• Yogaya nasıl başladınız? İlk deneyim anınızı bizim ile paylaşabilir misiniz?

Birçok kişi gibi yogaya önce bedensel ihtiyaçlarla başladım. Bedenimi daha iyi kullanabilmek için yoga dersleri aldım. İlk deneyimim çok keyifliydi. Bedenimde daha önce hissetmediğim yerleri hissetmiştim. Yaşadığım evin daha önce hiç gezmediğim odalarını gezmek gibiydi. Hatta eve gider gitmez o gün çalıştığımız her şeyi evde kendi kendime bir kez daha tekrar etmiştim 🙂

  • Yoganın birçok türü var, bu konuda sizin görüşleriniz nelerdir?

Bir şeyin türlerinin oluşması kaçınılmazdır. Ne de olsa türlü türlü insanlar var. Her tür insana göre de bu tarz metotlar şekil alabilme özelliğine sahiptir. Tıpkı su gibi. Hangi bardağa ya da şişeye koyarsak koyalım su, sudur. Önemli olan yoganın metodundan uzaklaşmamaktır. Yani suyun içine başka içecekler karıştırmamaktır.

  • Kendi ilhamınızı nereden alıyorsunuz?

Gördüğüm her şeyden… Yaşamak o kadar muazzam bir dansın parçası olmak ki, her bir anı, her bir zerresi ilham verici.

  • Yoga ile tanıştıktan sonra hayatınızda olumlu ya da olumsuz anlamda değişiklikler oldu mu?

Olmaz mı! Yoga insanın tüm yaşamını değiştiriyor. Nasıl ki ufak bir yağmur yağar ve tüm İstanbul trafiği etkilenir, yoga bunun kar yağan hali. Yogayı samimiyetle pratik ettiğinizde tüm hayatınızın gidişatı bir anda değişiyor. Tüm “istediğinizi” sandığınız şeyler o trafikte kalakalıyor. O trafikte sıkıştığınızda yolda ne kadar araç olduğu üzerine düşünmeye başlıyorsunuz ki işte bu araçlar insanın arzuları… Arzular yaşamın içinde bizi sıkıştırır. Arzularımızı azalttıkça, yaşamaya başlarız. Olmasını istediğimiz şeylerin içinde sıkışmaktan kurtulur, “olanın” büyüsüne kapılırız.

  • Yoganın gerek ruhsal gerek fiziksel gerekse de zihinsel anlamda faydaları bulunmaktadır. Bize kısaca bunlardan bahseder misiniz?

Yoganın faydaları saymakla bitmez. Bunlardan en önemlilerinden biri; insanın “kendi” dediği şeyi tanımasını sağlar. “Ben kimim?” Sorusuna köklü bir cevap verirken, “Ben ne değilim?” sorusuyla da buluşturur. Fiziksel olaraksa yoga insanın bedenini adeta baştan yaratır. Bedeniniz yaşınız kaç olursa olsun, asana çalışmaları sonucunda inanılmaz bir kapasitede çalışmaya başlar. Stres yaşam kalitemizi bozan en büyük etmenlerden biridir. Yoga, stresi kontrol etmemizi sağlar ve bu yolla da birçok hastalığın önüne geçer. Matın üzerinde yaptığımız zorlayıcı pozlar sayesinde bedenimizin içine girdiği stres durumlarıyla yüzleşir ve bu stresi kontrol etmeyi öğreniriz. Matın üzerinde yaşadıklarımız, hayatın bir provası niteliğindedir. Düzenli pratikler sayesinde yaşanan bilinç açılımları kişilere daha sağlıklı bir beden, daha sevgi dolu ilişkiler, koşulsuz huzur alanları ve ruhani bir uyanış sağlamaktadır. 

  • Hindistan’daki Sanskrit dilini öğrenme sürecinizden bahsedebilir misiniz?

Sanskrit benim için öğrenmesi oldukça keyifli bir dildi. Dilin kendisi içinde büyük bir felsefe barındırıyor. Önce bir manastırda başladı dili öğrenme sürecim. Mecburi derslerden biriydi. Bu derslerden o kadar keyif aldım ki, bu dil bilgimi daha ileriye taşımak istedim. Bir öğretmenden hem yüz yüze hem de Türkiye’ye döndüğümde Online dersler alarak üzerinde uzmanlaştım. Sanskrit çok emek isteyen bir dil. Öğrenme sürecimde günde minimum 8 saat üzerine çalıştığımı söyleyebilirim. Yıllar içinde birçok yazıt üzerinde çalışmamla birlikte Sanskrit ile aramda derin bir bağ oluştu.

  • Yogaya daha çok kadınlar ilgi göstermektedir. Bunun sebebi kadınların özgürleşme düşüncesi olabilir mi? 

Aslında Uzakdoğu’da durum böyle değil. Uzakdoğu’da ağırlıklı olarak erkekler ilgi göstermekte. Batıda ise durum farklı. Batıda kadınlar kendileri için bir şey yapma konusunda daha cesur.

  • Siz diyorsunuz ki: “Gerçeğe açılan kapılar dışarıda hiçbir yerde, hiç kimsede, hiçbir şeyde değil. Kapı, kişinin kendisi. İnsan her şeyi görürde kendini görmez. Ben ise nacizane bir aynayım karşında, seni sana tutan”. Bu sözü duyunca tam da bu sebepten insanlar yoga yapmalı diye düşündüm. Bu sorumluluğun altından kalkmak için kendinize uyguladığınız yöntemler neler?

Yoga. Öğrencilerim bazen benim bir araç olduğumu unutup, hayatlarının merkezine beni koymaya çalışır.  Bu sadece öğretmen öğrenci ilişkisinde olmaz; anne bunu çocuğuna, kişi aşık olduğu insana, bazense insan bunu çalıştığı işe yapar… Bu noktada onların merkezlerinden çekilip, bu yaşamdaki esas olanın “kendi”lerini tezahür ettirmek olduğunu yeniden fark etmelerini sağlamak en büyük incelik. İnsanın sevilmek, değer görmek konusunda zaafları varsa, kolaylıkla karşısındaki kişinin merkezine yerleşebilir. Bu da ilişkinin en sağlıksız halini doğurur. Çünkü taraflardan biri kendi yolunda yürümekten, kendi olmaktan feragat eder. İlişkileri düşünelim, canım cicim aylarında başlayan bu feragatin sonucunda, ilerleyen süreçte mutsuz ilişkiler ortaya çıkmıyor mu? Aşık olduğu kişi için kendini varlığını bastıran kişiler bir nokta sonra “peki ya ben?” demeye başlamıyor mu? Bu bağlamda, yoga insanın kendini sevmesi ve kendi değerini bilmesini sağlıyor. Böylelikle kendinizi başkalarının merkezinde bulmuyorsunuz.

  • Sizce yoga konusunda doğru bilindiği varsayılan yanlışlar neler?

Yoganın sadece esneme hareketlerinden veya meditasyon yapmaktan oluştuğunun sanılması. Meditasyon yoganın 7. basamağıdır ve pratik edilmesi en zor aşamalardan biridir. Oraya gelmek için çok emek gerekir. Öncesinde pratik edilmesi gereken 6 basamak vardır.  Bunlardan biri olan asanalar basamağıysa sanıldığı gibi esneme hareketlerinden oluşmamaktadır. Oldukça yoğun ve güçlü pratikler içerir.

  • “Sarı Çiçeği Koklayan Kedi” diğer kitaplarınızın yanı sıra okuru insan olmakla yani varoluşumuzla ilgili sorgulatan bir kitap. Felsefe kitabı yazarken yaşadığınız zorluklar nelerdi?

Felsefe kitabı yazarken herhangi bir zorluk yaşadığımı söyleyemem. Anlattığım şeyler benim için bir fikir değil, yaşam şeklim olduğundan, kendiliğinden kağıda dökülüveriyor. Nasıl başınıza gelen bir şeyi anlatırken güçlük çekmezsiniz çünkü ne yaşadığınızı bilirsiniz; benim için bu felsefeyi aktarmak da böyle.

  • Covid-19 ile bütün Dünya uğraşıyor. Böyle bir dönemde bedensel sağlığımız kadar ruhsal sağlımız da önem kazandı. “Hayat Sana Ne Anlatıyor” kitabında da duygularımızdan korkmamamız gerektiğini anlatıyorsun. Bu kitabı bu dönemde yazıyor olsaydınız ne eklemek isterdiniz?

“Hayat Sana Ne Anlatıyor” kitabım yaşamın somut alandaki matematiğini anlatan bir kitap. Her duygunun neden ortaya çıktığını, yaşadığımız hallerin esas sebeplerini anlamanızı sağlıyor. Bu bağlamda, her dönemi, her süreci, her olayı hali hazırda kapsıyor. Bu kitap nasıl bir dönem geçirirsek geçirelim, o dönemin bize ne yaptığını ve hayatın bize ne anlatmaya çalıştığını anlayabilmek için elzem bilgiler içeriyor. 

  • Yogaya dair yaptıklarınız yanı sıra yazdığınız kitaplarınızla da isminizi duyurdunuz. Nasıl hissediyorsunuz?

Başarıda ve başarısızlıkta aynı kalmaktır yoga. Yaptığımız hiçbir şey bizi daha değerli hale getirmediği gibi, yapmadığımız ya da yapamadığımız hiçbir şey de bizi değersizleştirmez. Açıkçası bunları yapmadan önce nasıl hissediyorsam, şu anda da öyle hissediyorum 🙂

  • Yogaya yeni başlayan biri için tavsiyeleriniz ne olur?

Sabırlı olmalarını ve başarı odaklı olmamalarını. Yogada esas olan süreçtir. Bir yere varmaya veya bir şeye yetişmeye çalışmıyoruz. Tam burada, bulunduğumuz zaman ve mekanda elimizden gelenin en iyisini ortaya koymaya çalışıyoruz. Başarı odaklı olduğumuzda, “değer” hissi ile savaşır dururuz. Bizi ne yapabildiklerimiz değerli kılar, ne de yapamadıklarımız değersizleştirir, bunu unutmayın. Önemli olan deneyimlemektir… Bu yüzden elinizden geleni yaparken, sürecin keyfini çıkarın!