Okuma süresi: 2 dakika

“İnsanlar seni üzdüğü için değil, onların seni üzmesine izin verdiğin için yazıyorsun. Fark etmez. Yazıyorsun diye sanma bu sana yetmez. Çek lisanı çek baba, çekelim. Murakami, Sahilde Kafka’sında Kafka’nın Çek dilinde karga demek olduğunu söyler. Dışarıda dolunay var. Deli ay, gümüşü ışıklarıyla aydınlatıyor geceyi, canım ay, sen de kehanetin yakamozlu sularında ışıdığını söylüyorsun. Bir düzenek gibi içinde bir yerlerde gömülü dile getirdiğin kehanetlerinin doğruluğu çıkıyor.

Biliyorum inanmak istemeseler de olur. 

Bir kahkaha atarım, durgun sularda yankılanır. Güvertede gecenin nemi yürümüştür yüzeye; o bile ışıldar. Gözlerin söylediğini bildiğimiz gibi gülmemizin de anlamını biliriz. Güvendeyiz. 

“Ne okuyorsun” diye soruyorsun.

“Kendra Levin, Sen de Kendi Hikayenin Kahramanısın, Odaklan, Zaaflarını Yen ve İçindeki Yazarı Keşfet.”

“Epey uzun bir adı varmış? Kimden çıkmış?” 

“Hep Kitap.”

“Mizahta yayınevleri bile bir sıçrama yaşamış görünüyor. Ben de bugün Borges’ten şunları okudum:

‘Conrad hayranı olmak? Kimsenin betimleyemediği o şey olmak: Arjantinli. Ama olmak.

Bunların hiçbirisi nadir değil ve tümü bana anlayamadığım bir ün sağlıyor.’

“Hegel bize dramanın, ihtimallerin ayrılıklarından meydana geldiğini öğretti.” lakin sanırım tüm bunlar Maradona’dan sonra değişmiş olmalı. Sanki pencere kenarına konan Kafka, pardon karga bunu söylüyor.

“Hayat Fena Halde Futbola Benzer,” demişler.

Bazı replikler hatırlanır, bu da onlardan biri. Kabul ediyorum futbol küresel ölçekte kimi zaman herkesi esir alan bir tutkuya dönüşebiliyor.

Benim mesela futbolla neredeyse aram hiç yoktur. Oysa Maradona’nın adını duyduğumda mahallede kötü top oynayan çocuklarla dalga geçmek için;

“Maradona, .ıçtı dona,” diyorlardı.

Ne bu tekerlemeye ne de insanların diğer insanlarla dalga geçmesine bir anlam veremezdim.

Pencere önündeki kuş izin verirse sizi biraz gerçek dünyaya çekeceğim.

Maradona Destanı

Hangi birinden bahsetmem gerektiğinden emin değilim ama onun adı efsaneler arasında yazıldığında futbolda fırtınalar kopardığını duymuştum. Sanırım futbol bir ders olsa hiçbir ders ondan bahsetmeden tam olmaz. O yaşarken aşılamadı en azından kendisiyle ilgili bunu biliyorum. Önümüzdeki günlerde futbol dünyasına yeni bir güneş doğar mı bilinmez ama şu hatırladığım repliğin filmine dönersem, “hayat fena halde futbola benzer” lakin sen yine de ikonik bir figürün bile başına neler gelebileceğini unutma ve kendi hayatının her zaman patronu ol! Doktoruna selfi için izin verirsen kağıt imzala neme lazım sonra ailen büyük olay çıkarabilir.

Bir ikon öldükten sonra hayatının en parlak ânı onun cenazesiyle selfi yapmak olan işçiler şu anda bazı Arjantinliler tarafından tehdit ediliyor. İşin magazini bile şaşkınlık uyandırıyor öyle değil mi? Bir de Maradona olduğunu düşün…

Umarım kendimi Maradona videolarını youtube’dan izleyecek kadar sıkılmış bulmam. Salgın günlerindeyiz ve insan sıkıntıdan pek çok şey yapıyor. Eski defterleri karıştırdığı gibi efsane futbol sahnelerine de dalabilir. Neme lazım! Ne de olsa yeryüzündeki takımlar sadece futbolcular değiller ve ben de başka oyunlara meyilliyim.

Muhabbeti biraz başka bir eksene çekersem, hani sıkça muhabbeti yapılan “kaybeden misin?” yoksa “tutunamayan mı?” sorusuna Maradona’yı izledikten ve hakkında fikir sahibi olduktan sonra gönül rahatlığıyla ikisi de değilim dediğimi söylemeliyim.

Yine de

Malum, gece gündüz ekrandayız ve hayat bazen fena halde sözcükleri art arda dizmeyi gerektiriyor.

Ruhu şad olsun, demek istiyorum. “İyi yaşadı,” diyeceğim insanlardan birine daha veda ederken, bu ara yazılarımda fazlaca ölüleri yad ettim. Sözün aslı ve özü: Asıl yaşayanlara selam olsun. Sevgilerimle ve sağlıcakla kalmanız dileklerimle.