı olduğunu kanıtlıyor. Variety’den Owen Gleiberman “Willem Dafoe İsa’dan bu yana en büyük rolüne sahip” diye yazıyor. “Filmi izlemesi sadece güzel değil, aslında Van Gogh hakkında yeni fikirler ileri sürüyor.” diyor rogerebert.com’dan Glenn Kenny. 15 Kasım’da Hong Kong’da ve 16 Kasım’da Amerika’da gösterime girecek.

Örümcek Ağındaki Kız

Gerçekten oldukça karmaşık bir ağ… Bu çok satan “Ejderha Dövmeli Kız” ile başlayan “Milenyum” gerilim kitaplarının beşinci film uyarlaması. Başrolünde Noomi Rapace’in olduğu İsveç film üçlemesi ve David Fincher’in yönettiği Rooney Mara ve Daniel Craig’li bir Amerikan yapımı vardı zaten. Ancak Örümcek Ağı serideki dördüncü kitaba dayanıyor. Bu kitap esas yazar Stieg Larsson (kendisi 2004’te öldü) tarafından yazılmayan ilk kitap. İngilizce konuşan, tümü yeni oyunculardan oluşan tamamen yeni film ve kitap üçlemelerini piyasaya sürüyor. Net mi? The Crown’dan Claire Foy, Lisbeth Salander olarak yapmacık tiplemesinin yüzünü tekmeliyor. Serinin kült punk kadın kahramanı olan dövmeli ve piercingli hacker, burada suistimale uğramış bir grup kadını kurtarmak ve kadınların intikamını almak için bir görevde. 1 Kasım’da Danimarka’da, 8 Kasım’da Avustralya’da, Brezilya’da, Kolombiya’da, Yunanistan’da Macaristan’da, Portekiz’de, Rusya’da, Singapur’da ve Ukrayna’da, 9 Kasım’da Bulgaristan’da, Estonya’da, İspanya’da, Litvanya’da Romanya’da, Amerika’da ve Güney Afrika’da, 21 Kasım’da Birleşik Krallık’ta, Hong Kong’da, İrlanda’da ve Filipinler’de, 22 Kasım’da Arjantin ve Almanya’da gösterime girecek.

Kaynak: BBC