Geri kalmış ülkelerde ve geri kalmış toplumlarda hâlâ eşcinselliğin hastalık olduğu sanılıyor. Büyük ölçüde dinin eşcinselleri öldürme emirleri ve dışlaması ve sapık olarak nitelemesi ile alakalı olan bu durum toplumların kültür seviyesi ve tecrübeleri ile değişebiliyor.

ABD’de belli bir döneme kadar yalancı ve paradan başka derdi olmayan “psikologlar” eşcinselleri tedavi ettikleri yalanı ile bir sürü aileyi yok edip bir sürü ölüme ve intihara sebep oldular. Bu olayların ardından bu faaliyet yasaklandı. Türkiye’de de bu tip sahte doktorlar mevcut ve danışmanlık adı altında gençlerin ruhlarına işkence ederek o insanların ailelerinin parasını çalıyorlar.

Her şeyden önce eşcinsellik hastalık değildir ve insan dahil tüm hayvan çeşitlerinde vardır. Yalnızca insanlarda homofobi (eşcinsellerden nefret etme durumu) vardır.

Zaten genlerimizin yüzde 50’sini annemizden (kadından) %yüzde 50’sini ise babamızdan (erkekten) aldığımız için hiç kimsenin tam anlamı ile erkek ya da kadın yani heteroseksüel olması mümkün değildir. Bir şekilde bir şeyleriniz hep annenizdir.

Psikolojik açıdan bakacaksak da bu böyledir çünkü çocuklar yalnızca babayı ya da erkekleri rol model almazlar. Herkes duruma göre bir seviyede rol model alınabilir. Eğer annelerinizin ya da babalarınızın tepkilerini hatırlıyorsanız ve onları örnek almışsanız onların tepki ve davranışlarının size de işlemiş olduğunu göreceksiniz. Bir erkek neden içinde annesinden bir parça taşımaktan utanç duysun ki?

Bundan utanç duymamızı bekleyen ilkel görüşlerdir, dinlerdir, yok olmamak için direnen, çürümekte olan kültürlerdir. Kültürlere her zaman kendisini temsil edecek daha çok temsilci (insan) lazımdır. Eşcinseller çocuk doğuramayacakları için (şimdilik ya da geçmişte) kültürün yayılması ve aktarılması için onlardan beklenen şekilde bir işlevde bulunmayacaklardır. Bu yüzden dinler, ahlak vb. her zaman eşcinselliği yok etmek istemektedir.

Fakat eşcinsellik ne bir hastalık ne de dincilerin ve geri kafalıların sandığı gibi bir kusur. Doğaldır. Dünyanın neresine giderseniz gidin eşcinsel insanlarla karşılaşmanız mümkündür. İran, Arabistan, Afrika gibi ülke ve kıtalarda eşcinsellik normal oranlardadır. Ne kadar baskı yaparsanız yapın o şekilde var olmuş insanları kendinize benzetmek için vereceğiniz çabalar boşa olacaktır. Çocuklarınızı olduğu gibi sevmeyi öğrenin. Eğer çocuklarınızın eşcinsel olmasının bir kusur olduğunu düşünüyorsanız unutmayın ki o genleri de sizden almıştır. Ya da çocuklarınızı rahat bırakın.

İşte günümüzde bile yalanlarla, para için insanları kandırarak onların çocuklarına işkence eden pisliklerin varlığı sürüyor. Son yaşanan cinayetin detayları ise şöyle:

Onu “adam” haline getirmeye yönelik bir kursa katılan bu çocuk, 15 yaşında öldü.

Raymond Buys açlık çekti, işkence gördü, hatta tuvaleti kullanmasına izin verilmediği için kendi dışkısını yemeye mecbur edildi. Ağır derecede beslenme bozukluğu çektiği için, vücudunda yanıklar ve yaralar vardı, öldüğü zamana kadar dört hafta yoğun bakımda yattı. Raymond öldüğünde henüz 15 yaşındaydı.

Gencin ebeveynleri Güney Afrika’daki Echo Wild Game Rangers kursuna “onu adam yapmak” niyetiyle yazdırdılar.

Kamp çalışanları, cinsel olarak kendini nasıl tanımladığını bile bilmedikleri çocuğu, “kadınsı” olmaması için her gece yatağına zincirlediler ve ona işkence uyguladılar.

Bir görgü tanığı ifadesinde; Buys’ın kafasına yastık kılıfı geçirerek onu çıplak bir şekilde sandalyeye bağladıklarını, ve elektrikli bir sopayla dövdüklerini söyledi.

Yayınlanan raporda, 15 yaşındaki Buys’in ağır beyin hasarı yaşadığı ve bir kolunun kırık olduğu belirtildi.

Ayrıca rapora göre Buys, aşırı susuzluk sebebiyle yorgun düşmüş, ve vücudunda sigara yanıkları tespit edilmişti.

Eko Wild Game Rangers kampının çalışanları olan Koker ve Michael Erasmus, şimdi, Buys’in ölümüyle bağlantılı cinayet, çocuk istismarı ve ihmal suçlamalarıyla yargılanıyor.

Kaynak: Gmag