Steve Jenkins’e bir gün bir facebook mesajı gelir. Ortaokuldan beri konuşmadığı bir arkadaşı mesajında şöyle der: ”Merhaba Steve, hayvanları ne kadar çok sevdiğini biliyorum. Minyatür bir domuz aldım fakat bebeğim oldu ve domuzla köpeklerim anlaşamıyor. Artık bakamayacağım.”

Steve çok heyecanlanır. Minyatür bir domuz! Kim bilir ne kadar sevimlidir. İnternette biraz araştırma yapar. Minyatür domuzlar 20-40 kiloya ulaşıyorlar. Köpek kadar. Birlikte yaşadığı sevgilisi Derek’in halihazırda iki köpek iki kedili evlerine bir hayvan daha kabul etmeyeceğini bilmesine rağmen, domuzu alır. Arkadaşı ona domuzun 6 aylık olduğunu söyler. Domuzun boyutu o esnada bir avuç kadardır. Steve ona aşık olur. Bir avuç canlılara aşık olmak ne de olsa kolaydır. Derek’in eve geldiğindeki tepkisini yumuşatmak için ona güzel bir yemek hazırlar: ev yapımı domuz jambonlu hamburger. (Aldığı minyatür domuzdan değil jambon tabii.)

Derek gelir, domuzu görür ve kıyamet kopar. Yeni hayvanın domuz olmasından değil, Steve’in Derek’e danışmadan eve bir hayvan daha getirmesinden dolayı. Kıyamet zaman içinde yatışır çünkü Esther (domuz) muhtemelen tüm domuzlar ve köpekler gibi aşırı şefkatli, sevimli ve zeki bir yaratıktır.

Esther’in ilk veteriner ziyaretinde veteriner hekim, Esther’in kuyruğunun kesilmiş olduğunu fark eder. Ticari domuz çiftliklerinde, domuzların kuyruğu doğumdan 12 saat sonra anestezi uygulanmadan kesilmektedir. Çünkü çiftlik koşullarından dolayı “abnormal” (o koşullar altında gayet normal) psikolojik davranışlar gösteren domuzlar birbirlerinin kuyruğunu ısırıp koparmaktadır.

Bu da şu ihtimali doğurur: Esther minyatür bir domuz olmayabilir. Bu ihtimalde de Esther, kesim için üretilmiş ve yetişkinliğinde 200 kiloya ulaşacak bir hayvandır. Bu ihtimalin şok etkisi ve çiftlik hayvanlarının o eyalette evde bakımının yasak olmasının yarattığı tedirginlik; Esther’in uyumadan önce Steve ve Derek’in kucaklarına sokulması, eve geldiklerinde köpeklerle beraber sevinç gösterileri yapması, oyuncaklarıyla, yatağıyla, babalarıyla, evin diğer hayvanlarıyla bağı gibi faktörlerin gölgesinde kalır. Ne fark eder? Artık Esther’i tanıyorlar, seviyorlar ve diğer hayvanlar gibi ailenin bir ferdi haline gelmiş.

Fakat süreç giderek zorlaşır. Esther’in tuvalet eğitimi uzun sürer. Kısa sürede önce 100, sonra 150, sonra 200, sonra 250 kiloya ulaşan Esther’in çişi evde sel etkisi yaratır. Çişini yaparken yakalanan Esther, hata yaptığını anlayınca panikleyip kaçar. 250 kiloluk bir hayvanın evde sizden kaçtığını düşünün. Evi ne kadar Esther’e uygun bir hale getirmek isteseler de, uzun süre bu şekilde yaşayamayacakları bariz hale gelir. Esther aynı zamanda yiyecek çalmak konusunda da oldukça maharetlidir. Bütün dolaplar kilitlenir çünkü Esther burnuyla her yeri açar.

Yaptığının yanlış olduğunu bilen Esther, hırsızlıklarını üç basamağa yayar. Önce çekmeceyi açar. Sonra mutfaktan çıkar ve 15 dakika yatar. 15 dakika sonra gelir, çekmeceden makarna paketini alır ve yere bırakır. Sonra yine gider. 15 dakika sonra geri dönüp yerden makarna paketini alıp evin içinde koşmaya başlar. Ve Esther’in azimle çaldığı bir makarna paketinden kimse onu ayıramaz. Şimdi bir yavru köpeğe halıya işedi, mobilyayı kemirdi diye bakamayanları düşününce sevgi ve emek korelasyonunu tekrar düzenlemek gerekir diye düşünüyor insan.

Esther eve geldikten bir ay sonra Steve ve Derek mutfakta yemek yaparken, Esther ve köpekler de onları izleyerek kendi paylarına düşeni ilgiyle beklemektedir. ”O ilk günden beri domuz yememiştik” diyor Steve, ”bilinçli bir tercih değildi. İnek ve tavuk yemeye devam ediyorduk fakat nedense domuz yememiştik’‘. Derek o gün kahvaltı için domuz jambonu pişirirken, Esther de heyecanla onu izler. Steve bir anda bağlantıyı kurar.

Bağlantı aslında çok bariz görünüyor öyle değil mi? Evdeki domuz-tavadaki domuz. Kurduktan sonra evet. Ama varoluşumuzun her adımı o kadar çelişkiyle dolu ki, o idrak anına kadar insanın aydınlanamayışı da defolarımızdan sadece biri. Sanki iç tutarsızlık moleküllerinden meydana gelmişiz gibi geliyor bazen.

Steve, Esther’e bakar, tavaya bakar, Derek’e bakar. Derek de Esther’e bakar, sonra Steve’e bakar. Steve, ”sanırım ben yiyemeyeceğim” der. Derek, ”evet ben de” der ve konu orada kapanır. Tanıdıkları domuzla tavadaki domuz arasındaki bağlantıyı kuran, Esther gibi kendine has bir karakteri olan, sevgi dolu bir canlıyı yediklerini fark eden Steve ve Derek bir süre daha tanımadıkları inek ve tavukları yemeye devam ederler. Fakat bunu meşrulaştırmak ikisi için de giderek zorlaşır. Vegucated, Food Inc. gibi birkaç belgesel izledikten sonra hayvan yemeyi, süt endüstrisinin içerdiği zulümden haberdar olduktan sonra da hayvan kaynaklı her şeyi kullanmayı reddederler.

Bu arada Esther 350 kiloya ulaşmıştır! Esther için açtıkları feysbuk sayfası oldukça popüler olmuş ve Steve ve Derek de Esther’in kaderdaşları olan diğer hayvanlar için ne yapabileceklerini düşünmeye başlamışlardır.

2014 yılında, bir kitle fonlama kampanyasıyla kendi evlerini de satarak bir çiftlik satın alır ve buraya yerleşirler. Çiftliğin adı bugün Happily Ever Esther Farm Sanctuary. Çiftlik hayvanlarının kurtarılıp, hayatlarının geri kalanını hak ettikleri şekilde geçirebilecekleri bir korunak. Esther, iki köpek, iki kedi, Derek ve Steve ile birlikte aynı çiftlikte yaşıyor. Şu an 5 yaşında. Önce babalarının, sonra on binlerce insanın hayatını değiştirdi, şimdi de onlarca hayvanın hayatını değiştiriyor. Sadece kendisi olarak. Sadece kendi özgü bir karakteri olan, azimli, zeki ve sevgi dolu bir domuz olarak.

Yani, bir hayvanı sevmekle başlayacak her şey belki. Bir domuzu, bir kediyi, bir buzağıyı, bir tavuğu. “Aşk eşittir sevgili değil, iki kişilik de değil, çok kişiliktir aşk. Bütün dünyayı düşman belleyip Leyla’yı sevmek değildir. Leyla’da bütün insanlığı sevmektir aşk” diyor Ahmet İnam.

Aşk eşittir tanıdığın hayvan değil, bütün hayvanlardır aşk. Diğer hayvanları yiyip birlikte yaşadığın kediyi sevmek değildir. Birlikte yaşadığın kedide bütün hayvanları sevmektir aşk. Herkesin aşık olması dileğiyle.

Esther’in Facebook sayfasına buradan, Happily Ever Esther Sanctuary Facebook sayfasına da buradan ulaşabilirsiniz.

Hazırlayan: Cansu Özge Özmen