Bröshelmaschine, 1969’da Peter Bursch ve Willi Kissmer tarafından kurulmuş Almanya, Duisburg çıkışlı bir müzik grubudur. Kuruluş yıllarında gitar ve vokal’e Peter ile Willi, perküsyona Michael Hellbach, basa Lutz Ringer ve flute Jenni Schücker eşlik etmiştir.

Grubu en başında var etmiş bu insanlar Duisburg’de bir komünde yaşamlarını sürdürmüş ve 1960’ların sonuna kadar ilk Alman rock gruplarına dahil olmuşlardır. Daha sonraki yıllarda grup çeşitli ayrılıklar yaşamış, bu ayrılıklar 1973, 1974 ve 1975 tarihleri boyunca devam etmiş ve çalkantılı gidişatını 1984’e kadar sürdürmüştür. Bu ayrılıklar onları yıkmamış; grubun yeni versiyonlar ve tarzlar ile ortaya çıkmasına vesile olmuştur. Aralık 2005’de eski rock şarkıcısı Helge Schneider’ın da içine dahil olduğu WDR Rockpalast kayıt şirketi ile anlaşmış ve sahneye geri dönmüştür.

Bröselmaschine, sahnelerde aktif olarak rol almaya başladığı dönemde Peter Bursch ve Willi Kissmer en baştaki yerlerini hala korumaktaydı. Daha sonra 1975’de Detlef Wiederhöft ve 1983’de Michael Dommers aralarına katılmıştır. Grubun en uzun dönemli davulcusu Waldo Karpenkiel’dir iken şuanki davulcu Manfred Bohr gruba 2005’de katılmıştır, aynı yıl klavyeye Tom Plötzer da gelmiştir. 2014 yılında arka vokale Liz Blue’nun ve perküsyona Nippy Noya’nın gelişiyle birlikte grup şuanki kadrosunu tamamlamıştır.

Mayıs 2008’de grup Burg Herzberg Festivali’nden ve Rockpalast konserinden kayıtların ve röportajların bulunduğu DVD ve Cd’ler piyasaya sürmüştür.

Haziran 2014’de Bröselmaschine’in ilk albümü New York’lu müzik blogu Pigeons&Planes’in “20 önemli Krautrock grubu” listesinde 13. sırada yer almıştır. Krautrock, Almanya’da 1960’ların sonunda ortaya çıkan ve 1970’lerde özellikle İngiltere’de popülerliğe ulaşan deneysel müzik türülerini tanımlamak için kullanılan bir terimdir. Bröshelmaschine’in bir krautrock harikası olması bir yana, büyük olasılıkla sürekli değişik insanların girip çıktığı tarihi, yaptıkları müzik türleri arasına progressive folk ve country ezgilerini de taşımıştır.

Liz Blue’nun, arka vokal mikrofonundan değil de tarihin arkaik kuyularından yankılanan sesi ve Peter’in dinleyicinin ruhuna “daha gidilecek çok yol var dostum!” dercesine göz kırptığı enstrümanından havalanan Hindistan ezgileri elinizden tutup sizi daha önce ayak basmadığınız yerlere götürür. Orası, içtenlikten uzak pop’un pembe cennetinden yada bir arınmaya dönüşmüş rock’ın hırçın ormanlarından çok uzaktadır. Hayır, derinlerdeki komik insan sesleri ara sıra gelir ve bunun bir klasik müzik olmadığını size hatırlatıverir. Bu yolculuk boyunca kulağınızın alabildiği her bir tını, umut vadeden bir ritüele dönüşür, sonra varmayı unutur ve sadece dinlersiniz.

Yorumlarımdan da anlayacağınız üzere Bröselmaschine -en azından benim için- bir ara beğenip listeme kaydettiğim ve daha sonra sürekli olarak dinleyerek sıkıldığım (tükettiğim) şarkılar arasında değildir. Bazen tüketmekten korktuğum için dinlemeye ara verdiğim şarkılara ve müzisyenlere de denk gelirim -maalesef, insan doğası gereği tüketiyor- ancak Bröshelmaschine’ın, -belki de doğası gereği- tüketilebilen bir müzik yaptığını düşünmüyorum. Ayrıca bu sıkıcı diskografiyi okuyup buraya kadar gelen insanlar, muhtemelen yapacak başka işleri olmadığından Bröshelmaschine’i en az benim kadar sahipleneceklerdir. 😀

Bu yüzden gönül rahatlığı ile aşağıdaki albümü siz güzel insanlarla paylaşıyorum. Haziran 2017’de çıkan “İndian Camel” 32 yıl sonra, 1 yıllık çalışma sonrası hazırladıkları ilk albümleridir;

“Look up to the sky, heads are flying by.
In the land with no heads
fools hang in to trees
Where love is like a muddy river run by frozen heat;
but the green fields go in and out under the sun…”