Erkekler örgütsüz en güçlü iktidar dünyada. Dünyanın her yerinde bir sürü farklılığın yarattığı ayrımcılıktan ötürü birileri örgütlenmek durumunda kalıyor. Bu farklılıklara sahip olanlar dünyanın kimi yerinde güç sahiplerinden biri ya da güç sahiplerinin korumasında olurken, bir başka yerinde yine aynı özelliklerinden ötürü ezilen, ötelenen ve/veya dışlanan olabiliyorlar. Bu durumun tek istisnası “erkekler.”

Yaşadığımız coğrafyada kadınların yaşadığı zorlukları anlatmak; aynı zamanda biz erkeklerin hepsine ait olan ayıpların, suçların bilançosunu da ortaya koyduğu için kişi başına düşen vebalimizi de gösterecektir. Kadınlara dair görüşünü kişiler, zaman ve kelimeler değişse bile, aynı ortak düşünceye ait olduğunu ısrarla belli edercesine dile getiren bir partinin iktidarı zamanında söylenen sözlerden bazılarını hatırlamak bile bize (dünyanın en büyük gücü erkeklere) kaldıramayacağımız kadar bir ağırlık yükleyecek haldedir.

(Görsel: Kazete)
(Görsel: Kazete)

Türkiye’nin kadına şiddetle ilgili durumunu açıklayan birkaç sayı ve bunun erk(ek) gücüyle beraber nasıl meşrulaştırıldığını da görmek durumun vahametini göstermeye fazlasıyla yetiyorken, kendi hayatımızın her ayrıntısında buna kendi adımıza ne kadar sebep olduğumuzu da görmemiz gerekiyor.

  • Türkiye cinsiyet eşitliğinde 142 ülke arasında 125’inci sırada yer alıyor.
  • 2002-2015 yılları arasında 5 bin 406 kadın cinayeti işlendi.
  • Okuma-yazma bilmeyen her 5 kişiden 4’ü kadın.
  • Bin 381 Belediye Başkanı’nın sadece yüzde 2,9’u kadın.
  • Kadınların ekonomik aktiviteye katılımı ve fırsat eşitliği bakımından Türkiye 142 ülke arasında 132’inci sırada.
  • 4 milyon kadın hiçbir sosyal güvencesi olmadan kayıt dışı çalışıyor.

Ayrıca Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı verilerine göre;

  • Ülke genelinde yaşamının herhangi bir döneminde eşi veya eski eşi tarafından fiziksel şiddete maruz bırakılan kadınların oranı yüzde 39,3’tür (son on iki ayda yüzde 9,9).
  • Yaşamının herhangi bir döneminde cinsel şiddete maruz kalan kadınların oranı yüzde 15,3’tür (son on iki ayda yüzde 7).
  • Yaşamın herhangi bir döneminde fiziksel veya cinsel şiddetin birlikte yaşanma yüzdesi 41,9’dur (son on iki ayda yüzde 13,7).
  • Kentte fiziksel şiddet oranı yüzde 38 iken kırsalda yüzde 43’tür.
  • Yaşadıkları fiziksel şiddet sonucunda yaralanan kadınları oranı yüzde 25’tir.
  • Yaşadıkları şiddeti kimseye anlatamayan kadınların oranı yüzde 48,5’tir.
  • Şiddet yaşayan kadınların sağlık sorunları yaşama, intihar etmeyi düşünme ya da deneme olasılıkları en az iki kat artmaktadır.
  • Her 10 kadından 1’i gebeliği sırasında fiziksel şiddete maruz kalmıştır.
  • Cinsel şiddet birçok durumda fiziksel şiddet ile birlikte yaşanmaktadır; kadınların yüzde 42’si fiziksel veya cinsel şiddete maruz kaldıklarını belirtmişlerdir.
  • Sadece eğitim düzeyi düşük olan kadınlar şiddete maruz kalmamaktadır. Eğitim düzeyi daha yüksek olan kadınlar arasında bile her 10 kadından 3’ü eşleri tarafından fiziksel veya cinsel şiddete maruz kalmıştır.
  • Evlenmiş kadınların hayatındaki en yaygın şiddet eşlerinden gördükleri şiddettir.
  • Kadınların yüzde 7’si çocukluklarında (15 yaşından önce) cinsel istismar yaşadıklarını belirtmişlerdir.

“Bir kadın olarak sus!”

Son olarak Bülent Arınç’tan duydugumuz, ancak aynı zihniyetin ürünü olan başka cümlelere bakarken bu utancın biz’e ait oldugunu unutmamamız gerekiyor. Dünyamızı güzelleştirmenin esrarı, kendimizi ayrıcalıklı kılacak özelliklerimizle var etmek yerine benzerliklerimizle tanımlamaktan geçiyor.

“Bir kadın olarak sus” Bülent Arınç- 29 Temmuz 2015

“Bir tane kız mıdır, kadın mıdır bilemem.” Tayyip Erdoğan- Dilşat Aktaş hakkında.

“Kadına şiddet abartılıyor.” Tayyip Erdoğan- Son 7 yılda yüzde 1400 artan kadın cinayetleri hakkında.

“Ben zaten kadın erkek eşitliğine inanmıyorum.” Tayyip Erdoğan- Kadın dernekleri ile yaptığı toplantıda.

“Benim bedenim, benim kararım diyenler feminist.” Tayyip Erdoğan- Kürtaj tartışmaları hakkında.

“Kürtajı bir cinayet olarak görüyorum.” Tayyip Erdoğan- Kürtaj tartışmaları hakkında.

“Tecavüze uğrayan doğursun, gerekirse devlet bakar.” Recep Akdağ- Eski Sağlık Bakanı, kürtaj tartışmaları hakkında.

“Tecavüzcü, kürtaj yaptıran tecavüz kurbanından daha masum.” Ayhan Sefer Üstün- İnsan Hakları Komisyonu Başkanı, AKP milletvekili.

“Tecavüze uğrayan da kürtaj yaptırmamalı. Bosna’da kadınlar tecavüze uğradı ama doğurdular.” Ayhan Sefer Üstün

“Kadın ahlaklı olsun, kürtaj yapmak zorunda kalmasın.” İ.Melih Gökçek- Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı

“Anası tecavüze uğruyorsa neden çocuk ölsün? Anası ölsün.” İ.Melih Gökçek

“Yalnız bırakılan ya davulcuya ya zurnacıya.” Tayyip Erdoğan- Münevver Karabulut cinayeti hakkında.

“Kızlarına sahip çıksalarmış.” Celalettin Cerrah- Münevver Karabulut cinayeti hakkında.

“Medya olayları abartıyor. Kadına yönelik şiddet algıda seçicilik.” Fatma Şahin- Eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı

“Evdeki işler yetmiyor mu?” Veysel Eroğlu, Orman ve Su İşleri Bakanı- Kendisinden iş isteyen kadına.

“Kadınlar iş aradığı için işsizlik yüksek.” Mehmet Şimşek, Maliye Bakanı

“Kızlar okuyunca erkekler evlenecek kız bulamıyor.” Erhan Ekmekçi, AKP İl Genel Meclis Üyesi

“Türk kadını evinin süsüdür.” Vecdi Gönül, Milli Savunma Bakanı

Bülent Arınç’ın son sözü üzerine başlatılmış olan imza kampanyasına ulaşmak için lütfen tıklayın.

Kaynak: Onedio

Hazırlayan: Engin Düz