Doğum günü hem yakın hem iş arkadaşı olan ABD’li insan hakları savunucusu Dr. Martin Luther King’in suikasta kurban gittiği gün olduğunu biliyor muydunuz?

Yaşasaydı 4 Nisan’da 90 yaşında olacak Maya Angelou, hala Amerika’nın en etkileyici yazar, sanatçı ve kültürel sembollerinden biri. Ufuk açan yaş hikayeleri ile başlayan birkaç otobiyografik çalışmadan oluşan dizisi Kafesteki Kuşun Neden Öttüğünü Biliyorum (I Know Why the Cage Bird Sings) isimli kitabı; tecavüz, ırkçılık ve travmalar ile uğraşarak, uluslararası beğeniler toplayarak anı türüne yeni bir soluk getirdi.

Doğum tarihi, 1960’da konuşmasını duyduktan sonra tanıştığı ve hem iş hem yakın arkadaşı olan ABD’li insan hakları savunucusu Dr. Martin Luther King Jr ile aynı. Başarılı bir şarkıcı olan Angelou bir toplantının ardından King’in Güney Hıristiyan Liderlik Konferansı’nı desteklemek için Özgürlük Kabaresi’ni düzenledi. 1968’de Dr. King, kendisinden insan hakları yürüyüşü düzenlemesini istedi; Angelou kabul etti ancak King suikasta uğramadan çok kısa bir süre önce düzenlendi. 1960’lı yıllarda yazar, editör ve radyo yayımcısı olarak çalıştığı Ghana’da Malcolm X ile arkadaş oldu. Malcolm X’in Afro-Amerikan Birliği Örgütü adında yeni bir insan hakları örgütü kurmasına yardım etmek için 1965’te ABD’ye geri döndü fakat Malcolm kısa bir süre sonra suikasta kurban gitti.

Angelou aynı zamanda 1960’ların başında yazarlık, editörlük ve radyo programcılığı yaptığı Gana’da Malcolm X. İle de arkadaş oldu. Angelou, 1965 yılında yeni bir sivil haklar hareketi için Afroamerikan Birliği Organizasyonu’nda Malcolm’e yardımcı olmak üzere Amerika’ya döndükten kısa bir süre sonra da Malcolm’üm katledilişine tanık oldu.

Angelou’nun sıradışı yaşamını kısacık bir makaleye sığdırmayı imkansız hale getiren 7 otobiyografik eseri yazabilmek için yeterince dolu bir yaşam yaşamış olmasına rağmen, Angelou hakkında bilinmeyen 5 şeyi sizler için listeledik;

Profesyonel Bir Dansçıydı

20’li yaşlarında genç bir oğlanla evlenen Angelou, San Francisco’da modern dans eğitimi almaya başladı. Trinidadlı dansçı Pearl Primus ile Afrika Dansı çalışmak için New York’a dönmeye karar vermeden önce Al and Rita adında bir dans grubu kurdu. Ünlü gece kulübü The Purple Onion da dahil San Francisco’nun pek çok kulübünde profesyonel şekilde dans etmeye başladı.

Bir calypso dansçısı olarak başarısı, Miss Calypso isminde bir şarkıcı olarak ilk albümünü kaydetmesinin yolunu açtı.

Grammy Ödülü Kazandı

Angelou bir şarkıcı olarak başarıyı yakalamasına rağmen 1995’teki Grammy Ödülünü müzikal işlerinden değil; 1993’te Bill Clinton’ın başbakan olarak göreve başlamasına dair yazdığı On The Pulse of Morning isimli şiirini kaydederek aldı.
Yaptığı konuşma, Başkan Robert Frost’dan sonraki dönemde John F. Kennedy’nin 1961 yılındaki açılış töreni konuşmasından sonra ilk konuşma oldu.

Wesley Snipe’in Rol Aldığı Bir Filmin Yönetmenliğini Yaptı

Demolition Man ve Blade gibi aksiyon filmleri ile ünlü olan Wesley Snipes; Angelou’nun 1996 yılında çektiği Down in the Delta isimli filmde de oynadı. Film; aile trajedisi, uyuşturucu, ırk, önyargı ve fidye üzerine yapılan bir filmdi

Yazma Rutininde Şeri (Beyaz İspanyol Şarab), İncil ve Bir Deste Kart Bulunurdu

Angelou’nun yazma rutini, hala efsane konusu olmaya devam ediyor. Birkaç kaynağa göre, ilerleyen yaşamında başarılı bir yazar olan Angelou sabah 5’te kalkar ve görevlilerden duvardaki tüm resimlerin kaldırılmasını istediği bir otele giderdi. Bir şişe beyaz İspanyol şarabı, Roget’s Thesaurus sözlük ve İncil, Solitaire oynadığı bir dizi kart ile yatağa uzanırdı. Sarı bir not defteri üzerine öncelikle 10-12 sayfa yazı yazardı ve akşam saatlerinde bunları düzenleyerek 3-4 sayfaya indirirdi.

Seks İşçisi Olarak Çalışan İnsanlarla Konuşarak Onlara Yardım Etmeye Çalıştı ve Daha Sonra Yaşadıklarını Kaleme Aldı

Otobiyografilerine göre, Angelou hem bir seks işçisi hem de lezbiyen seks işçileri için patron/patroniçe olarak çalıştı. 1995 yılında yapılan bir röportajda, bu konular hakkında yazmanın önemini açıkladı:

“Yaşadıklarım hakkında yazıyorum çünkü insanlar gençlere yanlış şeyler anlatıyor; ‘Yanlış bir şey yapmadım. Kim, Ben mi? Asla. Klozetimde hiçbir iskelet yok. Aslına bakarsanız, bir klozetim bile yok’. Bunun gibi yalanlar söylüyorlar ve daha sonra gençler kendilerini farklı durumlar içinde buluyorlar ve ‘Lanet olsun, gerçekten çirkin biri olmalıyım. Annem veya babam asla yanlış bir şey yapmaz. Kendilerini bağışlayamaz ve hayatlarına devam edemezler’ diye düşünüyorlar.”

Kaynak: Independent