Artvin halkı, dünya üzerinde korumada öncelikli 200 ekolojik alandan biri olarak gösterilen Hatila Vadisi’ni etkileyecek maden projesine karşı ormanları devletten ve şirketlerden korumaya çalışıyor.

Yaşam Yolculuğu’nun Arhavi’den sonraki durağı Cerattepe oldu. Arhavi Direniş Evi’nde yediğimiz yemeklerden ve güzel muhabbetten sonra, otobüse bindiğimizde hepimiz günün yorgunluğunu tekrar hatırladık. Güneş altında iki yayla arasında 4,5 saat yürümüştük. Otobüs hareket ettikten sonra hâlâ dışarıyı izlemek istesek de az sonra kafalar düşmeye başladı. Arada gözlerim açılırken Artvin’in o döne döne çıkan yolunu hatırlıyorum. Sonra yine ağırlık, yorgunluk ve kapanan gözler…

Cerattepe Ormanların devletten korunduğu yer 2

Uyku uçuran akordeonlu horon

“Geldik” diyerek uyandırıldıktan iki dakika sonra açık havadayım. Kulağıma akordeon sesleri geliyor. Cerattepe’nin nöbet sahasındayız. Gözükmeyen bir kişi akordeon çalarken coşkulu bir horon oynanıyor. Bilenlerimiz hemen katılıyor horona, ben çok istesem de bir ritim bozanım. Belki bir sonraki tur diyerek gülen bir yüzle izliyorum. Az önce otobüste kafaları düşen herkes şimdi aynı yüzle izliyor horonu. Müzik, dili unutturuyor o an. Sanki yaşamlarımızı uykumuzda bıraktık da gözlerimizi herhangi bir hayatın herhangi bir anına açtık. Bir romanın orta sayfasında otobüsten inen isimsiz bir adam, izliyor şimdi etrafını. Zamanın geçmiş ve gelecek üzerinden onun omuzlarında biriktirdiği bütün gerilim o anda uçup gitmiş. Bir adam, bir akşam vakti Cerattepe’ye böyle hoşgelmiş.

Cerattepe Ormanların devletten korunduğu yer 7
Kesilen ağaçların büyümesi yıllar alıyor

Bir fotoğrafın anlattıkları

Kısa süren horonun ardından oradaki kalabalık bir süre sonra dağılıyor. Bizi karşılamak için beklemişler ama biz çok geç gelebildik. Ertesi sabah kısa bir uykunun ardından nöbet sahasına indiğimde oradaki muhabbete dahil oluyorum. Biraz sonra daha önce sosyal medyaya düşen iş makinelerine karşı “yol kesme” fotoğrafı ortaya çıkıyor. Fotoğrafın sosyal medyaya düşmesinin ardından o karedeki bazı kişiler için soruşturma açılmış. Gözetleme noktasında nöbette olan Artvin Ormancılık Kooperatifi Birliği Başkanı Hasan Yaşar, fotoğrafı elinde tutarken tek tek oradakileri tanıtıyor. Bir aile fotoğrafını anlatır gibi. Ertesi gün o fotoğrafı tekrar görüyorum. Bu kez soruşturma kağıdı köşesine iliştirilmiş olarak ve o soruşturma kağıdının üzerinde mavi tükenmezle şu yazıyor: “Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın.” Bir fotoğraf üzerinden Cerattepe’deki bütün hikâye okunabiliyor. Koca bir şehir, direnerek bir aileye dönüşürken, soruşturmalar da onları yıldırmıyor. Basit bir sebebi var tabii; haklılar…

Cerattepe Ormanların devletten korunduğu yer Hatila Vadisi
Hatila Vadisi

Ya Artvin ya Cerattepe

Artvin’deki mücadelenin 20-25 yıllık bir tarihi olduğunu, belirten Hasan Yaşar, “Buraya dördü profesör üçü doçent olan bilirkişi ekibi geldi. Raporlar ya Artvin ya Cerattepe diyor. Cerattepe’de madencilik yapılırsa Artvin diye bir şey kalmaz. Biz ateşin içindeyiz. Bir insan vücudunu düşünün, başıyla uğraşıldığı zaman vücuduna zarar gelmemesi mümkün değil. Artvin, dünyada benzeri olmayan bir şehirdir. Aşağıda zaten barajlar var, yukarıya da maden istiyorlar. Burada bir cinayet işlemek istiyorlar. Verilen izinler de suçtur. Ülkeyi yönetenler seçildiklerinde kral kesiliyorlar, oysa aslolan halktır, onlar bizim vekillerimizdir. Bizim seçtiğimiz insanlar bizim aleyhimizde yasa çıkarmamalı” dedi.

Aşağıda hapishane, yukarıda mezarlık!

Maden çıkarılması halinde bölgedeki binlerce türün yok olacağını ifade eden Yaşar, “Artvin’de şu anda bin 864 bitki türü var. Bunların bin 349’ı Hatila Vadisi’ndedir. Bunların 135’i de endemiktir. Bu nasıl gözden çıkarılır, anlamak mümkün değil. Bunun devlete de karı yok. Yüzde 98’i şirkete, yüzde 2’si devlete, bize ne bundan! Artvin’de madende çalışacak adam sayısı ile Artvin kurtarılmaz. Artvin halkı 7’den 70’e bütünleşmiştir buna karşı. Hiçbir siyasi durum da sözkonusu değildir. ‘Bunlar marjinal’ diyenler gelsin görsünler, halk burada. Milli gelire yılda en az 4-5 trilyon katma değer katıyoruz. Hatila Vadisi sürdüğü sürece bu sürecek. Barajın, madenin katkısı ise bir adamın şirketine gidecek. Barajlarda yediğimiz kazık bizi Cerattepe’de uyandırdı. Ölüm varsa öleceğiz, buna asla müsade edeceğiz. Artvinlilerin bir sözü var; ‘Aşağıda hapishane, yukarıda mezarlık!’ Biz ölüme de hapishane de yazılıyız” diye konuştu.

Cerattepe Ormanların devletten korunduğu yer Mahmut Yaşar ve Hasan Yaşar
Mahmut Yaşar (Ayakta), Hasan Yaşar (Oturan) ve Erdem Şimşek

İçme suyu kalmayacak

Yeşil Artvin Derneği Üyesi Mahmut Yaşar ise kapatılan madenin yamaçtaki toprak sebebiyle beton bloğun çatlamış olduğunu bölgenin eğimli arazisi ve heyelan riski ile hatırlatarak, “4 bin hektarlık alandan söz ediyoruz. Burada bu kadar ormanı keseceksiniz, cevhere inmek için de yarım metre, bir metre toprak katmanını da alacaksınız. Oksijenle buluştuğu zaman oluşan o oksidasyon, havaya, suya, toprağa karışacak. İşletme sırasında ateşlemeler de yapılacak. O zaman da heyelanlar oluşacak. Maden sahası içinde ve etki alanında birçok su kaynağı var. O karışım bu suları etkileyecek ve Artvin’in içme suyu kalmayacak. Bürokrasi dilinde rapor esastır ya, yedi kişilik bilirkişi raporu ‘Ya Artvin ya maden’ demiş, daha ne diyeceksin? Hukuk kaç defa lehimize karar verdi, uygulanmıyor. Hukuk yolu da bitti bizim için, meşru müdafaa hakkımızı kullanıyoruz şu anda” diye konuştu.

Cerattepe Ormanların devletten korunduğu yer 4

200 ekolojik alandan biri

Cerattepe’de kapalı maden sahasına kamyon kasasında bir yolculuk yapıyoruz. Kasanın iki yanında tutunarak ayakta etrafı izliyoruz. Toz içindeyiz ama bu çok da umrumuzda değil. Ağaç dalları üzerimize geldiğinde toplu halde eğilmeyi oyuna çeviriyoruz. Şoförmüz Ahmet Abi eğlenceli bir adam, durup durup bize bilgiler veriyor. Nihayetinde maden sahasına geliyoruz. Kapalı olan galerinin ağzı bir betonla örülmüş. Az gerisinde daha önceki girişimlerde kesilen ağaçların yeni yeni boy attığı bir bölge var. Ne zaman kesildiğine dair farklı bilgiler gelse de en az 10 yıl önce desek doğru olur. Bu da bize ormanın kendini yenileme sürecine dair bir bilgi veriyor. Evet, bu kötü olasılıkları da istemeden düşünüyoruz. Az sonra Yankı Tepesi adı verilen bir seyir terasındayız. Hatila Vadisi bütün güzelliğiyle karşımızda şimdi. Burası 200 metreden 2,200 metreye kadar ladin ağaçlarıyla dolu bir vadi. Dünya üzerinde korumada öncelikli 200 ekolojik alandan biri olarak gösterilen bu vadi ceylanlar, ayılar, vaşaklar dahil olmak üzere sayısız türe ev sahipliği yapıyor. Gördüğümüz manzarayı madenle ilişkilendirmeye çalışırken, zihnimizide sanki daha önce hiç bir arada kullanılmamış verileri çağırır gibi hissediyoruz. Bir çiçeği kazana atmak gibi, bir meyveyi kurşunlamak gibi!

Cerattepe Ormanların devletten korunduğu yer 3

Bir direnişin yaşamsallığı

Cerattepe’de birden fazla insanın ağzından “Biz burada ormanları devletten koruyoruz” sözünü işitiyorum. “Bir daha gelirler mi” diye tartışıyorlar. Son geldiklerinde Artvinliler ciddi bir karşı koyma gerçekleştirmişler. Jandarma yukarıda Cerattepe’de olanlar ile aşağıda Artvin’den gelenler arasında kalmış. Sabahki muhabbette genç bir arkadaş nasıl koştuğunu anlatırken o hissiyatı anlamaya çalışıyorum. Canını korumak gibi! Bir direnişin yaşamsallığı, gerçekliği o koşuda saklı belki. Biz yalnızca anlamaya çalışanlarız bu noktada. Muhabbet içerisinde “Bir daha gelebilirler mi” sorusunun devamı “Gelseler de geçemezler” şeklinde devam ediyor. Artvin şehir merkezinde bütün dükkanların camında “Cerattepe’ye müdahale olduğu anda hizmeti durdururuz” yazan pankartlar asılı. Artvinlinin inadı kolay kırılmaz, biliyoruz. Gördüklerimizden sonra da o madenin yapılmayacağına dair inancımız artıyor. Ama bir yandan da uzun ölçekli planlar var. Yeşil Yol gibi, Artvin’in merkezini lağvedip Hopa’yı merkeze dönüştürmek gibi. Bir ülkeyi katletmek için daha neler deneyecekler, bilemiyoruz.

Cerattepe Ormanların devletten korunduğu yer 6

Sürekli yanan ateş

Cerattepe’de bir de tişört atölyesi gerçekleştiriyoruz. Betül Bitir rehberliğinde Cerattepe temalı tişört baskıları hazırlanıyor. Herkes bir slogan ve ona göre tasarım hazırlamaya çalışıyor. Yolculuğun en keyifli işlerinden biri oluyor bu atölye. Akşam vakti ise sıkı bir rüzgarla birlikte yağmur başlıyor. Bir grup çadır alanına giderek yağmura hazırlıksız bırakılan çadırları korumaya çalışıyor. Açıkta kalan eşyalar toplanıyor, su alan açıklıklar kapatılıyor, kazıklar sağlamlaştırılıyor. Bu sırada gözetleme noktasında Yeşil Artvin Derneği ile birlikte CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal geliyor. Gece ise Hopa’dan bir grup geliyor nöbet yerine. Nöbet yeri sürekli yanan bir ateş gibi, gelenlerle ve gidenlerle yaşamaya devam ediyor. Biz iki gecelik nöbetimizin ardından Fatsa’ya doğru yola çıkarken, ardımızda yapılabilecek her türlü direnişi gerçekleştirecek insanlar bıraktığımızı, ateşin hep yanacağını biliyoruz. O döne döne çıkan yokuşu geri inerken içimizde ateşle yazılmış net bir cümle olarak “Cerattepe Geçilmez” yazısını duyumsuyoruz.

Fotoğraflar: © Erdem Şimşek